şükela:  tümü | bugün
  • litvanyada tatil beldesi ve ayni zamanda liman sehri (bkz: litvanya)
  • litvanya'nın kaunas'tan sonra gelen üçüncü büyük şehridir. baltık denizine kıyısı vardır. yerli turistlerin yaz için yegane tercihlerinden biridir. kış vilnius ve kaunas'a göre daha sert ve yağışlı geçer. ayrıca rus nüfusunun en fazla olduğu şehirde burasıdır.
  • bünyesinde tek ilgi çekici yer olarak acropolis adında çok büyük bir kapalı alışveriş & eğlence merkezi bulundurur.
  • litvanya'nın en cana yakın kızları bu şehirden çıkar.
  • 2011 avrupa basketbol şampiyonası'nda 1. tur d grubu maçlarına evsahipliği yapacak şehir.
  • şehre girer girmez deniz kokusunu alırsınız. smiltyne plajıyla ünlüdür. ama sezon çok kısadır. bir temmuz ayı baltık'a dalmışlığım vardır. brrrrr!
  • kızları çok farklı, gerçekten çok güzel memleket. yazın çok hareketli olduğu söylense de ben maalesef kışın orda bulunabildim. küçük sevimli bir kasaba havası var bizim anladığımız şehir kavramıyla kıyaslayınca. sessiz sakin, en kalabalık caddesinde aynı anda 50 kişi görmeniz çok zor. şehrin en güzel en sıcak mekanı faksas denen pub&bar. yemekleriyle, içkileriyle çok şaşalı olmayan dekorasyonu ve müzikleriyle sıcak bir mekan. çalışan garson hanımlar bir içim su, güvenlik görevlileri adeta birer godzilla. onun dışında şehir perşembe-cuma-cumartesi geceleri gece hayatı olarak hareketli, başka da bir şey yok. yanlış hatırlamıyorsam akşam saat 10'a kadar gideceğiniz mekanın facebook sayfasında paylaşılan etkinliklere katılıyorum'u işaretleyince ücretsiz girme şansınız oluyor, böyle de değişik. bir de şehirde foursquare kullanan kimse yok, denk geldiğim tek kişi de türk erasmus öğrencisi bir apaçiydi. (buradan benim de apaçi olabilme durumum paradoksal şekilde beliriyor lakin çocuk gerçek bir apaçiydi) sevimli güzel bir şehir, kışın bile öyle canlılar varsa, yazın orası nasıl oluyordur kalp dayanmaz. ingilizce konuşabilen pek az kişi buluyorsunuz çok fazla leton ve rus'a rastlamak mümkün. oğlanları biraz godoş, biraz mal, sürekli bi dalga geçme atarlanma gereksiz gereksiz hareketler yapma durumundalar, karşılık verdiğiniz anda pısıp kalıyolar, yağız türk erkeğinin bıçkın yapısına alışık değil dallamalar. önce de söylediğim gibi şehir küçük, sevimli, ama o kadar. haftasonları hariç yapacak pek fazla bir şey yok ama ucuz memleket gerçekten.
  • 6 ay yaşadığım denize nazır bir litvanya şehri. denize nazır dediysem, akla hemen bir izmir, çanakkale gelmesin. bizim yaz olarak algıladığımız bir bilemedin iki ayları var. gerisi serin ve genelde çok soğuk. denizi kışları buz tutar, sahiller komple denizle birleşir. öyle soğuktur.
    eylül sonu baltık denizine girip, gerçekten pek sıcak değilmiş demişliğimiz vardır. zaten bir ay kadar sonra deniz donmaya başlamıştı. fakat iddalıyım, bozcaada'nın ayazma plajı da en az baltık kadar soğuktur!
    şehirde 3-4 disco-club mevcut. kışları erasmus öğrencileri doldurur mekanları, pek çok türk öğrenci vardır. kiwi adındaki bir mekan iyiydi gayet.
    publar da var elbet. keyifli 1-2 tane bulabilirsiniz.
    şehre yakın bir ormanı vardır ki bu orman çok uzun bir sahil şeridi boyunca denizle buluşur. ormana girip düşen sonbahar yaprakları arasında kaybolurken, önünüze bir anda küçük karacalar çıkabilir ya da siz bir anda deniz kenarına varabilirsiniz. gerçekten bu şehirdeki en keyifli zamanlarım ormanda geçti. mantarı da boldur, mantar fotoğrafçılığı için oldukça tatmin edici bir sonbahar yaşatır insana. üstelik bu ormana belediye otobüsü ile 20 dakikada ulaşabilirsiniz. mükemmeldir, ah çok özledim. ormanda yer alan küçük yazlık evler, insana bir gün burada mutlaka yaşamalıyım dedirtir. anlatamıyorum bu hissi.
    tren istasyonunu, günde bir-iki kez başkent vilnius'a hareket eden trenlere binmek için kullanabilirsiniz. küçük, şirin, tarihi bir binadır.
    otogardan letonya'nın başkenti riga'ya doğrudan otobüsler kalkar. 4-5 saat sürer yolculuk. keyifli, ağaçlar arasından ilerleyen bir yoldur bu. bir seferinde leton polisi iki ülke arasında sınırda aracımızı durdurmuştu ve serbest dolaşım gazına pasaportlarını yanına almayan iki türk arkadaşımız sebebiyle saatlerce yol kenarındaki çayırların üzerinde beklemiştik. işlemlerin hallolmasını beklerken üstü elma dolu bir ağaç bulup, elmaları yemeye koyulmuştuk. 2-3 saatin sonunda elma ağacında gözle görülür açıklıklar vardı. şunu belirtmem gerekir ki elbette fiili bir sınır yok iki ülke arasında ab düzenlemeleri gereği. fakat eskiden sınır olan bölgenin girişlerinde sınır polisleri bekliyor ve şüphelendikleri araçları çevirebiliyorlar. dikkat etmek lazım.
    şehrin rus nüfusu fazladır bu arada. ingilizcenizi ilerletmeniz zordur bu şehirde, ama rusça öğrenmek için birebirdir.
    tüm baltık bölgesine yayılmış olan maxima, iki, rimi, norfa gibi büyük marketleri kullanabilirsiniz. bu marketlerin önlerinde bekleyen şalvarlı teyzeleri türk sanmayın. kendileri çoğunlukla belarusludur ve şalvarlarının içerisine sakladıkları kaçak sigaraları satarlar. 10-15 kez almışlığım vardır, sigaralar kötüdür.

    şimdilik aklıma gelenler bunlar.
  • nazilerin ikinci dunya savasi baslamadan once savasmadan aldiklari son toprak.
    litvanya'dan burayi isterler, savasi goze alamayan litvanya klaipeda'yi (almancasi memel) almanya'ya verir.
    almanya'nin sonraki istedigi sehirde ise ipler kopar.
    (bkz: danzig)
  • 3 gece kalmis oldugum sehir. palanga ve nida ya gitmeden sakin ayrilmayin. citybee den arac kiralayabilir ya da bisikletle gezebilirsiniz sehir merkezi veya nidayi. mekan olarak bukowski ve faksas guzeldi. yemek olarak cili pizza iyidir. saltibarsi isimli corbayi denemeden klaipedadan ayrilmayin derim.