• türkiye'de türk takımları arasında bilinen ilk ciddi rugby maçı 18 mayıs 1947 tarihinde, tamamen sağdan soldan toplanan oyuncularla fenerbahçe ve galatasaray arasında, sanırım papazın çayırı'nda oynanmış. ancak maçta rugby topu yerine futbol topu kullanılmış. maçın sonucu: fenerbahçe 12 galatasaray 0. türkiye'de rugby'i sevdirme adına bir milat teşkil etmesi beklenen bu maç gerçekten de türkiye rugby tarihi için bir dönüm noktası olmuş fakat pek hayırlı şekilde değil. zira bu maçtan sonra bu iki takım bir daha hiç rugby maçı yapmamış zaten maçtan kısa süre sonra galatasaray buradan bize ekmek çıkmaz diyerek rugby şubesini kapatınca ortada rekabetlik bir durum kalmadığı için fenerbahçe de şubenin fişini çekmiş. bu iki kulüp olaydan kopunca doğal olarak rugby'nin o yıllarda türkiye'deki olası gelişimi daha başlamadan bitmiş.

    bu da o maçtan günümüze kalan tek fotoğraf:

    http://www.sonsuzakadar.com/…ar/galeri/tarih/21.jpg
  • bana fransada yaşamayı düşündüren ikinci spor (ilki bisiklettir).
    izlemesi hayranlık uyandırıyor. ragbi hayranlarının dedikleri gibi futbolun bazen gına getiren çıtkırıldımlıkları yok, her saniyesi adrenalin. sporcuları tam sporcu.
    aslında isterdim türkiye'de de çok popüler olsun, insanlar ragbi maçı izlemeye gitsin ama bir yandan da türkiye burası. televizyonun karşında mafyaya özenen tiplerden geçilmiyor, hata kaza ragbi oynayıp maçına gitseler sokaklar kavgadan geçilmez heralde.
    ama şimdilik en azından televizyonlardan izleyebilsek o bile yeter.
  • bu sporun en eğlenceli yanı, taç atışları esnasında iki takımın topu yakalamak için, 19 mayıs bayramlarında kule yapma hareketleri yaparcasına birbirlerini havaya kaldırmalarıdır. onun haricinde maç sürekli oynanıyor fakat hepsi babayiğit geniş omuzlu arkadaşlarımız oldugundan sürekli çayırda yuvarlanan sığırlar gibi bir topluluk görüntüsü veriyor. ama en eğlenceli kısmı 19 mayıs hareketleri. bak 4'lü kule yaptılar şimdi ahahahah.
  • centilmenlerin oynadığı hooligan sporudur. oscar wilde öyle demiş.

    "rugby is a game for barbarians played by gentlemen. football is a game for gentlemen played by barbarians."
  • hani size tackle atmak için üzerinize doğru koşan oyuncuyu görünce, arkaya doğru pas atarsınız. top elinizden çıktığı an tackleı yersiniz, fakat top takım arkadaşınıza gitmiş olur. işte o an '' bu oyunu seviyorum''diye bağırırsınız. başınıza gelsin, öyle bağırmazsanız, gelin yüzüme tükürün. o derece.

    okulun rugby takımıyla halı sahada antrenman yaparken, 2009
  • kimsenin oyle pat diye türkiye'de ki en iyi temsilcisi x dir diyemeyeceği spordur. herkes kendi takımını saysa nolurdu sözlüğün hali.
    neye göre kime göre iyi olduğunun tartışılması gerekir.
    ama önce şu vidyoyu izleyin öyle tartışalım.
    http://www.dailymotion.com/…xd9kwp_its-back_animals
  • ikinci antremandan omzumdan zedelenmeme sebebiyet vermiş spor. oynamayı beceremediğimi biliyorum ama ulan daha ikinci antremanda olur mu böyle bişey ya. üstelik benim gibi spor bağımlısı biri için 1 ay boyunca spor yapamayacak olmak çok acı verici. belki rugby dünyası benim gibi büyük bir geleceği kaybetti. üzgünüm pes etmek zorundayım.
  • evet sevgili bu spora başlama heveslisi arkadaşım. ben de senin gibiydim bundan 3 4 gün öncesine kadar. yürüyebiliyordum. koşabiliyordum. ekşi sözlükte bu başlığa girip yazılanları okuyordum. işte öyle erkek sporu böyle korkak işi değil diye kendimi cesaretlendiriyordum. hatta bak sana kolaylık olsun arkadaşlarıma şu videoları izletiyordum. http://www.dailymotion.com/…ers-11_sport#from=embed ve http://www.youtube.com/watch?v=rvuibqkyppy etrafımdaki herkesi kulak arkası ettim. "sen deli misin başlama buna", "kafanı kıracaksın" vs vs.

    tüm bunlara rağmen kimselere söylemeden cumartesi(2 gün önce, 15.01.2011) ilk maçıma çıktım. ilk başta fena gitmedi. topu atıyordum tutuyordum arada bir düşürülüyordum. nolduysa 2. maçın ilk dakikalarında oldu. arkam dönük olduğu bir pozisyondayken yediğim bir darbe sonucu şu an da hem sağ bacağım hem sağ kolum kırıldı ki hayatımda hiç bir yerim kırılmamıştı.

    bu entryi tek elle kaldığım hastaneden yazıyorum. uyuyamıyorum tuvalete gidemiyorum. bütün gündelik işlerimi yapamaz durumdayım. bunun nasıl bir sıkıntığını olduğunu anlamak için en azından tek kolunu ve bacağını bir süre kullanmamaya çabala. işte bunların hepsini yaşıyorum iki gündür ve yaklaşık 6 ay daha böyle sürecek bu. sadece bunlarla kalsa gene iyi. ailemi perişan etmiş haldeyim. ağlıyorlar üzülüyorlar haliyle hem de kızıyorlar bana. demek istediğim yaşadığın acılar sadece fiziki değil psikolojikte.

    kırıklarımı gören ortopedi doktoru ilk başta çok ağır bir trafik kazası geçirdiğimi düşündü. bunu diyeyim gerisini sen anla.

    şimdi yaklaşık 6 saat sonra olacağım ağır ameliyatı bekliyorum. doktor iyi olacaksın dese de ameliyat bu genel anestezi alacaz. gidipte gelmemek var. ayrıca kırık bu; bazı şeylerin eskisi gibi olmayacağını tahmin edebiliyorum.

    hayallerim vardı. askere gidicektim nisanda. uzun süredir yaşadığım yurtdışı macerasını sonlandıracaktım. istanbulda işlere bile bakmaya başlamıştım döndüğümde hemen başlıyayım diye. şimdi hepsi en erken 7 8 ay ertelendi.

    yaşantım vardı düzenli spor yaptığım, 7 öğün yemeğimi yediğim. hepsi tepetaklak oldu.

    tekrar diyecem sevgili bu spora başlayacak arkadaş. erkeklik kol bacak kırmayla olmuyor. bunlar boş gazlar. bu lafları etmeseler takıma adam bulamacaklarını kendileri de biliyor. ha çok istiyorsan rugbyi izle. vay be ne erkeksin sen diye gazı ver. gazı ver ki daha çok kırılma gör daha çok kan gör. ama ne yap et; bu sporu amatör düzeyde oynama benim fikrimce. en nihayetinde yazdığım tüm aşamalardan geçtim ve şu anda durumum bu. gerisini sana bırakıyorum.

    1,5 ay sonra:
    ameliyat sonrasındaki ilk hafta berbattı. geçilen acılar, vurulan ağrı kesiciler, olduğum iğneler yüzünden olan kanamalar, geceleri uyuyamamalar vs vs. tüm bunlara karşı 3. günde bacağıma fizik tedaviye başladık. tabi o haldeyken yapılan fizik tedavi dayanılmaz acılı oluyor.

    4. haftaya girildiğinde el bileğim için fizik tedavi başladı ki bu zamanda ameliyat acıları ve bacak için uygulanan tedavinin acıları azalmıştı allahtan. el bileğine yapılan açma ve gerdirme hareketleri 1 aydır hareketsiz duran bir uzuv için korkunç acılar veriyor. hatta ve hatta şöyle diyebilirim rahatlıkla, kendimi sedyede yatarken başka bir ülkenin eline düşmüş ve işkence yöntemiyle konuşturulmaya çalışan bir ajan gibi hissediyorum çünkü bir yandan da elektroşok tedavisi yapılıyor.

    ha rugby takımındakiler, koç falan mı? onlar bir kaç kere aradılar. iki kerede ziyarete geldiler. hadi geçmiş olsun. bu kadar. yapacakları bir şey olsa yaparlar belki de gene göte giren bana girdi. bileğim şu aşamada ömür boyu hareket edemez halde kalabilir bu saçmasapan spor yüzünden.

    sonuç olarak geldiğim noktada hala ayağa kalkamamış vaziyetteyim. hala tekerlekli sandalyeyle dolaşıyorum. önümüzdeki hafta ilk adımlarımı atmaya başlayacağımı söylediler durumum iyiyse tabi. ancak bilek için ne olacak bilinmezliğini koruyor.

    2 ay sonra:
    tekrar yürümeye başladım ancak tabi ilk başlarda baya topal olmayayım diye çabaladım. tüm bu süreçte yeniden ayağa kalkmamda fizyoterapistimin büyük emeklerini unutmamam gerekiyor.

    şu anda bacağımda 5 derece civarında limit var. el bileği ise neredeyse tamamen kapalı ancak son çekilen röntgenler sonrasında kemikleşme durumunun iyi olduğunu belirttiler ve çiviler alınınca eskisine yakın olacakmış. tabi çivilerin alınması 6 ay sonra dedikleri için şimdiden temmuz ayına umut bağlamaktan başka şansım kalmıyor.

    biraz olsun iyileştiğim için şimdilerde ameliyat sonrası açılmış yaralarla uğraşmaya başladım ve öğrendim ki ameliyat için yapılmış kesikler bir ömür boyu benimle gezeceklermiş. onun için estetik cerrahı arkadaşımın tavsiyesiyle silikon tedavisine başladım.

    gördüğünüz üzere bir rugby başıma neler açtı. hani bu işe başlamayla başlamama arasındaki kararsız arkadaşlara söylüyorum daha çok. hadi isterseniz deyin inkar edin beni. "sen kazmaymışsın", "çok korkmuşun ondan oldu olm sakınan göze çöp batar" gibi saçmalıkların arkasına sığının. sadece benim şu kısa rugby hayatımda duyduğum sakatlıklardan bir kaç tanesinden bahsedeyim. oynadığım takımdaki bir çocuğun kasıklarına (pipisine işte) maç sırasındaki bir karambol sonucu kramponlarla basmışlar. çocuk 2 3 ameliyat geçirdi ve şu anda çocuğu olmama riski taşıyor. başka birinde maçta aldığı darbe sonrası kırılan kaburgası akciğerine batması sonucu ölüm tehlikesi atlamış. takımdaki bir başkası omuzundaki sakatlık sebebiyle ömür boyu ağır bir şey kaldıramama durumu var.

    bu olaylar sadece benim duyduklarım. duymadığım neler oluyordur kim bilir?
  • bana oyle geliyor ki bu spor sadece hosgoru ve etigin -ozellikle de spor ve yarisma etiginin- icsellestirildigi toplumlarda gelisebilir ve yayginlasabilir.

    turkiye'de olmaz misal. hemen her musabaka karakolda biter.

    bir kavga esnasinda insanin dusmanina yapmaktan cekinecegi bir mudahale oluyor, o mucadele esnasinda felegini sasiran oyuncu, hicbirsey olmamis gibi hemen kalkip sahada yeni pozisyonunu almaya calisiyor. donup bakmiyor bile canina kimin kastettigine.

    oldum olasi yakin dovus sporlarina mesafeli yaklasmisimdir *. oyle ki ragbi ile tanisinca onlari bile insancil bulmaya basladim.

    bastan sona izleyebildigim tek musabaka da zaten ingiltere ile guney afrika arasinda oynanan 2007 finaliydi. her an birinin kolu-kulagi kopacak, kafasi yarildi-yarilacak diye gozlerimi kisarak ve kendimi kasarak sonunu zor getirdim. uc gun daha her yanim agridi.

    ingiltere de kaybetti zaten!

    benim icin ragbi o gun orada bitti.
hesabın var mı? giriş yap