obsk

  • 20
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 yıl önce

solaris

--- spoiler ---

tanrının çocukluk sürecini bir gezegende; yetkin olmayan, anlamaya çalışan, sonraları bile unutamayacağı gibi en sevdiği özelliği de olan, yani doğrudan iletişimden kaçan, dolaylı yoldan kendini benimsetmeyi ve yer edinmeyi ilke edinen bilinçli bir okyanus olarak anlatmak...

bu kitap yazılmasaymış bir şeyler eksik kalırmış gibi.

kitabı şüphesiz ki yeri ve onun bir parçası olan, kendinin de bir parçası olduğu polonyayı ve sorunlarını düşünerek yazdı stanislaw lem.

bir gece bellekten çıkıp gelen anılar ete kemiğe bürünürken, tüm bu olanların dolaylılığının odağında –tıpkı diğer dolaylılık gibi- yine insanlar vardır. insanlar ve onların doğrudan iletişim kurma hevesi. doğrudan iletişim kurma hevesi ve çabası insanın egoist bir tanrı olduğunun göstergesi; yetkin olmayan bir tanrı.

peki ya dolaylı yoldan iletişim? o da alaycı ve umursamaz bir böbürlenmeden başka nedir ki?

insanlar için yerin önemi üstünde gezen insanlardır. tabii ki tanrı için de geçerli bu. onlar olmasa ne önemi kalır yerin? bir bellek için de bu önemin odağı anılardır. insan -erk- anılara da tıpkı yeri yönettiği gibi bir kısmına baskıcı diğer bir kısmına yumuşak ve desteklercesine bir üslupla yönelir. onları tanımaya çalışır ama x ışınlarıyla. karşı taraf ise karşı tarafın belleğindeki geçmiş argümanlardan faydalanır. rheya’ları diriltir geçmişten, çünkü daha evvel onlar başarılı olmuşlardır. yani bir nevi panzehir. yılan ölünce zehri de ölür.

kitabın son kısmı kocamış öykünce'de şöyle diyor stanislaw lem:

"tanrıya inanır mısın?

o kadar basit değil. yerdeki dinin geleneksel tanrısını amaçlamıyorum ben. dinler tarihinde uzman değilim. belki düşündüğüm yeni de değil ama – duyduğun oldu mu insanların hiç yetkin olmayan bir tanrıya inandıklarını?

yetkin olmayışı onu yaratan insanların açık sözlüğünden gelen bir tanrıdan söz etmiyorum. yetkin olmayışı özsel niteliği olan bir tanrıdan söz ediyorum. her şeyi bilme yetisi ve erki sınırlı, yanılabilir, edimlerinin sonucunu önceden göremeyen, dehşet uyandıran şeyler yaratan bir tanrı… hasta bir tanrı, tutkuları güçlerini aşan ve bunu da hemen sezemeyen bir tanrı. saatleri yaratan ama saatlerin ölçtüğü zamanı yaratamayan bir tanrı. öyle bir tanrı ki özel amaçlara yarayan dizgeleri, düzenekleri yaratmış ama bu araçlar sonradan amaçlarını aşmış, amaçlarına ihanet etmiş. o öyle bir tanrı ki öncesizliği, sonsuzluğu yaratmış, onunla kendi gücünü ölçmeyi ummuş, ama öncesizlik sonsuzluk onun sonu gelmez bozgununun ölçüsü olmuş."
--- spoiler ---

devamını okuyayım »