şükela:  tümü | bugün
  • bağlam yayınevinin basımını yapmakta olduğu bilinen ancak dağıtımı yapmadığından mı yoksa yapamadığından mıdır bilinmez bulunamayan ve nihayetinde selis kitabevinin telif hakkını alarak 2005 yılı içerisinde basımına başlayacağı kitap. *
  • selis kitabevinin telif hakkını aldığı ve 2005 yılı içinde basımı gerçekleştireceği söylenirken ve biz yine heyecanla beklerken yapı kredi yayınlarının vitrinini süslemiştir.niye böyle olmuştur aniden ve habersizce bilinmez ama pek bir güzel olmuştur. yapı kredi en azından gereken değeri göstermiş ve vitrininde kocaman bir alan ayırmış abdülhak şinasi hisar için.
    yayınevinden çıkan diğer eser için:
    (bkz: çamlıcadaki eniştemiz)
  • "başkaları daima ancak kendi hesaplarına uygun görüşlerine inanarak bizi kendimize göre değil, kendilerine göre muhakeme ederler ve çok kere erdikleri kanaatlerin bizim hakikatlerimizle hiçbir münasebeti kalmaz"
  • "ekseriyetle şahsi hesaplarda gizlenen sebepleri nafile yere böyle yükseklerde ararız. hayattaki bunca tecrübelerimiz çok kere en doğru teşhis olan en adi teşhisi koymamıza kafi gelmiyor. ve işte bunun içindir ki hemen daima göstermiş olduğumuz saffete sonradan acımaya mahkum oluruz."
  • "herkes gizlice hiyanet ettiği bir ahlaka hürmetini başkalarını itham ile ispat etmek ister."
  • "hayatımızın ve tabiatımızın vakalarına ve hususiyetlerine hariçten bakanlara bunlar çok kere zoraki ve gülünç gözükebildikleri halde insanların derin hassasiyet tabakalarına nüfuz edilince bu hareketlerin ve bu hislerin ihtirama layık bir şeye delalet edebilecekleri görülür."
  • "insanlar, birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır".

    "kadınlar en büyük saadeterini allaha olduğu kadar terzilerine de borçlu olduklarını duyarlar."

    "yaşadığımız zamanlar tam manasıyla bulanık ve karışıktır."

    " (...) zira herkes gizlice hıyanet ettiği bir ahlaka hürmetini başkalarına ithamla ispat etmek ister".

    "birazdan geçidi ve yarın caddesi insanı hiçbir şey şatosuna götürür".

    "vapurların, trenlerin, otel odalarının verdikleri rüyaların ihtiyacını hiç duymaz mısınız?"

    "herkes atinin ziyafetinde mestolur".

    "zaman her şeyi unutturarak her malumattan yeni cehaletler doğurur".

    "hakikatle alakaları kalmayanlar yollarında ancak kendileri gibi hayaletlere ratgelirler."

    "öleceği sırada aklı başına gelmiş olan don kişot gibi..." (orhan pamuk'un yeni hayat kitabındaki kahramanını anımsatıyor değil mi?)

    gibi cümlelerle süslenmiş, ince bir edebiyat örneği. abdülhak şinasi'nin aforizmatik bir dille kurduğu şeker gibi gibi bir metin. ahmet hamdi tanpınar'ın "ağır işçi çalışması", yakup kadri'nin "proustiyen bir hava" yakıştırmalarını yaptıkları küçük ama güzel bir anlatı. fethi naci 'nin yüz yılın 100 romanı"nda "geçmiş zamana övgünün romanı" dediği bir başyapıt. benim için ise tarif edilmesi güç bir hüznün ve neşenin kolkola geçtiği kayıp bir aydın portresi:

    "ah fahim bey, sizi anlamak ne güç şey..."
  • fahim bey, görkemli kaybedenlerin önde gelenlerindendir ve içindeki rikkat ile güzellik onu bize bağlar. fahim beyi yemeyin ! başkalarının çocuklarını yemeyin !
    ..
    " biz böyle boş karanlıklarda parlarken canımızla ödediğimiz bu hayat içinde kim bilir, kim diyebilir ki ölümün zaferi nerede başlar, ölümün zaferi nerede biter?

    ey kendisini gören herkesin türlü türlü bulduğu, başka başka bildiği fahim bey! siz de, o dermansız halinizde, kendinizi bu tahlil edilmez kör, sağır, dilsiz ve hep kendi kafalarına göre giden kuvvetlerin masum bir esiri ve kurbanı olarak duymuş değil miydiniz? kati yalnızlığa ve sükuta düşmeden, her zerreniz çürüyüp dağılmaya razı olmadan ve ölüm sizin yüzünüze de sırrını saklayan meçhul ve efsanevi bir adam maskesi geçirmeden evvel siz bu meseleleri halleden vazıh bir tahlile varabildiniz miydi? siz acaba kendiniz hakkında düşünmüş müydünüz? acaba kendiniz hakkında siz ne teşhis koymuş ve son olarak ne hüküm vermiştiniz?
    ...
  • bu eserinde çok beğendiğim bir tahlil yapmıştır:

    '' bir insanın içinde daima saklı kalan hakiki benliğini tanıdığını kim iddia edebilir? kimse göründüğü gibi değildir. fakat kimse görünmediği ve kendi olduğunu sandığı gibi de değildir. kimse bizi olduğumuzu sandığımız gibi göremez. kimsenin nasıl olduğunu hiç kimse bilemez.''