thesharkisworking

  • 1171
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

pro evolution soccer 2012

belli bir süre oynadıktan sonra ve "tümüyle bu demo sürümünü baz alarak" konuşmam gerekirse; olmamıştır. ama neden ve neye göre?

biraz * uzunca olacak ama, anlatayım.

işin acı tarafı şu; ps2 pes'lerinin neye benzediğini ne yazık ki artık hatırlayamıyorum. evet, arada sırada oturup oynuyorum, çok da iyi geliyor. ancak onca zamandan sonra, oynanıştaki derinliklere tekrar ulaşmak, öyle bir iki maçla pek mümkün olmuyor ve o oyunları başyapıt haline getiren pas, şut, orta veya yapay zeka gibi alanlardaki tüm inceliklerden mahrum kalmış oluyorsunuz (herkes bilir; pes'i anlamak için uzun süre oynamak gerekir-di). bu nedenle, geri dönüp bir pes 2009'un oynanış videolarına bakınca "ya baya benziyor pes 6'ya, neden sevmemiştik ki bunu?" derken buluyorum kendimi.

neden sevmemiştik... bunun temelde iki nedeni vardı. birincisi, pes 3'ten bu yana kullanılan oynanışta zerre değişikliğe gidilmemiş olması ve yukarıda bahsettiğim o inceliklerin yavaş yavaş kaybolmasıydı. yeni nesille birlikte zayıflayan içerik bir yana (azalan stadyum sayısı, değişik hava koşullarının oyunda bulunmaması, lig ve kupa seçeneklerinde en ufak bir farklılık bulunmaması gibi), oynanış da büyük darbe yemişti. bakın o zamanlar lafmacun'da ne yazmışım: "yaklaşık 1 aydır sistemimde kurulu olmayan oyun (beni tanıyanlar bu durumun ne kadar enteresan olduğunu anlayacaklardır). oynadıkça varolmadığını gördüğüm derinlik, sürekli kanat akınlarına hapseden kısır yapı, attığınız en basit pasların bile yerini bulmasını engelleyen yapay zeka, "zamanla alışırım" düşüncesini sildi ve "mevcut en iyi futbol oyunu" olmaya devam etmesine karşın pro evolution soccer 2008'i uninstall ettirdi..."

araya giren soğukluğun ikinci nedeni ise, elbette yükselişe geçen fifa idi. son derece çeşitli ve gerçekçi animasyonlar, göze hoş gelen özel hareketler, analog kolların efektif kullanımı, adam kaçırma vs. gibi bir kısmı pes'i iyi taklit edip ötesine geçen ve bir kısmı da iyi düşünülmüş ve kotarılmış yeni özelliklerle fifa, çıtayı yukarı taşımayı başarmıştı. çünkü her şey bir yana, "yeniydi". yeni nesile yakışan, yeni bir oyundu, yeni bir deneyimdi.

konami bir türlü kendisini ve oyunu yenilemeyi başaramazken, fifa 2 - 3 yılını gözden çıkararak her şeye baştan başlamış ve bunun da meyvelerini gayet güzel toplamıştı. ea sports, futbol oyunları için yeni dinamikler düşünüyor ve bunları büyük cesaretle hayata geçiriyordu. bu esnada konami, 2008'i takip eden pes 2009 ve pes 2010 ile elindeki motorun orasını burasını çekiştirerek bir şeyler yapmaya çalışıyordu. her sene aynı teraneyi dinliyorduk; şutlar biraz şöyle olmuş, ortalar bilmem ne... bu sırada fifa omuz omuza mücadeleyi, topu dilediğince önüne açma özgürlüğünü veya manuel pas mantığını futbol oyunu türüne kazandırıyordu.

fifa'nın tüm bu yeniliklerle ne kadar tutarlı ve başarılı bir oynanış yakaladığı elbette tartışılır. özellikle fifa 10'la birlikte zirve yapan satış rakamları, ea sports'u "başarı getiren formüle dokunma" mantığıyla daha tutucu hamleler yapmaya sevk etti. bu da orta yolu bulmaya çalışan, etliye sütlüye karışmayan, hem casual'lara hem de hardcore'lara hitap eden bir anlayışın yerleşmesine neden oldu.

konami ise hem japon oyun sektörünün içinde bulunduğu kriz, hem de kültürel etmenler neticesinde çok geç adım atabildi. pes 2011 ile "özgürlük" mottosunu benimsedi ve belli açılardan yenilenmiş bir oyunla karşımıza çıktı. fakat eksik olan bir şey vardı; bu yeniliğe gerekli altlığı sağlayabilecek tepeden tırnağa yepyeni bir oyun motoru. konami bir şeyler eklemeye çalıştıkça karşısına sürekli günü çoktan geçmiş bu teknoloji eskisi motor çıkıyordu. örneğin, 2011'le birlikte inverse kinematics sistemi oyuna yeni ekleniyordu, ancak fifa seviyesinde başarı sağlanamıyordu.

tüm bunların dışında -belki de en önemlisi- konami yolunu kaybetmişti. piyasada tekrar söz sahibi olabilmesi için fifa'ya alışmış yeni nesil oyuncu kitlesine kendisini beğendirmesi gerekiyordu, ancak bunu hardcore bir oyunla yapması epey güçtü (en azından onlar öyle düşünmüştü). belki de en mantıklısı, fifa'nın ayak izlerini takip etmekti. 2010 versiyonuna alelacele 360 derece dribling olayının eklenmesi, 2011'le sunulan artistik hareketler veya -birazdan değineceğim- 2012 versiyonundaki seçimler gibi.

aslına bakarsak, konami farklı bir oyun türünde yaşanan gelişmeleri dikkatle takip edebilseydi, yol haritasını çok daha bilinçli ve doğru çizebilirdi diye düşünüyorum. infinity ward'ın fps oyunu call of duty ve ekürileri dünyayı kasıp kavururken, arkasına ea'i alan dice, battlefield markasını tekrar canlandırmayı başarmıştı. ve bunu, call of duty'nin oyun mekaniklerini veya oyuncu kitlesiyle olan ilişkisini tekrarlayarak yapmamıştı. dice, oyunculara farklı bir oynanış deneyimi sunmuş, bunu çok iyi bir teknolojiyle yapmış ve çeşitli jestlerle oyuncuların sevgisini kazanmayı bilmişti.

velhasıl kelam, pes 2012'ye -nihayet- gelecek olursak… oyunun, kıstılı birlikteliğim süresince edindiğim izlenimler doğrultusunda tam bir fifa taklidi olduğunu söylemek durumundayım (her ne kadar bu görüşümün bir sonraki demo ve tam sürüm ile geçireceğim saatler neticesinde değişebileceğini belirtsem de).

daha önce yine buralarda bir yerlerde söylemiştim, futbol oyunlarında mikro ve makro olarak ikiye ayırabileceğim bir dinamikler bütününden bahsedebiliriz. makro alan, pasları, şutları, ortaları ve yapay zekayı kapsıyorsa, mikro alan da oyuncuların birbirleriyle olan etkileşimlerinden, çalım, adam geçme veya top çalma gibi yakın temas içeren ve futbolcuların bireyselliğiyle ilgili bölümlerden oluşuyor.

eski pes'lerin en one çıkan özelliği, bu bahsini ettiğim mikro alanda benchmark işlevi görecek denli yetkin olmasıydı. sürekli pas ve orta yapmak yerine, sezgisel kontroller yardımıyla kontrol ettiğiniz oyuncuyu sonuna kadar hisseder, adeta o an için o oyuncu olurdunuz. rakibi alt edebilmek için büyük çaba sarfeder, görece zayıf bir futbolcuyla düzgün pas verebilmek için ter döker ve sonuçta ödülünü de alırdınız. pes'in bir çok oyuncuya hediye ettiği orta parmak ödemlerinin esas sorumlusu işte bu zor ikili mücadeleler sırasındaki sonsuz ıkınmadır * .

fifa ise -yapay zekayı saymazsak- makro alanda inanılmaz mesafe kat etmiş bir oyun oldu şu ana dek. göze hoş gelen ve özgürlüğü sonuna dek hissetmenizi sağlayan muhteşem bir pas oyunu, harika ortalar ve uzun toplar ea sports'un oyununu ulaşılamaz bir noktaya taşıdı bu alanda. fakat bu mikro hadiseden bir türlü nasibini alamadı fifa. oyuncularda o ağırlık hiçbir zaman olmadı, sahada kayar gibi dolaştılar. birebir karşılaşmalarda ya o cafcaflı artistik hareketlere başvurmanız gerekti, ya da pas vermeniz. çoğu zaman, rakip defans oyuncusu sadece x tuşuna basılı tutarak üstünüze çıkabildiği için pas atmak daha doğru bir seçenek olarak gözüktü, ne de olsa tüm paslar kontrol ettiğiniz oyuncunun istatistikleri ne olursa olsun doğru adrese hiç şaşmadan gidebiliyordu.

pes 2012'de oyuncular, bazı hantallıklarına karşın inanılmaz hafif ve kontrolü kolay hale gelmişler bir kere. pes 5'teki tokluğu burada hissetmek mümkün değil. her ne kadar pas başarımı için bir slider eklenmiş olsa da, default ayarlarda fifa'nın can sıkan meşhur ping pong paslarının yapılabildiğini söylemeliyim. özellikle uzun toplarda, tuşa ne kadar basarsanız basın, topu hedeflediğiniz oyuncunun ötesine atamıyor oluşunuz hata yapma şansınızı epey düşürüyor. bununla birlikte tuşa hafif bir dokunuşunuzla gayet güçlü paslar atabilmeniz, kontrol ettiğiniz oyuncuyla empati kurma ve onun gibi hissetme fırsatını elinizden alıyor. dolayısıyla pes, mikro alanda ulaştığı müthiş seviyeyi göz ardı edip, "pick up and play" felsefesine sırtını yaslıyor ve fifa gibi kontrolü kolay bir oyun yapmış oluyor.

defans ve çalım sistemi başta biraz zor ve hardcore bir elementmiş gibi duruyor. fakat zaman geçtikçe ( x ) + ( r2 ) ve ( o ) tuşlarının kombinasyonlarıyla çok başarılı sıkıştırmalar yapmayı kavrıyorsunuz ve ortaya eski nesil pes'tekilerden daha başarılı olmayan bir sistem çıkıyor. aşağıda değineceğim; bu sistem topla daha fazla zamana ihtiyaç duyulan fifa için gerekli ve faydalı olabilir, ancak yıllar önce gayet dengeli bir atak / defans ilişkisi oturtmuş pes'in bu maceraya bu kadar merak sarması enteresan bir durum. bunların yanısıra, rakip oyuncuların tıpkı fifa'da olduğu gibi sizin sezgisel anlık hareketleriniz karşısında hiç yanılmamaları, sizi sürekli bir gölge gibi takip etmeleri ve ancak belli hareketlerle alt edilebilmeleri gerçekçilikten son derece uzak ve pes ruhuna da aykırı.

gelelim o çok övülen yapay zekaya. evet, geçen seneye göre takım arkadaşlarınız daha hareketli. ve evet, rakip takımlar sizi zorluyorlar. ancak bunlar, oyunun tam bir fifa 11 hissiyatı vermesini engelleyen şeyler değiller. şu an pes 5'i açıp üst üste 5 maç yapsanız, bu 5 maçta da topla oynama sürenizin yüzde 60'ın üstüne çıkması ihtimali epey düşüktür. fifa'da ise, pas yapmayı seviyorsanız her maç rahatlıkla 60'ın üstüne çıkabilir bu istatistik. yapay zeka rakibin tek yaptığı kendi yarı sahasına gömülmek ve eşşekler gibi defans yapmaktır. topu kapınca da "şöyle üç beş pas yapayım, oyunu rahatlatayım" diye pek düşünmez, hızlı hücumun yollarını arar. pes 2012 ne yazık ki aynen böyle bir oyun olmuş, bu açıdan fifa'dan hiçbir farkı kalmamış. hangi takımı alırsanız alın, rakip gömülüyor ve siz defansını aşmaya çalışıyorsunuz. topu kaptıklarındaysa tek yaptıkları göbekten çalımlarla gelmek. yukarıda bahsettiğim pas trafiği ve genel tempo nedeniyle oyun epey de hızlanmış. sonraki build'lerde değişir mi bilmem elbette, ama başta da söylediğim gibi bu sürüm üzerinden konuşuyoruz.

kaleciler ve şutlar korkunç, bunlara değinmek istemiyorum.

tüm bunlar bir yana, arayüz falan geçen seneyle aynı. sunum yine zayıf. animasyonlarda eklemeler olsa da genel kalite bakımından bir değişiklik yok, sesler ilerleme kaydedememiş. her ne kadar önemli değil desek de artık kabak tadı vermeye başlayan lisanslar yine koca bir eksi olarak karşımızda duruyor.

sonuçta oynanış bakımından objektif bir değerlendirme yapmamız gerekirse… fifa'nın, atak / defans sistemini oyuncuya topla daha fazla zaman tanıyacak ve defansı daha eğlenceli kılacak şekilde yenilemeyi başardığını varsayalım. oyuncu bireyselliği konusunda fifa'nın biraz dezavantajı var, ayrıca oyuncuların "buz pateni" denen kayma hissi hala yerinde gibi görünüyor. oyuncu kontrol tokluğu bakımından iki oyunun da arzulanan seviyede olmadığını (ya da pes'in bu konuda fifa'nın izinden gittiğini) not düşelim. fifa'yı oynamadan yorum yapmak zor olsa da, pes'in çeşitliliği biraz daha fazla gibi. buna karşın fifa'nın pasları ve ortaları, genelde top fiziği biraz daha iyi duruyor.

peki… oynanış dışındaki diğer tüm alanlarda çok daha önde olan fifa mı tercih edilir, yoksa fifa gibi olmaya çalışan bir pes mi?

karşımızda, yeni nesil eski oyunlara kıyasla gayet oynanabilir olan bir pes var sevgili dostlar. bu bakımdan oyuna olmuş denebilirse de, benim hayalimdeki pes olamamıştır. en azından, bu haliyle fifa'yla direk rekabete girmeyi seçmiştir ve bu rekabetten kimin galip çıkacağı da ortadadır. pes 2012 elbette bazı alanlarda öne çıkıyor; pozisyon çeşitliliği daha yüksek, yapay zekaya karşı mücadele belki biraz daha zevkli ya da eski sürümlere göre daha responsive / tepkisel bir oyun. fakat benim için pes ne zaman o thierry henry'li / john terry'li pes 5 gibi hissettirecek, işte o zaman olmuş olacak.

neticede * ; oynanır mı, oynanır. ama -fps metaforuyla devam edersek- call of duty karşısında geliştirilmiş bir medal of honor'la değil, baştan aşağı yepyeni bir battlefield 3 ile durulur. ben futbolun battlefield 3'ünü bekliyorum, uzunca bir süre beklemeye de devam edeceğim sanırım...

devamını okuyayım »
27.08.2011 05:58