sherlock holmes 90

  • azimli
  • hırçın golcü (264)
  • 2816
  • 28
  • 11
  • 1
  • bugün

far from the madding crowd

herkes ıssız adam'la farkına varmış kitabın. şahsen hala ıssız adam'ı izlemediğimden filmde kitaptan nasıl bahsedildiği hakkında bir fikrim yok. epeydir listemde duruyorken yeni filmin çekileceğini öğrenince film gelmeden alıp okumak istedim. zira filmin tanıtımlarıydı derken kitabın bütün heyecanını yok edebilirdi. gerçi şu sıralar çekilen film ilk uyarlama olmayacak. şimdi çekilen film dördüncü uyarlama olacak. en bilinen uyarlaması ise john schlesinger'ın yönettiği, julie christie ile terence stamp'in rol aldığı 1967 filmi. yeni uyarlamayı danimarkalı usta yönetmen thomas vinterberg yönetiyor. carey mulligan bathsheba'ya, juno temple fanny'e, michael sheen william'a, tom sturridge çavuş troy'a, matthias schoenaerts ise gabriel'e hayat veriyorlar. senaryoyu daha önce thomas hardy'nin tess romanının dört bölümlük tv uyarlamasını kaleme alan david nicholls yazdığından, sağlam bir cast'ı ve yönetmeni olduğundan filmi merak etmemek mümkün değil. işleri zor ekibin ama umarım kitaba layık bir uyarlama olur.

gelelim kitaba. bir aşk romanı. ki hiç sevmem aşk romanlarını. ama bu aşk dörtgeni öyle etkileyici, akıcı ve sürükleyici bir şekilde anlatılıyor ki kitabı bir kaç günde bitirmek mümkün hale geliyor. üç farklı erkek üzerinden aşkın üç farklı yüzüne odaklanıyor. merkeze de uçarı, duygularını kontrol edemeyen, davranışlarının sonuçları üzerinde düşün(e)meyen, biraz kibirli, gururlu, sonradan zenginleşmiş bir genç kızı koyuyor ve bu genç kızın iki senede değişen karakterine odaklanıyor. ama tabi merkeze genç kızı koymuşsa da diğer üç karakteri es geçmiyor. gabriel'le başlayan roman william'la ve troy ile devam ediyor. william'a sıra geldiğinde gabriel'e, troy'a sıra gelindiğinde diğer iki karaktere daha az yer veriliyor hikayede. hardy karakterlerini kanlı canlı hale getiriyor. tabi mekanları betimlemesi de mükemmel. her açıdan dört dörtlük bir roman.

kitapta altı çizilesi çok yer var ama ben aşağıdaki alıntıyı daha fazla sevdim.

--- spoiler ---

sıradan her bir kadına ortalama olarak bir erkeğin gönül verdiği düşünülebilir. kadın bu erkekle evlenebilir; erkek durumdan hoşnuttur, yararlı bir ömür sürdürür, gider... gelgelelim sizin gibi kadınları isteyen yüz erkek vardır. gözleriniz sayısız erkeği büyüleyerek içlerinde boşuna istekler uyandıracaktır.

öyle ya, bu sürüyle erkekten ancak birisine varabilirsiniz. geri kalanlardan, sözgelişi yirmisi, karşılık görmeyen aşkın acısını içkiyle dindirmeye çalışacaktır; bir başka yirmisi, sizin aşkınız dışında tutkuları olmadığı için, ömürlerinin geri kalanını bir baltaya sap olmaya çabalamadan, dünyaya küserek geçireceklerdir. bir üçüncü yirmi kişilik küme de, ki içlerinde zayıf iradeli şu kulunuz da olabilir, her zaman sizin peşinizden sürüklenerek sizi görmekle yetinmeye çalışacak, birtakım çılgınlıklar yapacaklardır. erkekler her zaman öyle sersemdirler ki! geri kalanlar umutsuz aşklarından kurtulmak çabasında az çok başarıya ulaşabilirler. ne var ki, hepsinin de boynu bükük kalacaktır. hem yalnızca doksan dokuz erkek değil, bunların evlenmiş olabilecekleri doksan dokuz kadın da onların yanı sıra mutsuz olacaktır. işte benim sözüm bu kadar. sizin gibi çekici bir kadın insanlık için bir nimet sayılmaz, deyişimin nedeni işte bu."

--- spoiler ---

bu alıntı erkekleri de, kadınları da oldukça iyi anlatıyor. kitabın sonunda da gerçekleşen trajedi hakkında aslında bir fikir veriyor. bu arada bu üç karakterden gabriel'i daha fazla sevdim. yukarıda da dendiği gibi "sevgi emekti"nin karşılığı kendisi.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
02.10.2013 13:34