şükela:  tümü | bugün
  • umudumu çoğaltıyor kendisi şu sıra. güzel analiz, iyi bakış açısı...
    http://www.gazeteduvar.com.tr/…r-ve-kaybedilmistir/
  • her yazısını okuyorum. söz uçar, yazı da uçar*. ekleyelim.

    http://www.gazeteduvar.com.tr/…asinda-bozuk-sarkac/

    "...

    ‘virankaya’ isimli anonim bir kürt kentinde, öldürülen kaymakamın yerine giden yeni idealist kaymakam…

    sarkık bıyıklı, savaşçı ama ‘ulu bilge’ edalarında türk-islam ‘felsefesi’ parçalayan, “kuran’da yeri var, sen tetiğe basarsın ama allah vurur” diyen, bir kadın pkk militanına ateş ederken osmanlı yüzüğüne odaklandığımız özel tim polisleri…

    dokunulmazlıklar için “o hakkı bu vekile millet verdi geri almasını da bilir” diye ‘kahinlik’ eden terörle mücadele guruları…

    “gazeteciler buraya gelip masabaşında kafadan yazıyor” diyen, aslında aptallık derecesinde şaşkın, saf ve “sevimli”, e tabi “devletine bağlı” taksici tipiyle tarif edilen “iyi yerliler”…

    kandırılmış ve öfkeyle doldurulmuş gençler; onları kandıran ve “yabancı güçlerle” açık işbirliği halinde olan, “sen bunlara kafanı yorma erdal, gençlere molotof attır gerisine karışma” diyen kürt siyasetçiler…

    şehir savaşını fiştekleyen yabancı vakıf yöneticisi otto…

    kürtlerin boynunda poşuyla doğduğunu falan sanan, klişeci, kolaycı, basmakalıp ama hepsinden önemlisi, halkı ve bölgeyi zerrece tanımayan bir “sanat yönetimi” tarafından uydurulmuş sözde kürt sokakları…

    birkaç propaganda broşürü okuyarak kotarılmak istenmiş, “asimilasyon” gibi “zorlu” sözcüklerin beceriksizce yanlış telaffuz edildiği; bizzat “barış” kavramı ve sözcüğünün kirletilmesi için çalışılmış çirkin diyalog ve monologlar…

    tüm bunlar, bir dizi ekibinin değil, bu dizileri siyasi amaçları olan bir popüler kültür furyası olarak organize eden (haydi onların kavramlarıyla söyleyelim) yerli ‘üst akıl’ın, bölgeye ve halka çarpık bakışıdır…

    ..."
  • itu metalurji mühendisliği mezunu olup gazeteci olmuştur.
  • "bir kuru dal ağaçtan kopar gibi" başlıklı şu yazısı içerik itibariyle muhteşem.
    tüsiad'ın dünden bugüne hükümetler ve siyasal islamcılarla ilişkisini, sermayenin türkiye'de değişim süreçlerindeki rolünü güzel özetlemiş.
    hem geçmişe hem geleceğe ışık tutan ufuk açıcı bir yazı olmuş.
    yalnız tüsiad'ın ve genel olarak sermayenin etkinliğinden bahsederken aynı zamanda bunları "ağaçtaki kuru dal"a benzetmesini anlamladıramadım.
    manâ verebilen varsa beri gelsin.