şükela:  tümü | bugün
29144 entry daha
  • (bkz: #80278262)
    (bkz: #80866207)
    (bkz: #80879737)
    (bkz: #80707857)

    genel olarak camia ile ilgili fikirlerim bu şekildeydi sezon başından beri. doğal olarak okumak istemeyen ve pek de sikinde olmayanlar özet geçeyim;

    - ali koç'un kredisi bende sonsuzdur.
    - cocu iyi hocadır.
    - comolli siktirsin gitsin.

    sezona bu fikirlerle başladım ve 2 aydır takım hakkında tek kelime yazmadan ısrarla bekliyorum. ısrarla takip ediyorum, izliyorum, her hafta heyecanlanıp her hafta hayal kırıklığına uğruyorum. şahsi fikrim hem başkan, hem comolli, hem cocu, hem de taraftar dörtlüsü bazında ayrı ayrı değerlendirme yapma vaktinin artık geldiği yönünde. başkan ile başlıyorum.

    ali koç ile ilgili fikirlerim değişmedi. sonuna kadar güveniyorum, bende sonsuz kredisi var, en az 2 dönem boyunca küfretmem kendisine başarısız dahi olsa. ancak bu kriz dönemini iyi yönetmediği gerçeğini değiştirmiyor. karşısında aziz aykut medyası var, içeride bile artıkları ortalığı karıştırıyor, bizim başkan olan bitenden haftalar sonra haberdar oluyor. daha önce de yazdım, bu takımın ihtiyacı olan, taraftarın istediği şey neşterin vurulması idi. hain aziz'in karanlık döneminden tek bir birey dahi takımda, teknik kadroda, kulüp çalışanlarında bırakılmamalıydı, ancak başkan ağırlığını koyamadı, volkan'ına kadar takımda tuttu. aykut'un yardımcılarının orada işinin olmadığını boş taraftar bile biliyordu, başkan göremedi, bir de çıkmış tv'ye takımı sabote ediyorlar diyor, sakarya çetesi'nden ne bekliyordun acaba sayın başkan ? sportif manada hatalarına gelince, iki hatası var ve bunlardan comolli'yi sportif direktör'lüğe getirmek büyük olanı, sebeplerini comolli başlığında anlatacağım. diğeri ise hepinizin malumu taraftar ile bu derece zıtlaşması ve çalışmayan bir sistem üzerinde bu kadar ısrar etmesi. comolli'nin değerli bir futbol insanı olduğunu düşünmüyorum, cocu konusunda görüşlerim her ne kadar tam zıttı olsa da cocu-fenerbahçe birlikteliğinin yürümediğini ve yürümesinin biraz zor olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz artık. comolli-cocu-fenerbahçe planının taraftar gözünde kredisi artık sıfırın da altındayken ve aziz-aykut medyası her gün sistematik şekilde aleyhine çalışırken yürümeyecek bir birliktelikte ısrar etmesi maalesef kendi kredisini de tüketiyor. yanlış anlaşılmasın, taraftarlar her zaman isyan ederler, kendisinin de söylediği gibi isyan edeni kelle vererek susturmak işin kolay kısmı, ama bir ışık görürsünüz ki zifiri karanlıkta bile olsanız arkasından gider takip edersiniz. sezon başında benim cocu'nun arkasında bu denli ısrarlı bir şekilde durma sebebim gördüğüm ışıktı. her şeyden önce takım pozisyona giriyordu ama şanssızdı, maç kaybetsek bile heyecanlanıyorduk aynı ersun yanal döneminin ilk haftalarında olduğu gibi. barış ve elif gibi gencecik oyuncular ilk 11'de ısrarla sahaya çıkıyorlardı ve hocanın genç oyuncuların arkasında duracağına olan inancım tamdı. berke, yiğithan, oğuz kağan, barış, ferdi, elif, takım bugün kötü olsa bile bu çocuklar yetişecek, yarınlarımız iyi olacaktı. ama bugün geldiğimiz noktada barış haftalardır forma yüzü göremiyor, onun yerine ismail köybaşı hücumda deneniyor. dökülen ortasahada oğuz kağan'ın, ferdi'nin esamesi dahi okunmuyor, hollanda ligi'nde kaç maçta ilk 11 oynayıp skora katkı yapmış ferdi neredeyse lig sonuncusu fenerbahçe'de yedekten dahi oyuna giremiyor. yiğithan'ı, berke'yi zaten hiç saymıyorum bile, bunlar zaten mevkileri gereği forma giymeleri zor isimlerdi ama benim onlardan bile ümidim vardı ancak bu kadar kötü kadro yapısı ve bu kadar kötü sonuçlarla bile elif dışında tek bir genç oyuncu 5 dakika süre almadı takımda haftalardır. bugün geldiğimiz noktada elimizde kalan tek şey ismail köybaşılar, mehmet topal'lar, frey'ler, jailson'lar, hasan ali'lerle dolu tarihin en kötü fenerbahçe kadrosu, 352 mi, 442 mi, 4231 mi, ne olduğu belli olmayan, ne idüğü belirsiz ve sürekli değişen bir sistem ve ruhsuz, bütün inancını kaybetmiş bir takım. sayın başkan, en azından ben sizin vizyonunuzu en başından beri anlayabilen ve düşündüklerinizle heyecanlanabilen, geleceği kurtarmak adına 3 sezonu feda etmeye hazır olan bir taraftar olarak gelecek adına nasıl bir ışık görüp neyin arkasından gittiğinizi, daha da önemlisi bugün ne uğruna neyin bedelini ödediğimizi çok merak ediyorum.

    comolli. bu herif hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum. takımın ortasahasında topa vurmayı bilen adam yokken gitti slimani'nin, soldado'nun olduğu mevkiye hayatımda gördüğüm en kötü forvet olan frey'i transfer etti. takım 8 numara diye ağlarken galatasaray bu herifin gözünün önünde güya çok iyi bildiği premier lig'den ndiaye'yi bedavaya kiraladı getirdi, bu lavuk brezilya'dan 2.5 milyon euro piyasası olan jailson kazmasını 4 milyon'a bize iteletti. beşiktaş bunun ilişkilerinin çok kuvvetli olduğu liverpool'dan karius'u kiralayıp getirirken bu son günlere kadar kaleci aradı. cocu sezon başından beri ısrarla 433 oynayacağını net şekilde ifade ederken takıma ne bir tane adam gibi 8 numara, ne de skorer kanat oyuncusu aldı, sol kanatta ismail köybaşı seyrediyoruz amına koyayım, eline öyle boktan bir kadro verdiler ki herif çaresizlikten ismail'i oynatıyor sol kanatta ve işin daha da kötüsü hepsinin olacağı daha sezon başından belliydi.

    phillip cocu bana göre işin içindeki en masum insan, bütün samimiyetimle söylüyorum bunu. sen 1 sene boyunca yönetimle görüş, iyi bir kadro, sağlıklı bir ortam sözü al, 4 senedir kral muamelesi gördüğün ve başarılı olduğun psv gibi bir kulübü bırak, gel buraya yardımcıların ve oyuncuların kuyunu kazsın, medya ve taraftar her gün sülalene sövsün, oyuncu diye ismail köybaşı'nı önüne koysunlar al oynat diye. benim şahsi fikrim bütün camiada en büyük pişmanlığı phillip cocu'nun yaşadığı yönünde, o imzayı attığı günü pek hayırla yaadettiğini hiç sanmıyorum. elindekilerle bir şeyler yapmaya çalışıyor, 3'lü savunma deniyor, 442 deniyor, belki biraz daha şanslı olsa bugün takım lideri 3 4 puan geriden takip ediyor da olabilirdi ama herkes her şeyi iyi yapacak diye bir kaide yok hayatta. cocu iyi bir 433 hocası olabilir ama bana göre elindeki malzemeye göre yemek yapmayı bilen bir hoca değil, daha doğrusu fazla avrupa disiplini ile büyümüş hollandalı hocaların genelinin sahip olduğu kriz yönetimi sıkıntısına sahip. ha 3 4 sene sabredilse eminim ki kafasındaki çılgın atan takımı oluşturur ancak burası malesef hollanda değil, daha yeşil ışık yanmadan korna çalmaya başlayan adamların memleketinde zor işler bunlar. özetle ben bir taraftar olarak sezon başından beri her daim desteklediğim phillip cocu ve takımına karşı heyecanımı kaybettim, bu dakikadan sonra da bu birlikteliğin yürüyeceğini pek düşünmüyorum, başkan yanlışta ısrar ediyor.

    son olarak lafın en büyüğünü taraftara sakladım. bizim taraftar pek sevmez kendilerini ama ben bir fenerbahçeli olarak fenerbahçe taraftarının trabzonspor taraftarından hiçbir farkının kalmadığını düşünüyorum. kaç tane şampiyonluk yaşamış trabzonspor gibi bir camia senelerdir şampiyonluk yüzü göremiyor, çünkü taraftarı başarılı olmasına izin vermiyor. bunun sebepsiz veya coğrafi bir durum olduğunu iddia etmiyorum tabii ki, seneler boyu kulübün yaşadığı travmalar, çok yaklaşılıp kazanılamayan şampiyonluklar trabzon taraftarının psikoloji'sini bozmuş durumda ve psikolojisi bozuk, sabırsız ve fazlasıyla tezcanlı bir camia olarak sıradan bir anadolu kulübü olmaya çok yaklaşmış durumdalar. aynı şey malesef fenerbahçe için de geçerli. fenerbahçe türkiye'nin en büyük kulübü olma özelliğini yitiriyor ve bunun sebebi kulübün başarısızlığı değil, son maçta kaçan şampiyonluklar ve aziz yönetiminde yaşanan onlarca travma sonrası camia olarak psikolojimizin bozulması, taraftarın kaybetme korkusuyla en ufak başarısızlığa dahi tahammülünün kalmamış olması. fenerbahçe taraftarı olarak bizim taraftarın bu seneki performansını gerçekten hayretler içinde takip ettim. gerek marco fabian olayında, gerek phillip cocu konusunda bir taraftar bir kulübe daha ne kadar zarar verebilir inanın bilmiyorum. bir taraftar düşünün ki sezonun ikinci maçından itibaren bir hocayı istifaya davet etsin. hani diyoruz ya ali koç 4 ayda o büyük sinerjiyi nasıl yok etti diye, bunda ali koç'un yanlışlarından daha büyük pay fenerbahçe taraftarının psikolojik sorunlarında malesef. takım çok kötü durumda, farkındayım, ama fenerbahçe taraftarı bu sene bir gün olsun demedi ki 600 küsür milyon euro borç ile ayakta kalma mücadelesi veren bir takımım var, sonucu ne olursa olsun arkasında durayım, cocu'yu geçtim bugün taraftar forumlarında ali koç istifa başlıkları bile var ve bu adam sadece 4 aydır bu kulübün başkanı, sadece 4 ay. 20 sene aziz gibi kötü niyetli bir haine tahammül eden taraftar iyi veya kötü başkan olduğu veya olacağı tartışılır ancak kesinlikle iyi niyetli olduğunu bildiğimiz ali koç'u 4 ayda sattı, koskoca camia o adamı yapayalnız bıraktı, ne uğruna peki ? bir adet şampiyonluk. vizyon o kadar küçülmüş ki artık kulübü katarlılara satacağız ama şampiyon olacaksınız deseler taraftarın yarısından fazlası kabul edecek, ne ara buralara geldi bu kulüp anlayabilmek mümkün değil.

    başkandan taraftara hepsinin yanlışlarından bahsettim. ben bir taraftar olarak artık hiçbir şeye duygusal bakmıyorum, bakamıyorum, herkes hatasının bedelini ödedi, öder. ali koç'un her zaman arkasındayım ama hatasında ısrar eder, çalışmayan sistemle devam edip gözü dönmüş taraftarın karşısında durmaya devam ederse o koltuktan çabuk iner. taraftar ? geçmişte daum'u aykut'a yedirten bu taraftardı, o aykut yönetiminde kulüp türkiye'nin en büyük kulübünden bir enkaz haline dönüştü, en büyük acıyı taraftar çekiyor. bugün ali koç'a hainlik mi yaptılar ? ali koç gider aziz gibileri geri gelir sikmeye devam eder, gider dördüncü lig'de izlerler takımlarını. bu kulübün kurtulması, eski günlerine geri dönebilmesi için herkes kendini sorgulayacak, herkes hamlesini sonunu düşünerek yapacak. aksi takdirde bu kulübün aynı trabzonspor gibi sıradan orta sıra anadolu kulübü olma süreci hızla ilerliyor ve ilerlemeye devam edecek.
  • toparlanma manifestosu:

    1) mehmet topal ve alper potuk ta gönderilerek bağırsak temizliği tamamlanmalı

    2) comolli ve cocu'nun yerlerine 2 yerli adam getirilmeli. comolli'nin yerine getirilecek adamın fb sevdalısı olması gerekir.

    3) ali koç nüfuzunu servetini kullanacak gerekirse lobi faaliyetlerine başlayacak. tff kurullarında adamlarımız olmalı.

    4) basındaki fenerbahçe antipatisi bitirilmeli.

    5) ergenlerin lafı dinlenilmeyecek.
  • yanlış kişilerle doğru bir süreç başlatmaya çalışan takım. öncelikle şunu belirteyim, itin dışkılama uzvuna sokup çıkardığımız takım, şu an ligin en iyi topunu oynadığı iddia edilen takımdan 6 puan, ve liderden de 10 puan geride olan takım. ligden düştü, düşüyor esprileri artık komik değil. güldük eğlendik, tamam :)
    değişim için en uygun kişi şüphesiz ali koç idi. hem endüstriyel futbolda türk takımlarının alabileceği rolü (porto, benfica, lisbon gibi büyük liglere oyuncu satan ve her sene şampiyonlar ligi'nde var olabilen bir takım yaratmak) çok iyi kavramış hem de kulübün içersinde ağırlığı olan ve en önemlisi taraftarın da desteğini alan bir isim idi.
    lakin, şu an hatasinda ısrar ederek arkasındaki desteği kaybetmek üzere. daha da kötüsü, bazı kendini bilmezler, aykut ve aziz dönemine guzellemeler duzmeye başladı.
    evet sabretmek lazım. ilk sene değil ikinci sene de şampiyon olamasa da sabretmek lazım. ama, sabredecegimiz takım, ismail'in, hasan ali'nin, alper'in, soldado'nun ve en önemlisi frey'in oynadığı takım değil. frey'e futbolcu diyen futbol izlemesin. tek kelime ile leş. futboldan soğudum yemin ediyorum. bienvenu vardı, gitti, guiza vardı gitti, fernando vardı gitti, şimdi de bu dallama.

    hazırlık maçlarını izleyince çok heyecanlanmistim. istekli, dinamik ve genç bir takım. bu hem değişimin felsefik temellerie hem de taraftarın beklentisine uygun bir takımdı. 9. hafta itibari ile takım aykut un takımından daha da beter duruma geldi. ki aykutun takımı en azından sağlamdı, sertti, dipçik gibiydi.
    şu gelsin bu gitsin demiyorum ama en azından ligi bilen ve farklı takımlarda başarılı olmuş birisi olmalı takımın başında. fenerbahçe nedir, onu bilen birisi olmalı.
    velhasıl yeni bir fenerbahçe doğuyor. şu süreçte takımın başında aykut ya da aziz olsa, her hafta hakem konuşuyor olurduk. ya da şenol ile atışmalar, avam avam kaşıntı tartışmalar izliyor olurduk. şimdi en azından maç bitince tvyi kapatıp işimize gucumuze bakıyoruz. bu vasatliga düşmemek bile ümit verici. sırf bu yüzden bu proje başarılı olsun istiyorum. diğer türlü, eskisinden daha vasat bir duruma düşeceğiz.
  • lig iyi futbol-kötü futbol ekseninde değil o topu içeriye atmayı becerip beceremediğine göre şekil alıyor. futbolcular son vuruşlarda biraz daha dikkatli olsalardı bugün berbat dediğimiz takım her şeye rağmen ilk 3 te idi.
  • çalıştığım işin saatleri maç saatlerine uymadığı için, fenerin maçlarını izleyemiyorum diye işi bıraktım!

    o işten aldığım üç kuruş ile tezim için kitap almadım gidip fenerium‘dan kulübe destek için ürün aldım!

    ama allah aşkına sizin yaptığınıza bakın! şu kulüpten dünyanın parasını alıyorsunuz bari canınızı dişinize takıp oynayın be! yazık günah bize de ya! bir sevdamız var fenerbahçe, sabrediyoruz, katlanıyoruz, dayanıyoruz ama sizde de canhıraş bir şeyler görmek istiyoruz!
  • yağmurda çamurda fenerbahçe

    tüylerim diken diken oldu
  • "fenerbahçe türkiye'dir" şeysi var ya hani, en çok da ondan korkuyorum işte ben.

    bunların 20 yıllık tek adam rejiminden kurtulduktan sonra yaşadığı çöküş de hepimizin başına geleceklere dair ufak bir ön izleme bence.
  • 1980-81 sezonunda averajla ligde kalmıştır. söz konusu sezonda lige veda eden ekipler ise rizespor, mersin idmanyurdu ve orduspor olmuştur.

    tarih tekerrür eder mi bilinmez. ancak gün itibarıyla fb'nin içinde bulunduğu durum, tarihinde ilk kez gerçekleşen durum değil.
  • şu an ki mutsuzluk sebebim.
    başka derdim tasam yok değil, ama fenerbahçe'den mahrum olmak hiç bu kadar tadımı kaçırmamıştı.

    belki başkalarına da oluyordur bilemiyorum ama evden uzak kalınca arkada kalanlarla en sıkı bağlantım bir anda fenerbahçe oluveriyor. ne öyle futbol delisiyim, ne de fenerbahçe fanatiğiyim. ama kesinlikle koyu fenerbahçeliyim. belki de ilk defa deli gibi takip ettim yazın transferleri falan. umutlandım yeni takım, yeni felsefe diye. şampiyonluk, galibiyet falan da beklemiyordum, yıllardır izleyemediğimiz güzel oyunu bekliyordum. basket takımının yakaladığı havayı yakalayacaz diye çok hayal kurmuştum. şöyle keyifle maç izleyeyim delirmeden, babamla "ne attık be, nasıl yendik ama" geyiği yapalım istiyordum. çocukluğumun en büyük hatıralarındandır 6-0 sonrası yaşadığım o heyecan, gazetelerin ertesi günkü haberlerini okumuştum satır satır. onu istedim işte eşşek kadar halimle.

    daha önce uzun süreli evden gittiğimde vitor pereira vardı takımın başında. onca işin arasında zaman yaratıp maçları izlemeye çalışırdım, "güzel olacak, inanıyorum" falan diyen romantiklerdendim, olmadı. bir noktada babam "artık izleme maçları, işine bak" demişti. o yüzden ben bu senaryoyu daha önce yaşadım, nasıl bittiğini görüyorum. koca klübe bir şey olacağı yok açıkcası, ama olan bizim gibi üzülen zavallılara oluyor.

    bu sefer bizimkilere çaktırmadım henüz maçları takip ettiğimi. arada soruyorum ama "n'olacak fenerin hali, iyi gitmiyor heralde?" diye. ben yeterince sıkı takip ediyorum haberleri ama bir umut belki yeni bir şey derler, güzel bir gelişme haberi alırım. arkada bıraktığım onca şeyden biri fener çünkü. iyi haberlerini almak istiyor insan.

    3-0 galipken çocuğunu yatırıp, maç 3-3 bitince oyunculara "sabah çocuğuma ne diyecem?" diye isyan eden bir baba vardı, onun gibi hisediyorum kendimi. isyan edesim var, kime neye edeceğimi bilmiyorum. mal mal buraya yazıyorum.
    "n'olur yahu adam akıllı oynasanız/yönetseniz, mutlu etseniz şu taraftarı" diye içimden geçiriyorum arada. maç bitiyor, hala salak gibi "haftaya kazanırız belki" diyorum. bu boş umut, romantiklik nereden geliyor biri söylesin. nasıl kurtulacam bundan? ya da nasıl düzelecek bu takım? ben bunları daha önce yaşadım çünkü, bir daha kalbim kırılsın istemiyorum. ama her şeye rağmen haftaya süper top oynayalım, fırtına gibi eselim sahada, deli gibi mutlu olacağımı da biliyorum. bu yüzden takip etmeyi bırakamıyorum.

    küçükken amcamlar top, oyuncak falan alırlardı galatasaraylı olayım diye. deli gibi isterdim o topu ama, "tamam bıraktım feneri" demeyi yediremezdim kendime. "çok üzülecen büyüyünce" derdi amcam. şu an anlıyorum ne demek istediğini.
  • her halini ayrı seviyorum. can yoldaşım.
10 entry daha