şükela:  tümü | bugün
  • olmayan sebep. herkes korkuyor (en ufak sallantıda milisaniyeler içinde "iyi sallandık, buradan hissedildi" girişlerine bakınız) ama korkunun nedenini "ecel" olarak algılayacak şekilde umutsuzluğa sürüklendiğimiz için sadece korkmakla sınırlı kalıyor.
    ayrıca, toplum olarak hangi konuda alarma geçip önlemler alıyoruz, hassas davranıyoruz da deprem konusunda tedirginlikle hareket edecez? diye sorduran sebep tespiti.
  • çünkü tehlikeyi kabul etmek önlem almayı gerektirir.

    sınav yaklaşıyor dersin, öff hatırlatma der. son gece ağlaya ağlaya ders çalışır.

    deprem olacak dersin, umrunda olmaz. depremde maddi kayıp-can kaybı yaşayınca allah’ım neydi günahım der.

    önlem almaz, kazara çocuk yapar. allah verdi der.

    çok yer, sıçana kadar yer, kilo alır. su içsem yarıyor der, insülin direnci der uydurur da uydurur.

    örnekler çoğaltılabilir. kısacası önlem almak götümüzün rahatını bozacağı için olmaması adına dua etmek daha kolayımıza geliyor. felaket gününe kadar kafayı kuma gömmek de işimize geliyor.

    sadece istanbul depremi veya istanbullular nezdinde söylemiyorum. nerdeyse hepimiz böyleyiz. herifler nükleer santral kurucaz diyolar. hepimiz biliyoruz ki patlıycak bu, en iyi ihtimal sızacak ne bileyim kötü bi şey olacak. ama kimse bi şey demiyor, olunca konuşmayı uygun buluyor.

    kafamızı sikiyim.
  • mal diyen olmus. he arkadaş bi siz akıllısınız. ne yapsın insanlar iş yok iş açlıktan mı ölsünler. biz sanki bayılıyoruz bu şehirde yaşamaya. bu ülke de ölüm için o kadar risk var ki belki depremden ölmek küçük kalıyordur.
  • üniversite'de, ingiliz bir öğretim görevlisinin dersindeyken yangın alarmı çaldı ve öğretmen neredeyse askeri bir disiplin ile zaman katbetmeden sınıftaki tüm öğrencileri binanın dışına yönlendirdi. 15-20 dakika sonra ciddi bir durum olmadığı anlaşılınca sınıfa döndük.
    çok geçmeden alarm tekrar çaldı ve öğretmen aynı ciddiyetle sınıfı boşalttı. koridorda türk öğretim görevlilerinin şakalarına ve korkak imalarına maruz kalmış, hatta bir süre dalga konusu olmuştu.

    bu konuyu görünce bu olaylardan sonra ingiliz öğretim görevlisinin sözü geldi aklıma: "temkinli olmayı korkaklık sanıyorlar, oysa böylesi durumlarda cesaretli gözükmeye çalışmak ahmaklıktır".

    ne yazık ki çok ahmağız
  • 17 ağustos 1999 depremi’nde resmi rakamlara göre 17 480 vatandaşımız hayatını kaybetti. bunlardan depremin direk etkisi ile ölen kişi sayısı sizce kaçtır ?

    cevap; 1(bir). o da açılan fay hattına düşen bir güvenlik görevlisi. geri kalan bütün canlar ya güvenli yapılarda yaşamadığı için ya da doğru hareket tarzlarını bilmediği için ebediyete intikal etti. bu ne demek, önlenebilir sebeplerle yitirdiğimiz 17 439 kişi var. aslında kurtulabilecek kişi sayısı bu. o da resmi rakamlara göre.

    onbinlerce kişiye deprem bilinçlendirme semineri verdim. söze hep yapınızın sağlamlığını kontrol ettirdiniz mi diye başlarım. olumlu cevap neredeyse %0,1. sözlükte bu başlığı okuyanlar arasında da bu oran benzerdir diye düşünüyorum.

    ülkemizin %98 i deprem riski altında yaşıyorken, insanlarımız yapılması gerekenleri hala bilmiyor, anlatanları önemsemiyor, yapılması gerekenleri zul buluyor. evet yapılması gereken, birey olarak çok etki edemeyeceğimiz makro tedbirler, uygulamalar var. ama bizim de kendi yaşam alanımızı düzenlememiz gerek. değişimi kendi hayatımızdan başlatmamız lazım.

    unutmayın deprem anından önce çakacağınız bir çivi, öğreneceğiniz bir bilgi deprem anında sizi hayatta tutacak. o an onu yaptıysanız hayattasınız yapmadıysanız değilsiniz. 0 ya da 1.

    yıllardır önemsemediğimiz bu konu başımıza geldiğinde yakınmamak için, sevdiklerimizi kaybetmemek için lütfen bilinçlenelim.
  • ne yapsınlar hergün ağlasınlar mı? ayrıca depremde ölme oranı yüksek değildir 17 agustosta 17 480 kişi öldü nufusa göre çok düşük bir rakam fazla korkmaya gerek yok
  • cahillikten
  • istanbul şehir suyu şebekesine karıştırılan, sakinleştirici-uyuşturucu-itaat ettirici kimyasal ilaçtan dolayıdır.

    yani bence öyledir amk yoksa deprem olmayacaksa bile o kadar insan nasıl yaşıyorsunuz hala onu bile aklım almıyor.
  • milletin hayat koşuşturmacasından korkmaya bile vakti yok belki de. insanlara bakıyorum sabahları çıkarsam dışarı, herkes acele ve telaşlı iş koşuşturmacasında. akşam oluyor eve varma derdinde.

    bu nüfustan bir kişiyi al medeniyet ve kültür başkentlerinden bir yere sal, mağaradan çıkmışa döner.

    dipnot ; deprem yüzünden terkedenlerdenim.