şükela:  tümü | bugün
35 entry daha
  • okuduğum austerların içinde en sevdiklerimden biri oldu.

    gerek hayata ve sisteme kafa tutmaya çalışan bir genç, gerek geçmişinden kaçmayı başarabilmiş garip bir adam, gerekse jules verne ve astronomik göndermeleri ile, beni gayet oltaya takmayı başardı. hepsi çok güzeldi. neden bilmiyorum ama fogg'la çok özdeşleştirdim kendimi. hele effing'in ölüm döşeğinde ona söyledikleri, acayipti:

    "sen bir düşseversin evlat. aklın ayda, görünüşe bakılırsa da hiçbir zaman oradan inmeyeceğe benzer. hırsın yok, parayı umursamıyorsun, felsefi yanının ağır basması yüzünden sanatçı da olamazsın. ne yapacağım seninle ben? birinin sana bakması, midende lokma, cebinde para bulunmasını sağlaması gerek. ben gittikten sonra tekrar başladığın yere döneceksin."

    maalesef o kadar tanıdık geliyor ki şu paragraf.

    anlatıma, üsluba zaten girmiyorum artık. o hep iyi. ama yine de, özellikle üçte ikilik bölümden sonra gidişatta düşüş var evet, kurgunun zaten zorlama olduğunu biliyoruz ama bunu eleştirmiyorum, belli ki bilerek abartılmış. bunun dışında gayet güzel.
6 entry daha