şükela:  tümü | bugün
  • kocaeli üniversitesinde siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümünde ders veren akademisyen.
    arada bir dersten sıkıldığında ben çok sıkıldım siz sıkılmadınız mı diye soran adam.
    sınavlarında kelime oyunu yapmayı çok seven adam.
    not mesele değil gençler asıl mesele şu dersten bir şeyler öğrenebilmeniz diyen adam.
    ara ara derslerde öğüt vermeyi ahlaklı devlet memurunun özelliklerini üstüne basa basa anlatan adam.
    yine "özgecilik" kavramını ve içeriğini önce içinde bulunduğun toplumu sonra kendini düşünmeyi defalarca anlatan adam.
    üstümde emeği çok olan adam.
  • 3 sene ders aldığım akademisyendir. kocaeli üniversitesinde siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümünde yönetim bilimi alanında dersler verir genellikle. derslerinden hatırladığım kadarıyla bir polislik geçmişi vardır. almanca da bilir. neyse ..

    vicdanınlıdır. ve adalet duygusu olan hocalardandır. ! sonradan bölüme gelen 2-3 hoca gibi ne ögrenciyi perişan eder(derste zorlamasından bahsetmiyorum) ne de hakkını yer. ögrencilerinin arasında adaleti sağlamaya çalışır. adalet ve likayattan bahsetmesi sadece sözde değildir kendisi bizzat uygular.

    kabul edelim biraz aksidir. ya da birinci sınıfta öyleydi bilmiyorum. alışınca sonraları herhangi bir sıkıntı çekmedim. gerçi bazı arkadaşlarım en son seneye kadar aynı görüşteydiler .çünkü hoca, harekete geçirmek ister ögrenciyi. bunu biraz dürtükleyerek yapar. ama genelde ögrenci bunun farkına varmaz. huzursuzdur. entelektüel huzursuzluğu denilen bir hastalıktan muzdariptir.(hastalık da denmez aslında) çünkü ögrendikleri, araştırdıkları ona bir şeyler ögretmiştir ama ne ögrenci ciddiye alır ve çabalamaya ve üretmeye başlar, ne de siyaset ve çevresi(siyasetten kastım illa partiler gelmesin aklınıza, üniversitedir, kendi bölümüdür vs) bir şeyler düzeltmeye çabalar. hocanın da kızdığı budur bence, ''aman böyle gelmiş böyle gider'' kafasını sevmemektedir, o da öyle davranmak istememektedir.
    huzursuzluğu biraz da karşısındaki ögrencidendir. okumayan, yazmayan, merakı olmayan ögrenciler doğal olarak umutsuzluğa sürüklüyor kişileri. ama yine de bu şevkini kırmaz, ''bir kişi olsa bile'' diye söyler. dersleri öyle pek zor değldir ama ögrencinin bununla yetinmemesini ister. toplumcu bir görüşe sahip dersek yanlış omaz herhalde. birileri için bir şey yapılmasını ister. küçük büyük fark etmez. ''insan alır insanın acısını'' der.

    küçük şeylerin hesabının yapılmasını sevmez. çünkü insanın büyük şeyleri kaçırdığını söyler. bu bağlamda 5 puan gibi muhabbetlerden nefret eder. çünkü hocaya göre, hayat, onun sorunları ve eğitim 5 puandan ibaret değildir. daha büyük, daha ağırdır. ve bu yüzden bu sorunlardan bahsetmeyip, çaba harcamayıp hocanın yanına 5 puan istemeye gidildiğinde morali bozulur doğal olarak.
    şimdi tekrar düşündüm de bir çay içmiş olsaymışız bir konu üzerinde konuşurken. gidin kapısını çalın vakti varsa - boş bir konu için de gitmeyin- ''hocam şu konu hakkında konuşmak istiyorum fikrini almak istiyorum'' derseniz eminim kırmaz.