tabularasa

  • azimli
  • şamda kayısı (704)
  • 2961
  • 0
  • 0
  • 0
  • 12 yıl önce

aşk aşk olalı görmedi böyle keder

uktecinin notu: ellemeyin

bu ukte tabularasa’yadır.
------------------------------
arkadaş fena yaralıydı.. müthiş kanıyordu yarası.. şöyle sol tarafında vücudunun, dinmeyen bir yara… kalp hasarlı, pek işe yaramıyor. acıdan başka bir şey hissettirmiyor. adeta bir hayalet organa dönüşmüş. kayıp. adam asmalımescit’te bir barda. istanbul’un kalabalık yerlerinden birinde. tabureye oturmuş, viskisini içiyordu. hüzünlü bir müzik çalıyordu. çok kişi vardı barda. herkes kötü durumdaydı. iyi para kazanıyordu barlar. kederden de kazanıyor neşeden de. emekli olunca bir tane açmak lazım..

adam birazdan çıkacaktı bardan. çantasının içinde iş güç yükü.. içindeki en değerli ağırlık bir henry miller kitabı. sanırım seksus. (birazdan çıkarır nasıl olsa görürüz.)

hesabı ödedi adam. sonra keder yürekte, çanta elde.. ayaklar ilerledi ve adam barı terk etti..

günlerden gelecek cumaydı.. daha yaşanmadı ama çok acıklıydı..

pantolonu yırtılmıştı. dikkatsizlik ve umursamazlık kederin bir yan etkisi. prezantabl görüntüden şahane bir ödün. atladı tramvaya. tünel de oturuyordu 2 senedir ve ilk defa tramvaya biniyordu. ne de güzel yakışıyordu kederli adama tramvay. istiklal caddesinin kalabalığına baktı tramvaydan. indi sonra taksim meydanında. sigara da yaksın di mi? olmazsa olmaz. birkaç gün kederini sınayacaktı. gece kulübüne gidecekti. kadınlara yakınlaşıp libido raksı yapacaktı.. ölmemek, delirmemek için.. herkesin olasılıkları alt etme yöntemi farklıydı. bana kalsa aynı şeyi yapmazdım. ama neyse..

elinde çanta girdi bir x kulübe. adını vermeyeyim şimdi. reklam olur.. takım elbiseyle gidilmez buralara. ama o girdi. palyaço gibiydi bu haliyle. ahah, dalga geçmeye başladı piercingli, yırtık kotlu, boyalı saçlı sarhoş gençlik. ama onun aklı sürekli olarak başka bir şeylerle meşguldü. arkasında bırakmış olduğu bir şeyle. .. ya da hala önünde olan bir şeyle mi demeli?. zavallı.. bu arkasında kalan şey, başından geçmiş bir şeydi. bir yandan da kafası meşgul başka şeylerle: “bir şey unuttum mu?”.. “yeterli gücüm var mı?”.. “çantamda bir delik var mı?”.. “unutmak için yeterli zamanım var mı?”..

kalabalığa doğru ilerlemeye başladı. öylesine ilerliyordu. yapılı bir adamdı. sataşan olursa cezasını verebilirdi. yaklaşık 1.90 boyunda. pazuları kalın, kasları güçlü. omuzları geniş, elleri büyük. doğal bir dayanıklılığı vardı. çaba sarfetmesine gerek yoktu.

ama.. ama, amaaa! onu bu hale getiren kadın minicikti. minicik bir kadın. ahhh..35 numara ayaklar çıkıp gitmişti adamın hayatından ve 44 numara koca ayakları nasıl da amaçsızlığa sürüklemişti. kızın biri yanına geldi. bu ne çabukluk. bu ne şans! herhalde ilginç bulmuştu onu.

“saksafon ister misin?
“daha değil”
“fantezilerin var mı? ne olsa yaparım?”
“sanırım yok”
“sanırım ibnesin”
“hayir”
“öyleyse?”
“öyleyse ne?”
“evime gidelim”
“pekala”

adam kederden yapıyordu her şeyi.. bu ne biçim keder?! ama çaresi yok, kafayı yememek için yapıyordu bunu. savuşturmak için kederini. yanlış ama olsun. başından atmak için kederi, herhangi bir kadının evine gidiyordu. darmadağınık bir eve girdiler. tarlabaşı’daydı ev. kimse yaşamıyor izlenimi uyandırıyordu. bir televizyon, birkaç koltuk, bir müzik seti ve elbette yatak. dışardan aldıkları içkileri mutfağa götürdü kadın. elinde dolu kadehlerle içeri geldi.. müziği açtı. işte, klasik atmosfer yaratma durumları.

“çok cekicisin” dedi kadın
“öyle miyim?” dedi adam.
“öylesin valla” dedi kadın ve ekledi “hadi iç şunu da sevişelim.”
“içeyim tamam. içeyim ve sevişelim”

ah çarpık keder. bu adam ne kadar saftı. içkiyi içer içmez sızdı. sonra ne mi oldu? içerdekiler birden üç kişi oldu. adamı küvete soktular. ceketini çıkardılar, sonra gömleğini. en son da fanilasını. uzatmayayım. zavallının iki böbreğini de aldılar. küvette buz torbalarıyla bıraktılar.

sonuç: kalp hayalet organ. böbrekler yok.

adam acılar içinde uyandı sabah. buz dolu bir küvette gözlerini açtı! bir kitap sayfası vardı hemen yanı başında. acı içinde baktı. evde bir kağıt parçası bulamamışlar ve adamın çantasından çıkan kitabın herhangi bir sayfasını yırtıp boş kalan tarafına şunu not etmişlerdi:”sırtını kontrol et. bir eksiklik var sanki!”.. adamın aklına zamanında kendisine forwardlanmış bir mail geldi. böbrek hırsızlarıyla ilgiliydi bu mail. inanmamıştı pek ama işte başına gelmişti. olanlar olmuştu. telefonla polisi aradı. beklerken acı içinde, gelişigüzel koparılmış sayfadan daha önceden altını çizdiği cümleye takıldı gözü: “"aşk hastasıyım. öleceğim bu hastalıktan. bir kepek tanesi... ve zehirlenmiş bir fare gibi çökeceğim." (henry miller, seksus, sayfa bilmemkaç)..

ambulans geldi, adam 9 gün komada kaldı. ama 2 böbreği birden alındığından öldü zavallı. ah aşk! ah minik kadın! senin yüzünden oldu bütün bunlar.

aşk aşk olduğundan beri böyle keder görmedi…
öyle ki;
buzlu çekmecede adam şimdi..
ölü ve sevimli!

devamını okuyayım »
04.09.2004 15:03