tabularasa

  • azimli
  • şamda kayısı (706)
  • 2961
  • 0
  • 0
  • 0
  • 12 yıl önce

babanın öleceğini bilerek yaşamak

yaşadığım, sıramı savdığım ve acı eşiğimin yükselmesine neden olan yıkım.

babamın öleceğini söylememişlerdi. ve aslında ölecekti. bilmemezlikten geliyordum başta. numara yapıyordum. ama kaçınılmaz sonun eli kulağındaydı. kimse söylemiyordu bana. başka bir şehirdeydim ve aniden babamın hastaneye yatırıldığını öğrendim. kanser çoktan sızmıştı derisinin altına ve babam koyvermişti kendisini. şimdi ise, direncinin son kırıntılarını istiyordu vahşi kanser hücreleri. babam ise sessiz bir şekilde, tevekkül içinde bekliyordu ölmeyi. sanki ötenaziydi yaptığı. günden güne ufalıyordu ama ben öleceğini düşünmek istemiyordum. ablamın çocuğu olmuştu. babam bir dede ve ben bir dayı olmuştum. yeğenim git gide gelişirken, babam git gide ufalıyordu. bunu önlemenin bir yolu yok muydu? ama işte, tanrılar düzeni... sürekli bir can sirkülasyonu... sürekli bir öte dünya transferi. biyolojik açıdan kabul edilebilir ve fakat duygusal açıdan son derece kabul edilemez bir hastalık seyrinin sonunda, babam elini meleklere doğru uzattı.

ben öleceğine üç gün kala inanmıştım. ikna ettiler beni. farkına vardım.

ve o üç gün, babamın öleceğini bilerek yaşadım. oidipus'a acı çektiren kahin theresias'ın kehaneti geldi aklıma. bir anda içimi arkaik bir sancı kapladı. kehanet değildi belki ama oidipus misali bir "trajik bilgilenme" idi bu yaşadığım. bunu da değiştirebilecek gücüm maalesef yoktu. babamı son gördüğüm an, ölüm tarafından tuş edilecek sırtını son bir emanet çabayla bana çevirdiği andı. ağlamamak için kendimi zor tuttum.
"hoşçakal oğum" dedi bana.
hiçbir hoşçakal bana bu kadar dokunmamıştı.
bu deneyimden sonra "gerçek acının" ne olduğunu anlamıştım.
bir sevgilinin elvedası... veya yaşam tarafından bana atılan kazıkların pek de acı vermediğini söyleyebilirim artık.
çünkü ben gerçek acıyı tattım.
ancak doktorlar ölümsüzlük ilacı bulurlarsa isyan ederim.
yoksa herşeye alışıyor insan zaman geçtikçe.
babasının ölümüne bile.

devamını okuyayım »
28.10.2002 11:03