şükela:  tümü | bugün
  • çeşitli yerlerde şubesi bulunan, takım elbise ve turevlerine fazla para vermek istemeyen ama aynı zaman da şık ve kaliteli giyinmek isteyenler açısından oldukça faydalı bir marka.
    altınyıldız kumaşları kullanmaları ve bunlar için garanti belgesi ile "buruşmaz" garantisi vermeleri de önemli. bunun yanı sıra daha ekonomik fiyatlarda, turkiye'nin ilk kumaş üreticilerinden "bahariye" firmasının kumaşlarından ürettikleri, kendi markaları takım elbiseler de mevcut. özellikle hala turk tekstil piyasası, eski moda 3 dugme, çift yırtmaç gibi abuduklikleri yaparlarken, dar italyan kesim, 2 dugme modelleri ya da yarı italyan modelleri ile geniş bir zevk kesimine hitap etmekteler.
    kendi uretimleri pardesu ve paltolar da oldukça uygun fiyatlarla satışta. kullanıcı garantisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki; piyasanın çok çok altında alınan bir palto, oldukça soguk gunler de bile sıcak tutuyor.
  • fabrika satış mağazası yenibosna-çobançeşme'dedir.
  • çok fazla giymeyeceğiniz bir takım elbiseye fazla para vermek istemiyorsanız size iki doz moda di centone oneriyorum. ama bak ucuz diye gidip laciyi ordan almayın. erkek adamın lacisi hep jilet olur, kalite olur. lütfen yani. bi de nano kumaşlarını tercih edin mumkunse.
  • yağmur yemiş, kumaşı yıpranmış bir takımı sorgu sualsiz değiştirmiş gözümün bebeği firma.
  • geç bulduğum ama bulduktan sonra bırakmadığım firmam.

    oldum olası en büyük problemim takım elbisenin pantalon kısmının arasının zamanla yırtılmasıdır. ne networkler ne sarar, kiğılı, damatlar gördü şu .ötüm ama ne giyersem giyeyim 2-3 ay içerisinde pantalonumun arası yırtılıyordu.
    moda di centone'den aldığım takım elbiselerde hiç böyle bir problemle karşılaşmıyorum, ayrıca fiyat olarak ta çok ucuz. 2-3 ay giyeceğim bir takıma bir yıl giyeceğim takımın 4-5 katı para vermekten daha mantıklı.
  • mağazadan içeri adım attığınız anda yakanıza yapışan çalışanlara sahip firmadır.

    bazen mağazalara sadece ürünlerini gözden geçirmek amacıyla girersiniz ve orda gördüğünüz bir ürünü ileride paranız olduğunda veya alışverişe çıktığınızda alırsınız. yaptığınız kısa gezinti o mağaza ürünleri hakkında kafanızda bir ön bilgi oluşturur. o yüzden bu firma elemanlarının içeri girene "buyrun ne bakmıştınız", "yardımcı olayım" diyerek yanınıza gelmesi ve elinizi attığınız her ürünü zorla size satmaya çalışması sizde ordan bir an önce kaçma isteği uyandırır. çalışanların bu huyunu bildiğiniz için tekrar gitmekten korkarsınız. dolayısıyla mağazanın ürünlerine sadece vitrinden bakmakla yetinirsiniz.

    sonuç olarak moda di centone yetkililerine demek isterim ki: "yapmayın, etmeyin elemanlarınıza düzgün maaş verin ki; müşterilere birşeyler satmak için yapışmasınlar. self servis alışveriş diye birşeyler var siz de uygulayın."
  • bilmediğim markalardan uzak dururum. özellikle takım elbiseye ve gömleğe iyi para veririm. bir arkadaş zamanında burayı keşfetmiş, blazer alıcam gidelim, dedi. gittik. siyah bir kadife ceket denedim acayip yakıştı. üç kuruş paraya aldım hala giyiyorum. dolabımda en sevdiğim ceketlerden biri oldu. bir daha bu mağazaya uğramadıysam tek nedeni vardır, yapışkan görevliler. o kadar ısrarcılar ki iki beden büyük ceketi tadilatla düzeltebileceklerini iddia ederler. ama kibarlar.
  • 1. sadece asgari ücret üzerinden maaşlandırılanların mağazası.

    2. maaş zammını efektif olmayan verilerden elde edilen enflasyon oranlarına göre alanların mağazası.

    3. görevlilerinin gelip bel genişliğinin makul düzeyde olup olmadığını incelemek için kemer geçirilen halkalardan birini tutarak sizi belinizden titrettiği giyim mağazası.

    4. gönlünü yirmi dört ay boyunca süren indirimlerde hoş tutanların, kendine küçük sürprizler hazırlayanların mağazası.

    5. giyinenlerinin ceketlerini çıkarırken marka gözükmesin diye minimal kol açılımlarında bulunarak yüklerinden sıyrılmalarını sağlayan akrobat fabrikası mağaza.

    6. zaruriyetten takım elbise giyimine duçar olanların atlama tahtası, ilk durağı, anısı.

    7. dört senelik okul okuyup henüz dört basamaklı gelir elde edemeyenlerin mağazası, can yoldaşı, yol arkadaşı, sırdaşı.

    8. evine dönerken yolda evi arayıp "gelirken bir şey alayım mı, ekmek var mı?" diyenlerin mağazası.

    9. iki şık arasında kalanların değil, tek seçeneği olanların mağazası.

    10. gün içinde müteaddit kereler mayış, yövmiye, fıkara kelimeleriyle cümle kuran ya da bu kelimelerin kol gezdiği iş ortamlarının aktörlerinin mağazası.

    11. kadife ceket kumaşını beğenip, ertesi gün aynı kumaşla yapılmış baba terliğini başka mağazada görüp bir tatlı huzur alanların mağazası.

    12. senin, benim, bizim mağazamız.
  • bu kış keşfettiğim giyim markası. kilo verip hemen hemen ideal vücut ölçülerime ulaştıktan sonra aldığım slim fit gömlek, belki kumaşı süper kalite değildir ama kesimiyle beni kendine hayran bıraktı. özellikle slim fit giyenler için hararetle tavsiye ederim. geçtiğimiz gün 3 gömleği 59 tl'ye aldım. kumaşının ne olduğunu bilmiyorum ama ütüsü de kolay oluyor. vücuda o kadar uyumlu oturuyor ki, gidip 3 tane daha almayı düşünüyorum. getirilebilecek bir eleştiri varsa, renk ve desen çeşitliliğinin az olması. lacivert-kahverengi kombinleri ile uyumlu sarıdan kahverengiye kadar uzanan tonlarda gömlekleri yok mesela.
  • efsanevi giyim markası, ucuz ve über kaliteli ürünleriyle bilinir. 3 sene önce alınan içi tüylü deri ceketi hala kış günlerinde ter döktürür adama.