şükela:  tümü | bugün
  • 75 yaşına girmiş olan koca çınar.

    bazı geceler kafamdakiler kavga çıkartır. birbirlerini yer. müdahale etmekte zorlanırım. vay efendim en iyi gitarist jimi hendrix‘tir. vay efendim en teknik eddie van halen‘dir. yok sen puştsun kirk hammet’i savundun falan. çoğu gecenin galibi eric clapton’dur. teknik, ruh, yetenek, sahne şovu, şiirsellik, imaj vs. gibi tüm kategorilerin ortalaması alınınca konu kapanıyor.
    link’i daha önceleri koymuştum. roger waters ile wish you were here çalacaklar. roger bir türlü giremiyor. ama kendisi cidden başka bir ambiyans yaratıyor. pek tabii bu şarkı hep david gilmour’un çaldığı şekilde kalmalı ama eric dede döktürmüş.

    kendisi bir rockstar değildir. kendisi bir çiçek çocuk da değildir. blues kökenli biridir. kökenli diyorum çünkü yaptığı şeyin tamamı blues değil. o clapton müziği yapar. odur yani onun müziği.

    bir iki gün önce de rüyama girdi. ölüyordu. zaten virüs falan kafam allak bullak. rüyamda korktum. 78 yaşında öldü diyorlardı. yani 3 senesi daha var :)

    sadede gelecek olursak yaşayan bir efsanedir. göremedim ölmeden önce göremeyeceğim de. ama çok yakın hissediyorum kendime.
  • fen lisesindeki bazı kız arkadaşlarımın fizikçi zannettiği müzisyen. zorlu bir fizik sınavı öncesi arkadaşlarla biraz takılmak ve tepkilerini ölçmek için kızlara "eric clapton yasaları da varmış sınavda, baktınız mı" demiştik. sonra bütün kızlar kitapları açıp harıl harıl clapton yasalarını aramışlardı.
    (bkz: hey gidi günler)
  • blackie isimli gitarinin hikayesi yuzunden kendisini saurona benzetiyorum.

    amerika'yi gezerken 6 tane fender stratocaster alip ingiltere'ye getirir ve 3 tanesini 'george harrison', 'pete townshend' ve 'steve winwood'a hediye eder. (three rings for the elven-kings under the sky)

    geriye kalan 3 tanesini parcalatilir ve en iyi parcalariyla blackie yapilir. (one ring to rule them all, one ring to find them, one ring to bring them all and in the darkness bind them)

    ha, cucelere ve insanlara verilecek 16 gitar nerede peki derseniz susar kalirim.
  • öyle bir gitar ustası ki, ian anderson onu dinledikten sonra, gitarı asla onun kadar iyi çalmayacagına karar verip flüt çalmaya karar vermiş.
  • lennon, mccartney ve ringo bir yerlerde takılırlarken janis joplin bunları görür ve ayak üstü laflamaya başlarlar. o sırada yeni yeni iyi bir gitarist olarak müzisyenler arasında tanınmaya başlayan clapton'da yanlarına gelir. clapton biraz heyecanlı ve tutuk bir tiptir ve ısrarla joplin'le laflamaya çalışmaktadır. janis joplin diğerlerine döner ve ''bu concon kim?'' gibi bir şeyler söyler.

    meraklısı biraz incelerse görür. clapton abimizin ömrü terslenmekle, reddedilmekle, terk edilmekle, aldatılmakla geçmiş.

    clapton'ın lakabı ''slowhand''dir. bu lakabın takılmasıyla ilgili olarak rivayetler muhteliftir ve kendisi bile değişik versiyonlarını anlatır ama kabaca kullandığı çok ince gitar telleri performansı sırasında koparmış ve değiştirmesi çok uzun sürdüğü için seyirciler giderlermiş, kızarlarmış ya da booolarlarmış.

    yaptığı işten zevk aldığı, gitar çalıyor ve sahnede olmaktan keyif aldığı vücut dilinden, mimiklerinden, gözlerinden okunan ve devrin müzisyenleriyle iyi ilişkileri olan, bir çoğuyla aynı sahneyi paylaşmış bir blues gitaristidir. clapton'ın gönlünü bluesa verdiği bilinir ve popda yaptığından, bu anlamda biraz tutucu olan rock severler biraz mesafelidir clapton'a.

    derler ki; evet iyi bir gitarist olarak müzisyenler arasında tanınırmış ama clapton'ın müzik severlerce tanınması yaptığı bob marley coverlarıyla olmuş. i shot the sheriff listelerde 1 numara olan 1974 tarihli solo albümü '461 ocean boulevard'da varmış. aşağıda ki video 2010 tarihli. 36 yıl sonra tekrar çalıyor, söylüyor aynı heyecanla.

    i shot the sheriff - eric clapton

    yine şarkıyı, hissederek, yaşayarak, keyif alarak çalıyor, söylüyor. hem onun hem arkadaşlarının sahnede olmaktan, birlikte çalmaktan mutlu oldukları yüzlerinden, mimiklerinden, bakışlarından, vücut dillerinden, hareketlerinden okunuyor.

    onun da onları bırakmadığı gibi dostları da yine onu yalnız bırakmamışlar. kültüre hakim olanlar seyirciler arasında ki en az onun kadar ünlü müzisyen yüzleri tanımışlardır.

    son olarak, cidden içimden gelerek tüm samimiyetimle söylüyorum, allah kimseye vermesin ama yaşadığı büyük trajedi, çektiği acılar biz müzik severlere efsane bir albüm olarak döndü.

    ekleme: geçenlerde birisi artık ne kadar rahatsızsa üşenmemiş başlık açmış; gitar sololarına sallıyordu. herkesin kendi zevki hiç birimiz bir şey diyemeyiz de o kendi zevki üzerinden hakaretamiz aşağılamalarda bulunuyorsa benim de kendi zevkim üzerinden cevap verme hakkım var; bir moka benzemiyormuş gitar soloları.

    a.q.un salağı, bak yukarıda ki video da içinde dolaştırdı o gitarı senin clapton büyük bir huşu içinde çalarken.
  • serce parmagini kullanmayan tek harika gitarist.
  • şunu stüdyoda ben yapsam deneysellik adı altında cümle alem siker eminim.

    http://www.youtube.com/…out-farside_rev-rn-3r-10-hm
  • yuzlerce canli performansinda her sarkinin sonunda ayni ses tonu, ayni tinlama ile thank you der. o kadar ki, sarkinin sonuna yetisseniz, bu thank you dan haa, claptonmis dersiniz. her ne kadar muthis strat tonu ile kim ola ki sorusunun cevabini bulmaniz yine mumkunse de, thank you ile kesin kacmaz. o kadar aynidir ki, claptonun bir yerde bu thank you ifadesini kayda aldigini, her sarki bitisinde bi yerindeki play tusuna basip tekrar caldigini dusunursunuz. o derece.
  • dünyanın en büyük gitar üstadlarından biri...jimi hendrix'in 1968'de bbc'de bir programda hey joe çalarken yarıda kesip, bu boktan şeyden sıkıldım hadi şimdi bir gitar wirtüözünü hatırlayalım diyip sunshine of ur love'a girişte andıı insan...çaldıı gruplar:
    64-65: yardbirds
    65-66: john mayall & the bluesbreakers
    66-69: cream
    69-70: blind faith
    70-70: delaney boney & the friends
    70-70: derek & the dominos
    70- : solo
    mükemmel gitar üstadı...her albümüyle kimlik deiştiriyo...
    parası bitince bi pop albüm yapıyo, soona yeniden kökene dönüş...
  • kurduğu cümlelerle ağlatabilen bi müzisyen. ben ağladım ondan biliyorum. tv'de eski bi konserinde old lovea attığı soloyla bi kaç damla süzülüvermişti. toparlanma gayretimi hatırlıyorum. etrafta arkadaşlar olmasa anıra anıra ağlayacam. hıçkıra , aksıra , tıksıra...