şükela:  tümü | bugün
  • kabul edin etmeyin, ister trol deyin, ister cinsiyetçi var olan gerçeği değiştiremezsiniz.
    şiddet karşısında öğrenilmiş çaresizlik gibi bir durum sonrasın meyillilik ortaya çıkıyor. etrafımda fiziksel ve psikolojik olarak şiddete maruz kalan kadınların sadece söylendiği harekete geçmediğini gördükçe böyle düşünmeye başladım.
    öyle işsiz güçsüz takımı da değil bunlar. gayet iş hayatında başarılı, iyi kazanan ablalar şiddete maruz kalıp üstüne üstelik her ailede olur böyle şeyler diyerek bir kabullenme halindeler.
    bu zinciri kırmama sebebi olarak toplumun eril olması ve buna karşı koyulması durumunda yaşanacak mahalle baskısı.
    ey kadınlar unutmayın onları siz doğurdunuz. siz olmazsanız yok onlar.
    analardır kızlarını öldüren
  • eksik ve dolayısıyla hatalı tespittir.

    şiddet yalnızca fiziksel şiddet değildir. psikolojik şiddeti de bir şiddet türü olarak kabul etmek gerekir. aslında şiddete meyilli olmak cinsiyet ile değil, kişi ile ilgili bir durumdur. bir şiddet tipini diğerinden daha kabul edilebilir kılan bir şey de yok. fiziksel şiddetin de psikolojik şiddetin de oluşma sebebi belli. ikisi de aynı ölçüde iğrenç.

    ancak bizim toplumumuz için konuşacak olursak, herkes için geçerli olmamakla birlikte, erkekler fiziksel kadınlar ise psikolojik şiddete daha meyillidir. bunun sebebi de erkeklerin fiziksel şiddeti daha kolay uygulayabilmeye güçlerinin yetiyor olup, psikolojik şiddet için uğraşmak zorunda kalmamaları, kadınların ise fiziksel şiddete güçlerinin yetmiyor olması elbette. yoksa güçleri yettiğinde kadınlar da aynı şekilde psikolojik şiddete başvurmak yerine kolaya kaçıp fiziksel şiddete başvuruyor. çocuğuna trip atan anne gördünüz mü? yemek yemediği zaman ağzına yapıştırıveriyor tokadı.

    elbette şiddete başvurma tercihinin gösteriliyor olması, kişinin kendi eksikliğinin ve acizliğinin, çaresizliğinin yanısmasından başka bir şey değil. bunun da kadını erkeği yok.
  • yıllarca kadınları gözlemlemiş onlara şefkatle yaklaşıp merhamet filizleri içerisindeki bahçemde konuk etmiş biri olaraktan ölesiye savunduğum gerçek.

    o bahçenin merhamet filizlerini, şefkat tohumlarını gözünü kırpmadan hiç eden, çiçeklerimin dallarını burkan yetmedi kökünden koparan kadınları gördükçe onların şiddeti ne kadar da kanıksadığının hayretiyle irkiliyorum. höt demeyene kadar durmayan atarlar, bitmeyen dırdırlar "ben de varım"ın gereksiz ihtirası beni kahve insanı hâline döndürse de muhtaç olduğum kudretin kromozomlarımda yattığını bildiğimden sabırla bekliyorum. bir gün benim bu naçiz, narin ve kırılgan bedenim toprak olduğunda, etimi yiyen böceklerin, kurtçukların hışmı altında ezildiğimde, mezarıma dikilen çiçeklerin yağmurla gelen suyu emdiğinde illa ki bir kaç metrekarelik alanda yalnız kalacağımı bildiğimden sabrediyorum. susuyorum... kalkıp su içiyorum.

    vasiyetimdir:

    ölürsem ömür boyu huzur vermiş güzel bir kadının yanına gömün beni. bari mezarda iken maruz kaldığım zulümde gün yüzü göreyim, keh keh.