şükela:  tümü | bugün
  • buğday derneği tarafından feriköy halk pazarı içinde 17.06.2006 cumartesi günü kurulmaya başlanan, tamamen organik ürünlerin satıldığı pazar. ana sponsorları milupa ve pınar organik süt tür. açılışını şişli belediye başkan yardımcısı yapmıştır. kavanozları üzerinde organik bebek maması yazması, tarım ve köyişleri bakanlığı nın onayları, ayrıca organik ürünler kanununa uygun olduğuna dair ibare yetmezmiş gibi belediye başkan yardımcısının pazarda domates, biber, hıyar standlarını es geçip milupa standına yönelişi gözden kaçmamıştır. standta görevli kızlara ''sertifikanızı çıkarın'' demesi bir zabıta memurunu çağrıştırmıştır gönüllerde.
  • bu organik pazarın girişinde hemen solda çay ocağı vardır. çay ocağının camında şöyle bir levha asılıdır :

    "müessesemizde organik çay kullanılmaktadır"
  • neresi bu feriköy, nasıl gidicem bu pazara diyenler için:

    http://www.bugday.org/epazaryeri/harita.html
  • ismi aslında feriköy ekolojik pazarıdır. hatta gidip birkaç üretici ya da üretici temsilcisi ile konuşulunca, birçoğunun organik kavramının bir şekilde içinin boşaltılması nedeniyle "ekolojik" denmesini tercih ettiği görülecektir. esas olarak görünüm itibariyle tipik bir pazarı andırsa da gidince saatlerce kalınabilinen ve sadece yemek içmenin değil muhabbetin de tadına varıldığı ortamdır...
  • organik pazara degisik garip isimli otlar alinmak icin gidilebilecegi gibi kahvaltı etmek icin de gidilebilir. alısveristen once guzel gozlemeler yenir. ne de olsa uzmanlar gereksiz seyler almamak icin ac karina alısverise cıkmayin diyorlar.
  • değişik bir mizah anlayışıyla karşılaşıp, eğlenceli bir cumartesi geçirmek isteyenlerin gitmesi gereken pazardır.

    serçe parmağımdan hallice havuç, avcumdan az daha büyük pörsümüş marul, çürük elma ve küçüklükleri yüzünden göremeyip de hatırlayamadığım bir sürü pigme meyve sebzeye eğer organik deniliyorsa, ben bu hormonun, genetiği değiştirilmiş tohumların gözünü seveyim yahu. ben o havucun bir de kabuklarını soysam elimde kalan kalem kadar şeyi nasıl rendeleyeceğim. ve daha cevabı belirsiz birbirinden neşeli sorular..

    tezgahlar boş, ürünler kötü, fiyatlar uçmuş, yöresel hiç bir şey yok. güle güle bir hal olduk, hormonu icat edene şükrederek uzaklaştık bu tuhaf pazardan.
  • günümüzde ufacık, pahalı, çürük vb gibi hakaretlere maruz kalan, yakın gelecekte de kalabalığından olduğu yere sığamayacak pazardır. ayrıca müşterilerinin neredeyse yarısı yabancılardan oluşan pazardır. ya da bana öyle denk geldi, henüz bilinçlenmemiş türk halkı hormona, pestisite, gdo'ya doyarken istanbul'da yaşayan yabancıların burayı duyup da sağlıklı gıdalara akın etmiş olma ihtimalleri de yüksek tabi..

    1984 doğumlu biri olarak hayatımda hiç hormonsuz çilek yemediğimden neymiş nasılmış acaba diye organik çilek alıp tadına bakmamla gözlerim yaşardı, oha bu ne lan dedim, sanki tropik egzantirik bir meyve yiyormuşcasına şaşırdım, gerçek çilek gerçekten güzelmiş..

    evet fiyatlar gerçekten yüksek fakat tüketimin artmasıyla maliyetlerin düşürülebileceği ve hatta tüm dünyada önemi gittikçe artan organik tarıma ülkemizde de devlet desteğinin artacağı düşünülürse eninde sonunda fiyatlar makul düzeylere inecektir. ayrıca yüksek fiyattan elde edilen geliri çiftçilerin cebe attığı sanılmasın.. işte yüksek fiyatların en mühim müsebbibleri:
    (bkz: kontrol)
    (bkz: sertifikasyon)
    (bkz: ithal girdi)

    tezgahlarda ürünlerin hemen yanlarında duran sertifikaların görülmesi mümkün, dört kutucuk içeren etiketlerde ürünün adı, fiyatı, üretildiği şehir ve kontrol eden/sertifika düzenleyen şirketin ismi bulunmakta..kapı gibi diplomayı koymuşlar yani.

    sonuç olarak, günde 3 paket sigaraya, iddaa kuponuna, zarta zurta para bulan yurdum insanının sağlıklı gıdaya haftada 5-10 lira ekstradan harcamayıp fiyatlardan şikayet etmesi anlaşılır gibi değildir. ulan o kıstığın paraları 20-30 sene sonra zaten kemoterapi, radyoterapi vb yerlere harcayacaksın yiyip içtiklerinden kanser olunca..bari kendine, çocuğuna sağlıklı bi beslenme ortamı hazırla.

    neyse bu da böyle bir anımdır.

    (bkz: entry girerken sinirlenmek)
  • sayesinde birçok sebze ve meyvenin tadını 30 yaşından sonra öğrendiğimiz pazar. bugün aldığım girit kabağı gözlerimi yaşartacak cinstendi mesela , çileklerin tadını unutamazsınız , kavunu mutfakta kestiğinizde kokusu uzun süre geçmiyor vesaire vesaire. evet fiyatlar çok pahallı mesela bir kilo şeftali 5 lira , domates 2 - 2.5 lira ama tanesi 50 gram gelen ve ne olduğunu anlamadığınız kirazlardan , elma büyüklüğündeki çileklerden ya da çin malı sarımsaktan farklı bir ürün alıyorsunuz. özellikle ufak çocuğu olanlar ya da bebek bekleyenler üşenmeyip mutlaka uğrasın , mükafat olarak da gözlemeci teyzeden organik gözleme yesinler. günümüzde patlama noktasına gelen mide ve bağırsak kanserleriyle elimizden geldiğince mücadele etmek için organik tarımı desteklemekten başka şansımız yok çünkü. yoksa kolum kadar havucu , kafam kadar elmayı üretmek gerçekten çok kolay.
  • nihayetinde bu hafta sonu melkilerin de arzı endam eylediği pazardır kendileri...kilosunun yirmi tl olması ise ayrı bir bahis konusu olsun efem, ağzımızdaki tadı bozmayalım...
  • bu pazar aynı zamanda pazartesi ve perşembe günleri normal yiyecek pazarı, cuma günleri sosyete pazarı, pazar günleri ise bit pazarıdır.