tabularasa

  • azimli
  • şamda kayısı (713)
  • 2961
  • 0
  • 0
  • 0
  • 12 yıl önce

sevgiliyi sahiplenmek için evinin önüne işemek

sevgilinin evinin önü, halk türkülerine de konu olmuş bir mahaldir. bildiğiniz gibi türk halk müziğinde evlerinin önü temalı bazı şarkılar vardır. sevgiliye kur yapma, onu elde etme ya da edememe süreçlerinde yaşananları dile getiren, pek sevdiğimiz, ara ara duyduğumuzda hüzünlendiğimiz türkülerdir bunlar. sevgilinin evinin önü, bu anlamda stratejik bir noktadır. şimdi, sevgiliyi sahiplenme sürecini incelerken bu türküleri referans alıp yolumuzda ilerleyelim.

birinci aşama:

genç adam vurgundur kadına. evinin önüne yaklaşır. duygularını ifade etmek üzeredir kendine göre. o kutsal eşiğe adımını atmıştır. heyecanlıdır, kendini adamaya hazırdır. bir solukta, muntazam bir ritmle sesini duyurmaya çalışır:

“evlerinin önü mersin/ ah sular akar kadınım tersin tersin/ mevlâm seni bana versin/ al hançerini kadınım vur ben öleyim/ah kapınızda bidanem, kul ben olayım...”

sonuç:... alamamıştır. kul olamamıştır. üstüne üstlük, tepeden inen bir kova su da cabasıdır. ama oğlan yılmayacaktır.

ikinci aşama:

genç adam farkındadır. gönül çalma öyle kuru kuruya olmaz. mutlaka güzel mükafatlar alıp onun aklını çelmelidir. başından aşağı inen bir kova sudur belki de oğlanın aklını başına getiren. bu kez daha kararlı, iddialı ve içeriği zengin sözlerle gelmiştir kızın evinin önüne. ona laflar hazırlamıştır, en güzelinden:

“evlerinin önü yoldur yolaktır/ başımızda dönen dektir dolaptır/ ellerin huriyse benim melektir/ ben yarima neler neler alayım/ ben yarima ipek mendil alayım/ darılmışsa gidip hatrın sorayım/ ayrılığa yoktur benim dermanım.”

sonuç: ufak bir tebessüm. yere atılan bir mendil. güzel... bir aşama kaydedilmiştir. şimdi içindeki yangına biraz daha odun atabilir oğlan. çarşı pazar dolanıp en güzel hediyeleri almaya karar verir.

üçüncü aşama:

genç adam kollarında hediyelerle iddialı bir şekilde gelir kızın evinin önüne. çok iddialıdır hem de. kılık kıyafet şahane. kokular sürünmüş, saçlarında jöle. şimdi kendisinin nasıl efendi, edepli ve eğitimli biri olduğunu anlatmaya gelmiştir sıra. kulak veriyoruz:

“evlerinin önü bulgur kazanı/ herkes sever okuyanı yazanı/ kimse sevmez meyhanede gezeni/ armut dalda kız bahçede sallanır/ yere düşer şekerlenir ballanır.”

sonuç: oğlan kızı bahçeye indirir. eli elindedir. kız artık onundur. allahın emri, peygamberin kavliyle alır kızı. evlenirler. ama bu bir sonuç değil, aksine bir başlangıçtır.

dördüncü aşama:

oğlanın götü kalkmıştır. civarın en güzel kızı artık karısıdır ne de olsa. ancak bir süre sonra karısına hoyrat davranmaya başlar. kız, oğlanın bu davranışlarından bıkar bir süre sonra. babasının evine kaçar. oğlan yaptığı hatanın farkına varır. yine soluğu aynı mekanda alır: evlerinin önünde. kız elinde testiyle camdan bakarken, oğlan kıza seslenmeye başlar tekrar:

"evlerinin önü yoldur/ yolun sonu karakoldur/ kurban olam suna gelin/ gel testini bizden doldur."

sonuç: nafile. kız elindeki testiyi oğlanın kafasından aşağı boşaltır. bu haliyle, en başa döner hikaye.. ve oğlan kıza sinirlenir. fermuarını açar. oğlan evin önüne işer. çıldırmıştır. türküye, sanata, ezgiye bel bağlamaz bu sefer. evin önüne işemeye başlar.

“yeter ulan. delirttin beni be kadın. nah şuraya yazıyorum...(şarrr)... sen benimsin. aşağı inmezsen içip içip sabaha dek buraya işeyeceğim. ve hatta, yazacağım dağlara taşlara (şarrr)...”

gerçek sonuç: değişik bir ifade tarzı, farklı bir kararlılık. kız aşağı iner. rezil olmaktan korkar biraz da. kocası koluna takar karısını, sahiplenir. mis gibi kokularla başlayan aşk sarsılmıştır ama çiş kokularıyla sağlama alınmıştır.

eh, bazen de böyle yürüyor bu işler.

devamını okuyayım »
08.02.2005 22:12