şükela:  tümü | bugün
  • -------------------------------
    ukteci: rock
    ukte zamanı: 11 ay önce
    --------------------------------
    insanın apışıp kaldığı olaylardır.
    -----------------------------------------

    milli piyango meraklısı kişilerin illa kazanmak isterken başlarına gelebilecek enteresan olaylardır.

    şöyle ki: kişi taksim'de kuşların bol olduğu yerlerde gezinir durur belki kafasına bir kuş sıçar da şans yüzüne güler diye. ama olmaz. beklentileri hep boşa çıkmıştır. sonra fakir kuşların sıçmaması ihtimalini düşünüp, zengin kuşların peşine düşer. nişantaşı'na gider. orada yürürken başka bir şey gelişmektedir.

    şöyle ki: şişman mı şişman, bi sıçsa tuvalet taşını delecek birinin evinde bir alem yapılmaktadır. kızlardan biri camdan dışarı sıçarsa onunla seks yapacağını söyler. hatun taş gibidir. adam, alkolün ve abazanlığın etkisi ile camdan dışarı sıçmaya karar verir.

    o sırada aşağıdan bizim adam geçmektedir. adamınn götünden çıkan bokun altında kalarak feci şekilde can verir. olay çok elimdir.
  • tüm gece evin kapısı açık uyunulduğunu öğleden sonra farketmek.
  • eski sevgili ile olaylı, kavgalı, gürültülü bir şey ayrılınır... aradan aylar sonra, yeni hoşlanılan kişinin numarası o eski sevgilinin akılda kalan * numarası ile karıştırılır! hoşlanılan kişi sanılarak eski sevgiliye mesaj atılır.. eski sevgili, hain insan durumu bozmaz, bir güzel eğlenir.. tabi durumda bir tuhaflık fark edilir ama es geçilir... böyle bir kaç gün kandırıldıktan sonra, eski sevgilinin intikam günü gelir, her şey açığa kavuşur...

    (bkz: şimdi ben neye yanayım)

    (bkz: yeni hoşlanılan çocuğun numarası nerede peki)

    (bkz: rezil olmak ile ilgili tüm deyimleri hissetmek)
  • bir dershanede ben dahil yanımdaki birkaç kişinin de dumur olmasını sağlayan olay şöyle cereyan eder.
    yeni kayıt için dershaneye bir aile gelir. x: baba y: kız

    x: dershaneye kayıt için gelmiştik. nereye başvurmamız gerekiyor?
    -kaçıncı sınıf?
    x: 2. sınıf galiba. -arkasındaki kıza dönerek- kaçıncı sınıftasın?
    y: 4. sınıf.
    x: 4. sınıfmış.

    saniyelik süreç içerisindeki yüzümün aldığı hal ise hass...

    şimdi bu veli, önümüzdeki sene gireceği sınavda başarısız olursa kızını da suçlar. neyse, bir şey demiyorum lan.
  • yaşlı bir amcaya uzunca bir süre bir şeyler anlatmak,adamın sizi purdikkat dinlemesi,akabinde oğlunun kulağınıza eğilip ''babam sağırdır '' demesi...
  • arkadaşlarla toplanılan evde çok eğlenip gülmek, geç olup çıkarken kapıyı açınca karşımızda elinde poşetle bir kadın görmemiz. ''çok sesiniz gelince kalabalıksınızdır diye geldim, baharat alır mısınız?'' demesi, sonra içimizden birini tanıması ha bu arada çoktan eve girmiş olması. sonra buyurun diyince dışarı çıkması. tüm bunların sadece iki dakika falan sürmesi.
  • uzun süredir diablo 3 ün hayalini kuran franny kişisi diablo 2 ile bu hasreti gidermek ister. internetten bir türlü oyunun doğru crack'ini bulamayınca yazıcıoğlu'na gitmek durumunda kalan franny girişteki dükkanların biraz ilerisinden oyunun cd'sini doldurtur. eve geldiğinde cd'nin boş olduğunu farkeder. bunun üzerine bir dahaki kadıköy ziyaretinde tekrar yazıcıoğlu'na, bu dükkana uğrar. dükkanda birkaç müşteri bulunmaktadır. o sırada franny cd'yi göstererek boş olduğunu belirtir. satıcı franny'yi bekletir, o arada bir müşteriyle ilgilenmektedir. ama müşteri malı almaktan vazgeçer. müşteri bir anda vazgeçince sinirinden ve hırsından ne yapacagını bilemeyen satıcı birdenbire franny'ye, "abla ne yaptın ya? müşteriyi kaçırdın. söylenir mi öyle? müşteri gitseydi öyle söyleseydin cd'nin boş olduğunu?" diye söylendikçe söylenir. sonraki diyaloglar aynen şöyle gelişir:

    franny: ne yani söylemese miydim? cd' yi boş vermişsiniz.
    satıcı: ama müşterinin yanında demeseydin abla. 150 liralık mal alacak müşteri senin yüzünden kaçtı ya.
    franny: kardeşim ben nereden bileyim müşterinin ne kadar mal alacağını? bana ne, ben buranın sahibi miyim? ayrıca ben de müşteriyim ve boş cd vermişsiniz bir zahmet onu söyleyeyim.
    satıcı: (hemen ses tonu değişti herifin, saçmalamaya başlayarak atara geçti) kaç para verdin? 10 lira mı, vereyim parasını git ya zaten müşteri kaçmış.
    franny: bir dakika ya, kardeşim. ben parasında değilim. cd bozuk çıkmış onu söylüyorum. sen geliyorsun durup dururken bana bağırıyorsun müşteri kaçtı diye. nerden bileyim müşteriyi benim kaçırdığımı? ben buranın sahibi değilim, bir şeyi değilim. müşteriyim ben, bilmem farkettiniz mi? yanlışı yapan sizsiniz, bir de üstüne bağıran yine sizsiniz. haksızken bir de haklı çıkmaya çalışıyorsunuz. bu ne saçmalık!
    satıcı: yaparız, tamam. olmadı parasını veririz. 150 tl lik müşteri gitmiş zaten.

    şeytan dedi ki "al ulen 150 tl yi eşekoğlu eşek, kes sesini" ama tabi tuttum kendimi. "istemem, cd'de senin olsun" diyerek sinirle çıktım. az ilerde başka bir yerden cd'yi doldurttum. sonra düşündüm bu heriflerde on kuruş paranin kalması bile günah diye ve gidip müşterilerinin yanında "ben on liralık müşteriniz olarak parami geri istiyorum" dedim. bu da böyle ucuz bir şekilde parami verdi hemen çık git der gibi. ucuzun yanında ucuz olmamak için paramı aldım, gittim. ama babası neredeyse elli senedir esnaflık yapmış birisi olarak yaptığı eşekliğe lanet ettim. benim bildiğim 5 kuruş fazla kazanacağım diye müşteriye böyle davranılmaz. en azından ben babamdan öyle gördüm. ayrica aptal herif, kılıkla kıyafetle ya da aldığı malın parasına göre insan değerlendirmekle sadece kısa vadeli para kazanırsın. uzun vadede bu kaliteyle değil müşteri kazanmak dükkanı kapatırsın. ama böyle üç kuruşun beş kuruşun hesabına düşen hıyarlar ne anlar! adam diye geçinirler, esnaf olduklarını zannederler, ondan sonra da dünyanın parasını kazandıkları halde neden para kazanamıyoruz deyip ağlarlar. ne diyeyim allah açgözlülükten, paragözlülükten ve ticaretten anlamayan eşeklerden bizleri korusun. böylelerine de bildiği gibi yapsın.
  • zaman: 3 kasım perşembe akşamı saat 22:00 civarı
    yer: osmanbey
    olay: tarafımca araç kullanıldığı sırada, ışıkta beklerken khal dorgo ve khaleesi çiftini gördüm. dumur olmamın nedeni bunun şaka değil gerçek olması. iri kıyım, saç şekli ve yüz tipi neredeyse aynı olan bir erkek ile khaleesi gibi minyon, çok tatlı ve saç rengi neredeyse aynı olan bir kızı birlikte yürürken gördüm. arabada olmasam hatta arabada tek olmasam inip fotoğraf çektirirdim o derece.
  • sanırım lisedeydim. izmirli arkadaşlar bilir, yer: alsancak - fil pizzanın önü.

    bir hafta sonu öğle vakti, bende sabah mahmurluğu, evden çıkmış bakkala gidiyorum.. işte tam o fil pizzanın köşesinde çok güzel bir kızla göz göze geldim. hani gözünü alamamak var ya, işte o şekil arkasından bakakalmışım kıza.. tam o sırada kolumu tuttu biri; yaşlı bir amca. böyle fötr şapkalı, bastonlu falan.. ''çok mu beğendin kızı. torunum o benim, ayarlayım mı sana'' dedi. ben paralize olmuş şekilde ''eeö, şey.. nasıl amca ya'' gibi laflar gevelerken ağzımda, birden ''şaka oğlum şaka, o kadar baktın ki takılmadan edemedim sana'' dedi gülümseyerek.. hey gidi şakacı amca, bildiğin kafa buldu yani sokağın ortasında benimle. en son suratına sırıttığımı hatırlıyorum..*
  • rüyamda çok net şekilde ferdi tayfuru tayfuru gördüm. uyanalı 1 saat oldu ve az once sokaktan geçen bi araba yüksek sesle ferdi tayfur dinliyordu amk. saat sabahın 4 ü lan. ??? kafam karıştı. bi sabahçı kahvesi dinlemek farz oldu.