şükela:  tümü | bugün sorunsallar (8)
43187 entry daha
  • hırsızın ve şaklabanın takımı.
  • burak yılmaz artık beşiktaş'ın oyuncusudur. onu protesto etseniz de etmeseniz de sözleşmesinin sonuna kadar parasını alacak. yani sizin aptalca protestolarınız ona değil beşiktaş'a zarar verecek. şunu herkes bir kafasına soksun.

    beşiktaş'ı bıraktım diyenler umarım beşiktaş'ın adını ağızlarına bir daha almazlar. beşiktaş'la ilgili başlıklara uğramazlar. penaltı kazanmak için kendini yere atmak ne kadar ahlaksızlık ise verdiğin sözü tutmamak ta o kadar ahlaksızlıktır sözünüzü tutun ve beşiktaş'ın yakasını bırakın. çünkü sözünü tutmamak şerefsizliktir. onursuzluktur. alçaklıktır. böyle insanlar dünya'nın en ağır küfürlerini hak eder. umarım sözünüzü tutarsiniz şerefiniz onurunuz için...

    anasını satayım ya protestocu bu soytarılar yüzünden dün adam net penaltı pozisyonunda düşürülüyor. tepkilerden dolayı çıkıp ta bu penaltı diyemiyor. beşiktaş'ın hakkı gaspediliyor. bunu da düşünemiyorlar hey allah'ım ya
  • bir fenerbahçeli olarak kendisine nötr olduğum takım. ama başıma bir şey gelmeyecekse taraftarını çok seviyorum. yarım saattir youtube'daki taraftar videolarını izledim. yorumlara bakıyorum bütün avrupa ülkelerinden destek yazıları var. adamlar resmen milli gurur amk. şunu da şuraya bırakayım.
  • tiner bağımlısı taraftarları senelerce 'hırsız' diye sövdükleri adamı bağırlarına basar.

    feda diye ortalığı inletmiş, devlet hibesiyle stadyum inşa etmiş matkap ön adlı başkanları 'biz bileklik satmadık' diye aklınca galatasaray'a laf çarpar.

    çakma filozof hocaları 'rakibin yabancı kuralını ihlal ettiğini maçtan önce farketmiştik ama söylemedik' diye mide bulandırıcı bir itirafta bulunur.

    abi neresinden tutsan elinde kalıyor ya. adını değiştirmenin zamanı gelmiş bu kulübün.

    ''ikiyüzlüler''
  • öncelikle; (bkz: #85056935)

    bu girdiğim entry'nin akabinde tonla entry girildi ve hepsini de teker teker okudum. burak yılmaz malumunuz dün ilk maçına çıktı. gerek ekşi sözlük semalarında gerekse twitter dolaylarında sözüm ona bazı hesaplar, bu askıya alma nedeni ile ne orospu çocukluğumuzu bıraktılar ne şerefsizliğimizi ne onursuzluğumuzu.

    hani diyorsunuz ya beşiktaş kimsenin tekelinde değildir diye, o beşiktaş sizin de tekelinizde değil, öncelikle bunu o minik beyinciklerinize yerleştirin. sonra başkalarına onur şeref edebiyatı yapmaya kalkarsınız.

    ben beşiktaş'ı babamdan öğrendim. metin ali feyyaz ulvi takoz recepler ile büyüdüm. o gün hep düsturumuz şerefinle oyna hakkın ile kazan idi. biz böyle büyüdük. 90'larda bu takımda 1 tane bak yazı ile de yazıyorum "bir" tane bile edepsizlik eden, rakibi tahrik eden, kavgacı bir futbolcu yoktu. hakem karşı takımı tutuyor diye santra vuruşunda hakeme rakip sahaya geç denilen adamları savunduk biz yıllarca. galip geldiğimiz maçlarda hep içten içe sevindik, kimseyi tahrik etmedik. fenerbahçeli, galatasaraylı didişmelerindeki ağır abiydik. öyle düşündüğünüz gibi 13 yaşında falan değilim yani. bize siktirin gidin diyen ve bizi 13 yaşında olmakla itham edenler, bugün burak yılmaz, quaresma, caner gibi kendini düşünen, 90'lar beşiktaş edebine adabına yakışmayan adamları baş tacı etmişler, bizi de bu kulübü tutmayın diyerek siktir etmeye çalışıyorlar.

    çarşı üyesi falan değilim, asla da olmadım, üzerinde beşiktaş arması olmayan -büyük harf "a" yazan ürünlerden hiç giymedim. anlayacağınız beşiktaş arması dışında hiçbir gruba falan aidiyetim yok.

    bunu niye yazdım, bugün bize siktirin gidin bu takımı tutmayın diyenler, eninde sonunda kendileri siktir olup gidecekler, işte onun için yazdım. herkesin geçici beşiktaş'ın kalıcı olduğunu çok iyi biliyorum. bu takımı nasıl yalnız bırakırsınız diyorlar. desinler. benim tuttuğum, savunduğum, uğruna komaya girdiğim takım bu değildi, asla da olmadı. o takım bir gün geri geldiğinde ben de geleceğim elbette.

    anlık başarıların peşinden koşup, düsturu ne olursa olsun kazanmak olanlar, bu hayatta hep kaybedenlerdir aslında. bir daha bu kulübü tutmayın onurunuzu şerefinizi kaybedersiniz diyerek itham edenler belki de eski beşiktaş'ı hiç görmeyip tanımayanlardır. o yüzden böyle bol keseden sallayıp insanları aforoz etme yetkisini kendilerinde görüyorlar. onurun, şerefin ne olduğunu bilselerdi, o takımı, o güzel insanları tanısalardı bugün bunları söylemeye ne güçleri yeterdi ne de kelimeleri.

    varsın konuşsunlar beşiktaş'ım. biter bu karanlık günler elbet. o gün aydınlığa yüzü aydın olan beşiktaşlılar ile birlikte yeniden çıkarız. o zamana kadar, aldırma kartal aldırma!
  • 9'u içeride olmak üzere toplam 16 maçı kalmış olan takımdır. henüz hiçbir şey bitmiş değil. şampiyonluk mümkün.

    içeride olan bazı maçlar bursa, fenerbahçe, konya, başakşehir ve kasımpaşa gibi genelde deplasmanlarda sıkıntı çektiğimiz ekiplerle olacak. bu açıdan ciddi olarak bir fikstür avantajı olacağını söyleyebiliriz. bir de ligin ikinci yarısında beşiktaş'ın geçen seneden de bildiğimiz bir odaklanma artışı da oluyor. geçen sene de ikinci yarıda en çok puan toplayan takımdık ama ilk yarıdaki gereksiz rahatlık yüzünden üst üste 3.şampiyonluğa ulaşamamıştık. cuma günü evinde iyi olan akhisar deplasmanındaki takımın iştahı, motivasyonu ve genelde kendine güvenen sakinliği bize bu senenin ikinci yarısının da çok daha başarılı geçeceğini gösterdi. pozitif yönde bir farklılık var. dersler çıkarılmış, sağlam çalışılmış gibi.

    sözün özü, özellikle içerideki bu 5 maçta ilk yarıda yapılan kayıpların yapılmayacağını düşünüyorum. başakşehir ile içeride çok kilit bir haftada oynayacak olmamız da ayrıca güzel olabilir. bu 5 takım haricinde içeride 4 takımla daha oynayacağız. bunlar bb erzurum, göztepe, ankaragücü ve alanya. deplasmanda da yendiğimiz erzurum ve ankaragücü karşısında zorlanmayız. 2-0 yenildiğimiz göztepe ve 0-0 berabere kaldığımız alanya'yı ise içeride geçeriz diye düşünüyorum. artık işin şakasının kalmadığının herkes farkında. herkes top ayağındayken daha ciddi, daha dikkatli ve daha motive oynuyor.

    deplasmanlara sırasıyla bakarsak ;

    -antalyaspor
    -yeni malatya
    -kayserispor
    -rizespor
    -sivasspor
    -galatasaray
    -trabzonspor

    burası işin belki de en önemli kısmı. burada yeni malatya, galatasaray ve trabzonspor deplasmanları en zor görünen deplasmanlar. geçen sene deplasmanda malatya maçı bittiğinde bir tane bile pozisyona nasıl giremedik diye düşünmüştüm. onların da şampiyonluk potasında yer almaları ve iyi oyunları tehlikeli olabilir. zor bir maç, şu aşamada şampiyonluk potasında doğrudan bir rakibimiz ama daha kaliteli kadromuzla ve oyunumuzla onları yenersek harika ötesi bir 3 puan olur.

    diğer bir zor deplasmanda tesadüf odur ki üst üste bilmem kaçıncı sene son haftalar gelirken deplasmanda galatasaray ile oynayacağız. istatistik bilimini ve bunun tesadüfi olarak gerçekleşme potansiyelini hem bir kenara hem de insanların vicdanına bırakırsak ve saha içine odaklanırsak son haftalarda görünen puan durumu bence bu maçın sonucunu etkileyecek en önemli unsurdur. son haftalara sağlam girmek demek moral demek, sağlam psikoloji demek, kalan maçlar için daha da heyecanlanıp motive olmak demek. iki takım için de bu geçerli tabi. güzel bir maç olacağa benziyor. trabzon maçının kaderini de belki bu maç belirleyecek.

    trabzon ise son deplasmanımız. trabzon ile içeride oynadığımız maçta ikinci yarı başlar başlamaz gerçek beşiktaş gibi, özlediğimiz beşiktaş gibi oynamıştık. belki dorukhan'ın golü ofsayt olmasa çöken rakibe karşı farkı rahat rahat açacaktık ama yine de yenilmeden berabere kalmıştık. eğer ki trabzon son haftalara potada girerse -ki bence girecek gibi duruyor- ve tabi ki bizde girersek aynı gs gibi hayati bir deplasmana çıkarız. gs maçının sonucuna göre ve eksiksiz bir kadro ile mental olarak gs kadar kuvvetli olmayan rakibimizi yenebiliriz. yine de trabzon çok kaliteli bir takım dikkatli olmak lazım.

    bence diğer deplasmanlardan kayseri ve rize'yi rahat geçeriz. antalya ve sivas'a verdiğimiz averajı geri alırız ve sorumsuzluğumuzu telafi etmek için o iki maça ekstra motive olarak çıkarız. yukarıdaki 3 zorlu deplasmanı da halledersek bu iş biter. işin en güzel yanı da ligin ikinci yarısında söke söke almış oluruz şampiyonluğu.

    bu arada takviyeler ne olursa olsun kesinlikle gerekiyor. özellikle üzerinde çok durulmasa da sol bek benim acayip dikkatimi çekiyor. adriano sakat veya cezalı ise sol bekte caner asla ama asla olmuyor. belki sol açık yedeği olabilir ama bek oynayacağına 10 kişi başlayalım daha iyidir. hemen hemen bütün topları kaçırıyor, bölgesini bırakıyor, adamını kaçırıyor, çok kolay geçiliyor ve top kaybı olarak kötü bir istatistik ile oynuyor. rakipler onun savunma zaafını iyi bildiklerinden yol geçen hanı gibi orayı kullanıyorlar. medel'e ise ne olduysa henüz hazır değil gibi. bazı garip hareketler yapıyor ve kırmızı gördü görecek gibi oynuyor. hakem uyarsa bile sanki küfretmiş gibi sinirli ve ciddi tavırlar sergiliyor. belki de aşırı doğal bir adam. bunun haricinde sol açıkta lens gerçekten şöyle bir yenilenmiş gibi. hızlı, güçlü, sakin ve iyi oynuyor ama transferde de konoplyanka gibi gerçekten kalite kokan büyük bir oyuncunun ismi geçtiğinden ve o bölgeyi çok iyi kullanabildiğinden kesinlikle gelmesi gerekiyor.

    ha tabi konuşmak basit ama iş eyleme gelince ne olacağını göreceğiz.

    inşallah zafere ulaşırız.
  • fb macına kadar 4 tane mac var. bu 4 macta 12 puan alırsak(imkansız) sonra da fb galibiyeti alabilirsek momentumu arkamıza alabiliriz. gecen sezonda boyle dusunuyordum. ancak one gecip verdigimiz konya ve bursa deplasmanlari yakmıstı bizi. ancak gs ve ts gibi 2 kazık deplasman son haftalarda oynayacagiz. yani son 4-5 haftaya 8-9 puan önde girmeliyiz ki şampiyonluk ihtimali olsun. boyle bir sey olmayacagina göre ve gs ile ts' yi deplasmanda yenemeyecegimize göre şampiyonluk ihtimalimiz %2 falan. ama insallah göt eder bu takım beni.
  • bu sene seri galibiyet alan takım şampiyon olur.
    fener derbisi dahil 5 maç var önümüzde. 5'te 5 yapabilir miyiz? tabii ki yaparız.
    haftada bir maç oynayacağız. ilk etapta fener derbisi dahil tüm maçları kazanmak gerek. imkansız değil. kupa yok, avrupa yok. sadece lig var.

    benim hala umudum var!!