sherlock holmes 90

  • azimli
  • hırçın golcü (265)
  • 3444
  • 9
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

bir başkadır

spoiler
spoiler

karakterler: kapalı zengin kürt, 5 vakit namazında niyazında fakir muhafazakâr aile, kafası çükünde bomboş bir herif ("eeee söylesene, kalıyor musun bu gece?"), diplomalarını yakmaları gerekli iki psikiyatr, herkese aynı naneyi anlatan bir imam, imamın barlarda takılan kızı, berbat bir dizide oynayan bir aktris ("dijitalden iyi bir dizi gelmedi ki oynayalım" imza: nesrin cavadzade'nin karakteri -nesrin de gerçekte dandik bir dizide oynuyor iki yıldır-).

konu: türkiye mozaiği. gerçekten de mozaik olmuş (!). kürt var, muhafazakâr var, robert koleji mezunu seküler var ama misal biz yokuz. laikiz, ama robert kolejde okumuş seküler peri bizi temsil edebiliyor mu? nasıl etsin? gerçekçi bir karakter değil ki peri. ailesi yüzünden türbanlı insanlardan kaçırılmış, o yüzden onlara karşı önyargılı bir kadın. önyargıyı anlarım, öylesi çok var toplumda ama bir entride yazıldığı gibi peri'nin "hastane odasından çıkar çıkmaz dört türbanlı kadınla karşılaşan birisi" olarak sanki onlarla yolu hiç kesişmiyormuş gibi çizilmesi ilginç olmuş. yani karakterin anlattıklarından bu anlaşılıyor. meryem'e davranışı da öyle. türbanlılardan nefret eden yok mudur? vardır illa ki ama dizinin amacı belli kesimleri temsil eden karakterler üzerinden tr'yi anlatmak iken seküler kesim için peri diye pek de gerçekçi durmayan bir karakter yaratmak (gerçekçi durmayan tarafı türbanlıların olmadığı bir paralel evrende yaşıyormuş gibi gösterilmesi-which is mümkün değil, eğer ki devlet hastanesinde çalışıyorsan) ve en kolaycı şey olan şeyi yapmak; sekülerleri eleştirip muhafazakar yaşama pek bir şey diyememek... tabii bir şey dediği an politikaya girmiş olacak, orası da tehlikeli.

berkun oya risk almadan öyküsünü anlatıyor. politikaya bulaşmamaya çalışıyor, ama aldığımız nefes bile politik. muhafazakâr yaşama bir şey diyemeyen oya kendi cenahını peri üzerinden daha sert eleştiriyor. mozaik falan deniyor ama zar zor belini doğrultan, laik kesime hiç değinilmiyor - dediğim gibi peri bizleri temsil edebilecek bir karakter değil robert kolejinde abdlerde falan okumadığımızdan ve ayrıca laik de olsak peri'nin aksine her gün her saat muhafazakâr kesimle yollarımız kesişiyor -a101'e gidiyoruz misal, peri muhtemelen macrocenter'dan alışveriş yapıyor-.

neyse laik kesimin yansıtılışı sıkıntılı dedik. ya şöyle bir aile hayal edilmiş: boğaz'da yalısı var, facebook postu okuyorlar, halk tv izliyorlar, eko sıkıntı nedeniyle yazlığı satıyorlar, hizmetçileri yok, gündelikçi geliyor, kızları 30 yıl londralarda yaşamış ama niyeyse devlet hastanesinde çalışıyor, özel bir yeri yok. yahu bu nasıl bir aile? zenginlik böyle bir şey mi? adam normal memur ailesini yalısı olan üst sınıf seküler aileye dönüştürmüş. boğaz'da oturup viskilerini yudumlayan kemalizzzler... bunlar "çok 2010" değil mi? madem kızlarını karşı cenahtan (muhafazakar) özenle saklıyorlar, niye özel bir muayene yeri açmıyorlar? peri'nin ne işi var devlet hastanesinde? bu nasıl zenginlik???

aynı şeyi muhafazakâr kesim için yazanlar olmuş. ama meryem'in gündeliğe gitmesine izin veriliyor olmasına o kadar takılmadım. zira 5 vakit namaz kılınsa da, hocanın sözü peygamber sözü gibi algılanıyor olunsa da aşırı katı kuralcı bir aile olarak yansıtılmıyor bu aile. ayrıca öylesi de var toplumda. ha ama diyecekler ki imam, kızını bırakır mı tek başına oralarda? işte orası sıkıntılı, zira adam mahalledeki herkesin hayatına karışan, depresyondaki birisi için "sahte dünyaya kapılıp yoldan çıktığı için böyle olmuş, bu yüzden yanacak" diyebilen birisi. o yüzden bu imam kızını bir başına bırakmaz. karakterlerde sıkıntılar mevcut. zaten çoğu tek boyutlu. aktris mesela, sinan mesela -ki kendisini tanıyamıyoruz, işini bile bilmiyoruz, ne iş yapıyor da o zengin dairede yaşayıp her gün meryem'e para ödeyebiliyor? hem de şu dönemde-... meryem'e gerçekçi değil diyenler olmuş. tam tersine en iyi yazılmış karakterlerden. keza abisi yasin de öyle. kalanı sıkıntılı, peri dahil. kürt aileye hiç girmeyelim zaten, birkaç cümle ve kavgayla bunu derinleştirmeye çalışmışlar ama politikaya bulaşmadan, risk almadan anlatamazlardı, bu yüzden bu ailedeki çoğu şey havada kalmış. aynı şeyi sinan'ın seküler ailesi için de söyleyebiliriz, ki annesiyle niye kavgalı, babasını niye sevmiyor... ercan kim lan? bunlar da hep havada. yani karakterler karikatür düzeyinde ama 30 karakterin hayatlarını kesiştiren sinan'ı anlatmaları gerekiyordu bence. ki bu kesişme de göze batıyor. aktristen gündelikçiye sevgiliye herkesin yolu bu sinan üzerinden kesişiyor ama sinan'a dair bildiğimiz tek şey "eee bu gece kalacak mısın bakalım?" oluyor. herkesi bağımsız türk filmi tadında ağlatıp uzaklara baktırıp 80'ler sıkıcı yeşilçam müziklerini dayayarak süreden yiyeceklerine sinan'ı anlatabilirlerdi ama orada da gene seküler yaşama çuvaldızını batırırlardı gerçi. neyse...

sıkıntı sadece temsilde veya zengin kesimin tanınmamasında değil. aşırı ataerkil ülkeden "mozaik" diyerek alınan tüm erkek karakterlerin de eşlerine çocuklarına bir şey diyemeyen kişiler olarak yansıtılmaları. yasin karısına sürekli yalvaran, sürekli ağlayan birisi, peri'nin babası eşine hiçbir şey diyemeyen, eşinden sürekli azar işiten birisi, kürt babanın sesi soluğu çıkmıyor, kızları saç saça baş başa kavga ederlerken üzgün üzgün yere bakıyor, sonra türkü söylüyor, sinan da aşağılanırken hiçbir şey diyemiyor, zengin kürdün kocası da karısına bir şey diyemiyor, susup kalıyor, özür diliyor falan, ha tecavüzcü bile özür diliyor, sonra ağlıyor, ağlarken yeşilçam müziği giriyor falan... bu diziyi izleyen yabancı kişi ülkenin anaerkil olduğunu sanacak, keşke öyle olsaydı tabii, her gün onlarca kadın katledilmezdi belki... sorunum gerçeklikle velhasıl -seküler zengin ailede olduğu gibi-.

bir de dizi sürekli kendisini tekrar ediyor. birisi konuşacak oluyor, konuşamıyor, diğeri "söyle, cümleni tamamla, ne diyecektin, haydi konuş, susmasana, konuşsana, niye açtın ağzını söylemeyeceksen, ee ne duruyorsun konuşsana, niye susuyorsun?" diye taramalı şekilde giriyor. tüm kitlelerdeki (türk kürt, seküler muhafazakar) iletişimsizliği, yalnızlığı falan anlatmaya çalışmışlar da içimiz şişiyor iletişimsizliği her bölümde 10 kez bu şekilde aktarınca. son olarak sınıf anlatısına girilmemesi öyküyü zayıflatıyor. çünkü her şey sınıfsal ve her şey politik. apolitik bir dizi yapmışlar, en fazla işte iran sineması gibi dolaylı cümlelerle izleyiciye hissettirmeye çalışıyorlar yaşananları.

öyle işte... onca şey yazdım ama kötü değil tabii. gene de hastası olmadım. çünkü eksik gedikler, tekrarlar, zengin diye gündelikçi çağıran aile falan göze batıyor.

spoiler
spoiler

devamını okuyayım »