şükela:  tümü | bugün
  • işletme yöntemlerinin eğitim yönetimine uyarlanmış halidir. ülkemizde 90'lı yıllarda lisans programı bulunmasına rağmen sonradan kapatılmış, günümüzde ise yüksek lisans ve doktora seviyelerinde bölümler mevcuttur. asıl amacı yetkin okul müdürleri yetiştirmek ve denetim mekanizmasını bürokratik teftişten çıkarıp eğitim sürecinin planlanmasında etkin rol oynamasını sağlamaktır fakat ülkemizdeki okul müdürü olabilme şartlarından dolayı alandaki bir çok uzman üniversitelerde akademisyenlik yapmaktadır. bu da işi teoriden öteye götürememiştir. uzmanlar, doğa koleji gibi bir çok şubesi bulunan kurumlar bünyesinde de çalışabilirler fakat milli eğitim sisteminde yerleri çok azdır. ülkemizde ayrı bir bilim alanı olarak çalışılması ise ziya bursalıoğlu'nun emekleri sayesinde sağlanmıştır.
  • yüksek lisans programı benim gibi okul idarecileri için bulunmaz fırsat olan programdır. ancak başvurduğunuz her yerde önceden belirli listeler, girecek kişiler belli olunca pek şans kalmaz. özel üniversitelerin parayla sattığı programları kalır ancak geriye. yıldız teknik üniversitesine başvurduğum şu günlerde yine içimde umutsuzluk yine içimde karamsarlık...
    edit: mülakatını da geçtiğim bölüm. umutsuzluk dağıldı birden! gelsin toz pembe bulutlar...
  • türk eğitim sisteminin en büyük eksikliklerinden biri. incelediğim birçok avrupa denetim sisteminin çok gerisindeyiz.
  • yök tarafından ismi değiştirilmiş yüksek lisans/doktora bölümüdür ve yeni ismi “eğitim yönetimi” olmuştur, ne kadar büyük bir değişim, değil mi :) bu bölüm üzerine yüksek lisans yapmaktayım ve an itibariyle tezimi de bitirdim, genelde dalgalı bir ilişkimiz oldu, bir an sevip bir an nefret ediyordum ondan *sürekli insanlara “hayır, idareci olmak istemiyorum” cevabını bana verdirmek zorunda bırakan bölümdür ayrıca. disiplinlerarası olması ve nispeten türkiye için hala gelişmekte bir bölüm olması olumlu iken lisans bölümü olmayan bölümlere benzer bir şekilde çoğu hocanın egolu olması olumsuz, yalnız bahsettiğim ego öyle böyle değil. bekledikleri usta-çırak ilişkisini benimserseniz genelde siz çırak olduğunuzla kalırsınız ama ortada bir ustalık göremezsiniz *bir süre sonra “örgütsel kültür/gelişim/etkililik”, yani içinde örgütsel geçen her şeyden nefret etmeye başlayabilirsiniz. kazandırdığı farklı bakış açılarıyla beni akademik kariyerimde sonraki aşamaya *taşıyacağına umduğum alan diyerek ikinci bir tanımla noktalıyorum entrymi.

    edit: anlatım bozukluğu.