şükela:  tümü | bugün
  • herkesin bildiği üzere; geçenlerde bir jeoloji profesörü olmasına rağmen birçok konuda bilginleşmiş bir aydın olan celal şengör, cumhuriyet karşıtı olduğunu ve çözümün monarşi olduğunu söyledi.
    bu konu üzerine binbir türlü laklak edildi; yuhlandı,alkışlandı,eleştirildi. ancak günümüz türkiye'sinde böyle bir çıkış yapma cesareti olduğu için hocamızı tebrik etmekte beis görmüyorum.cumhuriyet konusuna değinmenin vakti gelmiştir ve geçmektedir.

    öncelikle; anadolu, asya ile avrupa'nın ortasında bir köprüdür. medeniyetin beşiği olarak da adlandırıldığı için,tarihten bu yana bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır ve bu nedenle kozmopolit olmak için her şartı taşımaktadır. osmanlı imparatorluğu, anadolu'da kurulup anadolu'da yıkılmıştır, doğal olarak kozmopolit bir imparatorluktur. ancak merkezi otorite son yıllara kadar sarsılmadığı için çoklu kültür etkileşimi osmanlı'yı çok da etkilememiş; enver paşa ve mustafa kemal paşa gibi başarılı komutanlar yetiştirmeye olanak bulmuştur.

    demokrasi bir yunan töresidir. demokrasinin olduğu toplumlarda herkes ayrı telden çalar, hele ki kozmopolit olan anadolu coğrafyasında her etnik demokrasi sayesinde kendi hakkını savunabilme özgürlüğüne kavuşur. yıllardır kürt açılımı hamaseti yasal yollardan yapılıyor, bu hamasetin yasal olarak yapılmasına imkan tanıyan güç demokrasi'dir. demokrasi, türk olmayanların türk yurdunda cirit atmasına zemin hazırlamıştır.

    platon'un demokratik sistemler için 2500 yıl önce yaptığı çıkarımlar çok önemlidir, der ki;" demokrasi, bir eğitim işidir. eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. devam edilirse demagoglar türer. demagoglardan da diktatörler çıkar."
    bu yunan adamın ne kadar haklı olduğu günümüzde kanıtlanır niteliktedir. eğitim sadece okumak ve yazmak değil; her şeyden önce milli bir şuur kazanmaktır. türkiye nüfusu milli şuur bakımından noksan olduğu için eğitimsizdir, bunun sonuçları da ülkemize çok ağır olmuştur.

    elbette kendi töresinde haklı olan platon (islam dünyasında eflatun) bizim rehberimiz olmayacaktır. bizim siyasi,içtimai mezhebimiz türkçülüktür.

    gazi mustafa kemal atatürk; kitaplığından da rahatlıkla anladığımız üzere türk ırkını çok iyi tahlil etmiş, türk tarihini iyice irdelemiş bir devlet adamıdır ve kendisi demokrasinin bize en yakın rejim olduğunu savunmuştur. elbette kendisi de anadolu insanının eğitimsizliğini gördüğü için cumhuriyet ilan edildikten sonra yaptığı ilk inkılaplar eğitime yönelik olmuş, böylece cumhuriyet'i işleyen bir yapıya çevirmek istemiştir.

    aslına bakarsanız 1938'e kadar bunu başarıyla uygulamasına rağmen, ondan sonra gelen devlet adamları bunu kendi lehine kullanmış ve demokrasiyi vatanı büyük güçlere peşkeş çekme amaçlı kullanmıştır. (truman doktrini, marshall yardımları vs. bunun başlıca örnekleridir.)

    biz atatürk'ün kurup yönettiği cumhuriyete değil, ondan sonraki dalkavuklar rejimine karşıyız, her zaman belirttiğimiz gibi "şuurlu demokrasi" bizim temel hedefimizdir. ancak bu coğrafyada şuur ve demokrasi kelimelerinin yan yana gelmesi bu şartlarda imkansızdır.

    kadın pazarlama,uyuşturucu ticareti,terör,kaçak elektrik,mafyacılık gibi işleri kendisine vazife edinmiş halkların cezası hangi dinin şeriatını getirirseniz getirin ölümdür. tek bir din hariç: asrın putu demokrasi. demokrasiye göre bu yapılanlar özgürlüktür,ilerici atılımdır. milletin meclisinde bu söylemleri defalarca duyduk.

    atatürk; bağnaz,dediğim dedik,burnu dik bir adam değildir. yeniliğe açık ve kendisini yenileme kapasitesine sahiptir. çağın şartları neyi gerektiriyorsa onu yapmış, o dönem ileride olan batı gibi ilerlemek de başlıca hedefi olmuştur. atatürkçülüğün altı ilkesinden birisi "inkılapçılık" ilkesidir.

    inkılap ne demektir? "var olan bir şeyin yerine yerisini getirmek." bu ilkenin peşinde dönemin işlemeyen yapısı olan saltanatı kaldırıp cumhuriyet'i getirmiştir.
    peki mustafa kemal bugün yaşasaydı; bugün işlemediğini gördüğümüz cumhuriyet'i kaldırıp daha iyisini mi getirirdi, yoksa bağnazlık edip demokrasiden yana mı olurdu?

    m.kemal'i biraz olsun anlamış olanlar, türk milletine fayda sağlayan ne ise onu yapacağını bilir, şüphesiz ki milletimize faydalı olan da bu işlemeyen rejimi ortadan kaldırmaktır.

    bugün atatürk'ün kurduğu cumhuriyet yağmalanıyor. eğitimimiz de, ekonomimiz de, milli değerlerimiz de abd'nin tekelinde bekletiliyor. atatürk'ün bağımsızlık anlayışında bu var mıdır,bunlar vuku bulabilir mi? solidarist bir ekonomiye bile korkarak adım atan atatürk bunlara izin verebilir mi?

    bugün cumhuriyet aleyhtarlığı atatürk düşmanlığı değil, tam aksine atatürk'ün dediklerini yerine getirmektir. devir memleketi kurtarma günüdür! kurtuluş meritokratik bir yönetimdedir. yaşasın tam bağımsız türkiye!
  • katılıyorum. ama başa paragöz, gerici, yalancı bir kral ve sülalesi değil, ilerici, bilimci, bu halkı kafasına vura vura adam edecek biri gelmelidir.

    demokratik cumhuriyet, nüfusun yarısından fazlasının cahil bırakılmasıyla bitmiştir... bunlar böyle giderse ömür billah boku seçecekler zira...
  • hayal dünyasında yaşayan ihtiyarın önerisi.
    medici sülalesini kitaplarda okuruz ancak dayı. bu coğrafyada bir söz vardır, paşa etmişler önce babasını asmış diye. yetkinin boku çıkar bizim memlekette. cumhuriyet mekanizmalarını güçlendirmek daha makul.
  • meritokrasi liyakate dayanan bir sistem olmasindan mütevellit, liyakati zerre anlayamamis ve uygulamakta müthis zorluklar ceken türk milleti icin ne kadar uygun bir sistemdir orasi tartisilir.
  • geçen sene vefat eden ve halkın %99 baba gibi sevdiği, ömrünü halkının refahı için harcamış tayland kralı gibi biri başa gelecekse başım üstüne.

    amma velakin (bkz: her millet layık olduğu şekilde yönetilir)
  • neresine katılındığını anlayamadığım zırva. "ama başa paragöz, gerici, yalancı bir kral ve sülalesi değil, ilerici, bilimci, bu halkı kafasına vura vura adam edecek biri gelmelidir." buna gerek yok; demokrasi ve özgürlük, kişilerin istediklerini seçme ve seçmeme özgürlüğüne bağlıdır ve cumhuriyet de bunu destekler.

    cumhuriyet, hem türkiye'nin, hem de dünyanın görebileceği, teoride en mükemmel yönetim biçimlerinden biridir. teoride diyorum, çünkü türkiye cumhuriyeti'ne bakarak cumhuriyet yargılaması yapamazsınız. cumhuriyetin miadını doldurması için yerine hakikaten çok daha iyi, üst düzey bir yönetim biçiminin, bir rejimin gelmesi gerekir.

    dolayısıyla biraz ufak atın da civcivler yesin!
  • 21. yüzyılın neredeyse ilk 20 yılını geride bırakmak üzereyken tartıştığımız konulara bakın. monarşiyi savunanlara da bakın hele ne kadar çokmuş? ortaçağ avrupasına dönüş istiyorsunuz. aklınızı başınıza devşirin. savunanlar bir kişinin hanedanlığı altındaki yönetimin nesini savunuyorlar anlamadım. rahmetli atatürk'ün kemikleri sızlayacak.
  • halife götü yalamak isteyenlerin zoruna giden yönetimdir cumhuriyet. cumhur, halktır. cumhuriyet, halka söz sahibi verilip halkın kendi kendisini yönetmesidir. kendisini yönetecek ve temsil edecek kişileri seçebilme yetkisi verilmesidir. tabi gelin görün ki, günümüz türkiyesinde cumhuriyetin c'si yaşanmaz. neden mi? halkın çoğunluğunun şikayet ettiği biri hala demokrasiden bahsederek, cumhurbaşkanının partili olması gerektiğini savunur. cumhurbaşkanı dediğimiz kişi milleti temsil eder, herhangi bir x partisini ya da herhangi bir fikri değil. cumhurbaşkanı objektif olmalıdır çünkü o cumhurun, yani halkın başkanıdır. parti başkanı değil.

    tabi bunlar olması gerekenler. günümüz türkiyesindeki cumhuriyet ile atatürk dönemi cumhuriyetini aynı kefeye koyan andavallar hala utanmadan monarşi gelsin, saltanat-kraliyet vs. gibi saçmalıklarda bulunuyorlar. oldu olacak teokrasi getirelim size. seçin içinizden bir şeyhülislam, onun her fetvasıyla ülke yönetelim. aaa bak, nedense bu hiç yabancı gelmedi lan.
  • yerine katı kemalist askeri dikta yönetimi gelecekse olabilir.