mavi

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (534)
  • 3207
  • 9
  • 3
  • 0
  • 4 gün önce

auditor

denetlediği her şirketin yaptığı işi (finans sektöründe olsun, üretim sektöründe olsun diğer hizmet sektörlerinde olsun), o işi yapan şirket elemanları kadar bilmesi gerekmeyen, işinin tanımı bu olmayan, zaten böyle bir durum gerçek olsa adı auditor değil allamei cihan olması gerekecek meslektir.

eleştirirken basitçe audit'in ne olup ne olmadığının sınırını çizip, auditor'den beklentileri de buna göre belirlemek, bu beklentileri yerine getirip getiremediğine göre kendisini eleştirmek gerekir.

giriş seviyesinde bir tanım yapmak gerekirse, bağımsız denetçilik hizmeti, bir şirketin mali tablolarından bilgi edinmeyi amaçlayan herkesin menfaati için yapılan bir meslektir ve özetle, mali tabloların, şirketin üst yönetimi tarafından, şirketin içerisinde gerçekten olup biteni (satışları, stokları, masrafları, giderleri gibi) doğru yansıttığına dair güvence vermektir. böylece o şirkete yatırım yapacak kişiler, o şirketten vergi alacak devlet, şirketin sahipleri ve/veya hissedarları, şirketin başka ülkede bulunan bağlı olduğu merkez ya da şirkete borsada yatırım yapacak küçük yatırımcı, şirket operasyonlarınıı yürüten kişilerin, herhangi bir menfaat sağlamak amacı ile finansal verileri gerçek olmayan bir şekilde hazırlamaları riskinden korunmaya çalışılır.

bir de iç denetçi vardır. bir de flamingolar vardır.

auditor'ların yaptıkları işin içeriğinin hakketmediği kadar bir kibire ve havaya sahip olmalarının bazı kimseleri rahatsız etmesi mümkündür. iddia çok yanlış da değildir.

hizmet sektöründe olan tüm firmalar gibi, satış ve imaj önemlidir. dolayısı ile giyim kuşama, yabancı diili ve anlaşılmaz bir terminolojiye ve artistiğe önem verilir. hemen her hizmet satan ve müşteri ile direkt temasta olan firma personelinde olduğu gibi...

auditor'lerin yaptıkları işleri küçümserken, anlamadıkları şeylere örnek olarak diğer finansal enstrümanları vermek pek mantıklı değildir. zira auditor'lüğün avcı-toplayıcı toplumda gereksizliği, ya da auditor'lerin gerçekten üreten kesimi sömüren bir çarkın parçası olduklarını iddia etmek mümkün olsa da, onları en az kendileri kadar sanal olan "forward, hedge, finansal piyasalar" gibi kavramlara hakimlikleri ile değerlendirmektense, örneğin patates üreten bir çiftçiye göre topluma faydaları sorgulanırsa zannımca daha mantıklı olur.

audit'in büyük yaratıcılık gerektiren bir meslek olmadığı tamamen doğrudur. ancak bu da işin doğasındandır. yani denetim müdürlerinin denetim ekibine denetimi yapacakları çerçeveyi ve adımları dikte etmeleri gayet doğaldır. hatta daha da ileri gitmek gerekirse, dünya çapındaki 4 büyük denetim firmasının* neredeyse tüm dünyada değişik muhasebe sistemlerine göre geçerli bir metdolojisi vardır ve sektöre göre de değişen bu metodoloji o denetimin dünya çapında standart bir şekilde yapılmasını sağlar. dünyanın 50 ülkesinde varlık gösteren bir şirketin de audit şirketinden beklentisi budur.

bazen içeriğine fazla dikkat etmeden basit hesapların dibini tutturmaya çalışırlar. bazen o hesapların içeriğini bile bilmezler. ilginçtir ki, o hesaba son derecek hakim şirketin kendi personeli, çoğu zaman bir hesabın detaylı dökümü ile mizanda görünen rakamının tutmadığını auditor gelene kadar farketmemiştir. zaten o hesap tutturma çabası da bu yüzdendir.

oturup ifrs çalışırlar, mümkün olursa, ama genelde işi yaparken öğrenmek ve denetim ekiplerindeki "usta-çırak" sistemi temeldir. kitap okuyaraktan ifrs de zaten öğrenmek, uygulaması ile beraber olmazsa, her gece yatmadan ve tuvalette bile okusanız anlamsızdır. evde tıp öğrenilmeyeceği gibi...

bu şirketler en iyi üniversitelerin iktisadi ve idari bilimler bölümünden, örneğin türkiye'de ortalama senede 350-400 (sadece audit'e...buna vergi ve diğer danışmanlıklar da eklenirse rakam 1000'i bulabilir) yeni mezun işe aldığından, bunların büyük miktarının zaman içerisinde (çoğunlukla 3.seneden itibaren) audit şirketinden ayrılıp, genelde en az iki katı bir maaşla ve daha uygun çalışma saatlerine sahip bir şirkete geçmeleri doğaldır. bu şirketler bu sefil meslekte 2-3 senesini dezenforme olarak geçirmiş elemanlara oldukça düşkündür ve finans bölümüne mümkün olduğu kadar buralardan eleman almak isterler.

auditor'ler finansçı kadar finans bilmezler. maliyet muhasebeci kadar maliyet muhasebesi de bilmezler. sigortacı kadar sigorta da bilmezler. ama bunların hemen hepsinde işe girebilme şansları olur ve girdiklerinde de kısa zamanda sektörel nüanslara adapte olabilecek kadar sağlam bir altyapıları ve deneyimleri olur.

işinizi yapınış şeklinize ve hırsınıza göre 7 gün 15 saat de çalışabilirsiniz, sabah 9 akşam 18 de. genelde mevsimsel yoğunluğa ve denetlenen firmaya göre bu şartlar da değişir.

auditor yüksek saygı duyulması gereken bir insan mıdır? bence hayır. ama gene bence, hiç bir kişiye mesleği dolayısı ile saygı duymak gerekmez. eğer duymak gerekecekse de, auditor'e de duymakta bir sakınca yoktur zira.

devamını okuyayım »
22.09.2008 21:51