kisil 2

  • 441
  • 13
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

esed taraftarı türk solcusu

ortalama sağ siyasetçiler için derinliğin herhangi bir anlamanın olmadığı kesin; buradan herhangi bir derinlik veya meselelere ilişkin tutarlı bir bakış açısı beklemiyor kimse. yalnızca bizim sağımıza özgün olmayan, dünyanın hemen her yerinde benzerlerine rastlayacağınız tür için tek şey çene çalmak ve gerçekleri çarpıtmaktır. tarihe bakış açısından da, mevcuda bakış açısından da başka türlü bir mücadele araçları bulunmuyor. konuyu dağıtmadan yalnızca bir örneği ele alalım: soğuk savaş süresince saldırganlığın her türlüsünü üstlenen hür(!) dünya, barışın değil, savaşın sesi olurken, günümüzde geçmişe dönüp baktığımızda "ama her iki tarafta suçluydu" bakış açısı olsa olsa bizim sağcıların ürünü olabilir. ortalamacı ve vasat oldukları için genel olarak emperyalizmi aklamaya en bayağı yollarla başvurmaları kendilerine içkin bir durum olsa gerek. tıpkı emperyalizm olgusunun yalnızca kapitalizme özgü olması gibi, bayağılık ve vasatlıkta sağın has davranışlarından biri haline geliyor.

yaşanan çatışma ortamını, müdahaleye davetiye çıkartan bir şekilde yorumlamak olsa olsa savaş çığırtkanlarının işidir. barış mutlaklaştırılan bir şey değil; şiddet insanlığın yarattığı bir olgu. bu olguyu yaratan dinamikler ortadan kalkıncaya değin sürecek. burada eleştirilen nokta savaşa davetiye çıkartan hareketlerin neyi meşrulaştırdığıdır. daha düne kadar esad'ın uzunca bir süredir emperyalizm ve piyasa ile uyumlu politikaları çerçevesinde gelişen uyum içerisinde çalışanlar, bugün ne oldu da büyük düşman kesildiler? aslında değişen ne esad, ne de bu politikaları uygulayanlardır, değişen tek şey bölgede inisiyatif kazanma çabasıdır. dünyanın muktedirleri için bugün önemli olan şey artan krizi genel bir savaşa çevirmektir. üstelik bu kriz yalnızca ekonomik değil, siyasal ve ideolojiktir. krizi kontrol edebilme ise ancak olağanüstü şartların yaratılması ile mümkündür.

uzatmayalım, bizim 23 centlik ortalamacılar gözü karatmış olabilirler; ancak hala daha bir sorun ortada durmaktadır. savaş tarafları netleştirdiği zaman, kimin tarafında yer alacaksınız? savaşı meşru görenlerin mi yoksa bu savaşı hiçe sayanların mı? mesele barışta değil, savaşta zaten.

devamını okuyayım »