şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: i roza)
  • (bkz: roza eskenazi)
  • hintli müslümanların ve sanırım azerilerin oruc'a verdikleri isim. bunu ilk defa bir hintliden öğrenmem ise ayrıca bir ilginç.
  • azerbaycanlılar oruca roza demeseler de, ruslar güle roza derler. aynı zamanda bir bayan ismi.
  • iranlıların (bkz: farsça) oruç anlamında kullandıkları kelime, gün kelimesinden (bkz: ruz), (bkz: nevruz), (bkz: ruzname), türemiştir. bu çerçevede iran azerileri de oruç anlamında kullanıyor olabilir.
  • kürtçede "güneş doğdu" anlamına gelir.
    ve (bkz: ablam)
  • üre ve metronidazol içeren ve akne rosacea tedavisinde kullanılan krem.
  • bir mihail krug şarkısı.
  • dimitris mitropanos sarkisi olanin sozleri:

    ta heili mou xera kai dipsasmena
    girevoune stin asfalto nero
    pernane dipla mou ta trohofora
    kai si mou les mas perimenei i mpora
    kai me travas se kampare igro

    vadizoume mazi ston idio dromo
    ma ta kelia mas einai horista
    se politeia magiki girname
    de thelo pia na matho ti zitame
    ftanei na mou hariseis dio filia

    me paizeis sti rouleta kai me haneis
    se ena paramithi efialtiko
    foni entoumou tora ein' i foni mou
    fito anarrihomeno i zoi mou
    me koveis kai me rihneis sto keno

    pos i anagki ginetai istoria
    pos i istoria ginetai siopi
    ti me koitazeis roza moudiasmeno
    sighora me pou den katalavaino
    ti lene ta kompiouters ki oi arithmoi

    agapi mou apo karvouno kai theiafi
    pos s'ehei allaxei etsi o kairos
    pernane pano mas ta trohofora
    kai go mes' stin omihli kai ti mpora
    koimamai sto plevro sou nistikos

    pos i anagki ginetai istoria
    pos i istoria ginetai siopi
    ti me koitazeis roza moudiasmeno
    sighora me pou den katalavaino
    ti lene ta kompiouters ki oi arithmoi

    ingilizcesi:

    rosa

    your lips dry and thirsty
    searching for water on the asphalt
    the wheeled machines are running past me
    and you are telling me that the cloudburst awaits us
    and drawing me into a damp cabaret

    we are walking down the same street together
    but our dungeons are separate
    we circle a magic city
    i no longer want to learn what it is we look for
    it's enough if you give me just two kisses

    you play me at roulette and lose me
    in a nightmare fairy tale
    now my voice is the voice of an insect
    my life an uprooted plant
    you cut me off and toss me into the void

    how need turns into history
    how history turns into silence
    what are you looking at me for, rosa, all numb
    forgive me for not understanding you
    what is the computers say, and the numbers?

    my beloved, made of coal and sulphur,
    how can time have altered you so?
    the wheeled machines are running over us
    and i in the fog and in the rain
    am sleeping by your side, fasting

    how need turns into history
    how history turns into silence
    what are you looking at me for, rosa, all numb
    forgive me for not understanding you
    what is the computers say, and the numbers?
  • ağıttır bu. ölenin öldürene karıştığı bir savaşın, yüreği boylu boyunca yırtan bir aşkın ardından gelen, son nefesle çığlık çığlığa söylenen bir ağıt. öyle ki ruh kendi cenazesinde en güzel dansını sergiler, ses ise en görkemli haliyle uğuldatır kulakları. müziğin bilinen bütün dilleri*** ağız birliği etmişçesine aynı manayı kazır belleklere. acının, ağıdın sebebi öyle bir yok oluştur ki dünya yıkılsa daha büyüğünün tarifi gelmez dilden. yürüyüp giderken takılmalar, dize çöküp kadere yalvarışlar, umutlar ve onların eriyip gidişleri sessizlikle, coşkuyla, sisle, çığlıkla yoğrulur, büyür, büyür de acıtır kağıt kesiği gibi, acıtır içten içe.
    mitropanos hiçbir şeyle değilse bile sadece bu şarkıya can verdiği için büyüktür.*