şükela:  tümü | bugün
  • materyal toplamak ve toplanan materyalin kağıtlara dökülmesi sırasında yaşanan oldukça zor ve külfetli bir dönemden sonra, ortaya çıkan metnin temize çekilmesi ve basılmak üzere matbaaya teslim edilmesi gibi işlemlerden oluşan kafa yorucu aktivite.
  • (bkz: ismet badem)
  • 'bütün dünya, eninde sonunda bir kitaba girmek içindir' demiş bulunmuş mallarme. ben de aha işte, nakletmiş oldum. (bkz: bilgi satmak)
  • yüeği doludizgin insanlara mahsus bir yetenek
  • zor iş.
  • istemekle, hayal kurabilmekle alakalı birşeydir bu eylem... bir de cesaretlendirilmek ile ilişkilidir ki, siz kitap yazmak istiyorum beeeeen diye höykürdüğünüzde karşınızda oturan editörünüz sen önce şu haberi yaz da ondan sonra bakarız derse cuuuuk diye bi tarafınızın üstüne oturursunuz,,, o ayrı. *
  • paulo coelho'nun zahir'de bahsettiği gibi;

    "yazarların biyografilerini okuduğum zaman, 'kitap kendi kendini yazar, yazan sadece daktilo eder,' dediklerinde sadece mesleklerini daha ilginç kılmaya çalıştıklarını düşünürüm daima. şimdi bunun kesinlikle doğru olduğunu biliyorum, hiç kimse akıntının onları neden ulaşmak istediklerine değil de o özel adaya götürdüğünü bilmez. takıntılı yeniden yazma ve düzeltme devri başlar ve artık aynı sözcükleri bir kez daha okumaya dayanacak gücüm kalmadığında yayıncıya gönderirim kitabımı, orada bir kez daha düzeltilir ve sonra yayınlanır.

    ve diğer insanların tam da o adayı aradığını ve aradıklarını benim yazdığım kitapta bulduklarını keşfetmek benim için değişmez bir şaşkınlık nedenidir. birisi diğerine kitaptan bahseder, gizemli zincir uzadıkça uzar ve yazarın tek başına yaptığını düşündüğü çalışma, bir köprü, bir tekne, ruhların yolculuk edebildiği, iletişim kurabildiği bir araç olup çıkar.

    o saatten sonra ben fırtınada kaybolan adam değilim artık: kendimi okurlarım aracılığıyla bulurum, başkalarının da anladığını gördüğüm zaman ne yazdığımı anlarım, asla daha önce değil. şu aralar gerçekleşmek üzere olan gibi, nadiren de olsa bazı durumlarda bu insanların gözlerinin içine bakmayı beceriyorum ve o zaman ruhumun yalnız olmadığını anlıyorum."
  • eger kafanızda bi konu olmadan yazmaya basladıysanız ve yazmaya oturdugunuz zaman seri zırvalama kapasiteniz varsa oldukca eglenceli olabilen eylem.. bazen cok sevdiginiz bi kitabı okumaya devam etmek icin nasıl sabırsızlanırsanız bu durumda da "hemen bi seyler daha yazayım.. acaba noolucak.. ay cok helecanlı" dedirtir..
  • sanıldığı üzere salt düşüncenin tek başına hiçbir işe yaramayacağını bilmek gerekir. tek başına düşünce yeterli değildir, dilde ahenk esastır.