1. o kadın hakkında çok şey anlatır.
    öyle inceldiği yerden eleştiriler ki kendilerini size hoş bile gözükse o kare kendinizden şüphe edersiniz. hiç konuşmasa 3 saniyede geçeceğin fotografı detaylandırdıkları için hiç aklınıza bile gelmeyen konular hakkında bilgiye doyarsınız. buradan tüm dünya kadınlarına işlerine yarayacak şu çok önemli bilgiyi vermek istiyorum. bir erkek fotonuza baktığı üç saniye içinde mastürbasyon malzemesi olabilecek doneleri ayıklar gerisini sikine bile takmaz. sen çok mu sarhoştun, üzerinize araba su mu sıçratmıştı, heyelan mı olmuştu, çığ mı düşmüştü, bağırsak ameliyatına mı girmiştin bizim sikimizde olmaz.
    bacak, meme, am, göt gözüküyor mu fotoda ona bakıyoruz biz.
    gözüküyorsa güzelsin, gözükmüyorsa istersen arkada atlantis olsun, volkan patlasın geçer gideriz.

    bir kere de olumlu bir şey söyleyin kendinizi fotoda gördüğünüzde dişimi kıracağım. senin iki saniye tahammül edemediğin o surata aylarca bakan adam var o ne yapsın.

    -saçlar dağılmış baksana spadan çıkmıştık o gün.
    -bize ne lan baktık geçiyoruz fotoyu
    -ay ay ay bak balıkçıya gitmiştik o gün arkamızdaki istakozun kırmızısı eteğime bulaşmış.
    -bulaşmış mı lan hakkat. peh uzun etek.
    -konuşurken çekmişler hep ağzım açık kalmış çok çirkin
    -yaa yaa. dolgun dudak mı ki o

    gerçi biz bu gerizekalılığın altında ne yatıyor çok rahat görebiliyoruz ama hemcinslerim diye söylemiyorum, erkeklerin sikişmek için yaptığı yalakalığın haddi hesabı yok. hepimiz am sikebilmek için karakterimizden taviz veriyoruz. kadın ile erkek arasında arzuya dayalı bir çekim olmasa, siz kendi fotografınıza bakıp ezik ezik konuşurken, öyle bir göt ederler ki sizi kendinize gelmek için terapi alırsınız. ilgiye açlığınızı gidermek için bulduğunuz taktiğin kof olduğunu bir tek siz fark edemiyorsunuz yahut erkekleri hakikatten mal sanıyorsunuz.

    "ay ben çok çirkin çıkmışım" diyeceksiniz
    biz de diyeceğiz ki "yok olur mu çok güzelsin"
    oradan egonuzu pompalayacaksınız. yer miyiz lan biz bu numarayı. baksanıza siz şu gözlere, yarrak kafaları sizi. kapalıçarşı çocuğuyuz lan biz.
    kendini çirkin görüyorsan çirkinsin, aptal görüyorsan aptalsın. yok öyle üç kuruşa 5 köfte.
  2. kendini beğendiyse: "ayy ne güzel çıkmışız"
    kendini beğenmediyse: "uf ne biçim ya silelim şunu, bida çeker misin tankut?"
  3. bir yılda çektiğim fotoğraf sayısını 365'e bölersem eğer günde yaklaşık 10 fotoğraf filan çekiyorumdur. deneyimlerime dayanarak söylüyorum ki eğer çekilen toplu veya şahsi fotoğrafın ardından kişi direkt fotoğrafa bakmak istiyorsa bu eksi olarak hanesine yazılır zihnimde.
    fotoğrafa baktıktan sonra da genellikle "ay çok çirkin çıkmışım, sil bunu." der. niye sileyim canım benim fotoğrafı. sanki ben o fotoğrafları sen güzel çık da facebook'una koy diye çektim.
  4. görünüşüne göre "sakın facebook'a koyma bak öldürürüm seni!" ya da "süper ya! akşama koy face'ten alırım ben"
  5. 'ya ben gerçekte de böyle miyiiim?' sorusu çirkin ve şişman çıkılan bir fotoğraf sonucu dişi kişisinin ,moralini düzeltmek için etrafa sorduğu soruların başında gelir.
  6. "bok gibi çıkmışım" a varıyorsa bu ilk cümle, genelde (bu önemli. genellemeye yapar gibi yapıp yapmıyorum demek bu), "kendime özgüvenim tam, arada çirkin de çıkabilirim. zaten çirkin çıkmışım dememin özünde de aslında güzel olduğum yatıyor. ama şimdi beni biraz pohpohla. çünkü bu ego bundan besleniyor tatlım" anlamına gelir.

    şimdi, biliyorum. insanları genelliyorum, art niyet dedektifliği yapıyorum, niyet okumanın bokunu çıkarmışım ve tüm bunlar çok itici. evet! aksini iddia etmiyorum. ama gerçeklere de tümüyle kapatamıyorum kendimi. sen ne kadar itici bulsan da, ne kadar istesen de inanmamayı böyle bir gerçek var. bir süre önce, bende bu gözlem mizahı temelli niyet okumalara kıl oluyordum. sonra anladım ki bunlar gerçekler. hani, oradan biliyorum yani. sakin olup mantıklı yaklaşmakta fayda var. her şey açık ve net.

    kadınlar, esasında, kendini beğenmenin itici bir şey olduğunu bildiklerinden bir otokontrol mekanizmasına bağlı olarak yapıyorlar bunu. bu ilk cümleyi "beni pohpohlayın" tadında kurmalarının bir nedeni de bu "kendini beğenmiş" olma korkusu. bu biraz daha kabul edilebilir bir şey aslında. yani ben bu nedeni görünce, "canım yaa, kasma kendini" seviyesine inebiliyorum. şefkat gösterebiliyorum. içimden geliyor gerçekten. ama diğer neden, egosal açlığa dayanan neden, bu nedenin tüm izlerini silip nefret dolmama neden oluyor. neden nefret doluyorum? çünkü ben bu insanı sevmiyorum. neden sevmiyorum?

    son paragrafın son sorusunu yeni paragrafın ilk cümlesinde cevaplamayı sevebiliyorum. sabahtan akşama kadar sokakta çıplak ayaklarla oynamış çocuğun ayaklarına bakıp bu ayakları sevebiliyorum. vitrinde gördüğüm alelade ve asla benim olmayacak bir takımı sevebiliyorum. peki neden bu insanı sevemiyorum? çünkü bu insan, egosunu şişirebilmek için her daim böyle küçük oyunlara ihtiyaç duyuyor. çünkü bu insanın kendisine saygısı yok. çünkü bu insan, kendiyle mutlu olamıyor. bu insan, her daim çevresinin sempatisini kazanmak zorunda olmaya mahkum. çevresi olmadan, beğenilmeden hiçbir şey yapamıyor. sevmediğim bir tabir yakışıyor bu insana. "ezik" bu insan. sevilmeyi hak etmiyor.

    ben böyle şeylere gerçekten çok üzülüyorum.
    kendisini bir başkasının beğenileri üzerinden tanımlayan insanlar gördükçe dişlerimi sıkıyorum.
    insanların asla içinizdeki gerçek sizi göremeyeceğini bilmiyorsunuz çünkü. ve asla o gerçek sizden yola çıkıp size değer veremeyeceklerini. size verdikleri değer, sizin onlara gösterdiğiniz, değer görme maksatlı çizilmiş bir karikatürden başka bir şey değil. ve bu karikatürle aldığınız övgülerin sizi mutlu etmesi, tatmin olmanız benim kanıma dokunuyor.
    kimse sizi gerçekten tanıyamayacak.
    ve kimse, gerçekten siz olduğunuz için değer vermeyecek.

fotoğrafta kendini gören kadının ilk cümlesi hakkında bilgi verin