• geride bıraktığımız gün ve güncel veriler itibariyle dünya vaka sıralamasında 19. sıradan 15. sıraya çıktık. tablo ürkütücü. türkiye’deki seyri ve son durum şu şekilde;

    11 mart - ilk vaka
    19 mart - 9.gün /359/ dünya vaka sıralamasında 31.
    20 mart - 10.gün /670/ dünya vaka sıralamasında 27.
    21 mart - 11.gün /947/ dünya vaka sıralamasında 23.
    22 mart - 12.gün /1236/ dünya vaka sıralamasında 22.
    23 mart - 13.gün /1529/ dünya vaka sıralamasında 21.
    24 mart - 14.gün /1872/ dünya vaka sıralamasında 20.
    25 mart - 15.gün /2433/ dünya vaka sıralamasında 19.
    26 mart - 16.gün /3629/ dünya vaka sıralamasında 15.

    genel istatistik;
    test sayısı - 40.290
    vaka sayısı - 3629
    vaka oranı - %9,00
    ölüm sayısı - 75
    ölüm oranı - %2,06

    bugünün istatistikleri;
    test sayısı - 7286
    vaka sayısı - 1196
    vaka oranı - %16,4

    dünün istatistikleri;
    test sayısı - 5035
    vaka sayısı - 561
    vaka oranı - %11,1
  • şurada ilginç bir tweet serisi var.
    ilk vaka 1 mart çanakkale olabilir.

    https://twitter.com/…tatus/1242433010986659840?s=20
  • birçok doktordan aynı şeyi dinliyorum, herkesin ağzında 100 kişiden 80'inin hastalığı hafif atlattığı söyleniyor. hatta test yapılanları baz alırsak, daha sonra evlerine gönderildiği söyleniyor.

    şimdi benim aklımda şöyle bir soru oluşuyor. bu evde ki hastalar takip ediliyor mu? bu kişi kendini ne kadar izole ediyor. madem hafif atlatabiliyorum korkmama ne gerek varmış diye düşünüp o rahatlıkla gezip dolaşmasını kim nasıl engelleyebiliyorlar? veya ailesini enfekte etmesine göz mü yumuluyor? kişinin kendi inisiyatifine mi bırakıyorlar?

    aptalca gelebilir fakat, birkaç hafta kalacak şekilde hastalığı kapan kişiyi işaretlemek mantıklı olamaz mı? eskiden oy kullananların parmağına damlatılan mürekkep gibi hemen çıkmayan birşey? ben o hastalığı kapan vatandaşın insafına mı terk edilmek zorundayım?
  • (bkz: 27 mart 2020 abd’nin vaka sayısında çin’i geçmesi) . an itibariyle abd covid-19 yeni merkezüstü olmuş. günlük ortalama 10 - 15 bin vaka görülüyor. hergün vaka sayısı artıyor.
  • beşiktaş tribünlerinin eskilerinden neyzen abimiz vardı bilen bilir, neyzen gecekartalı 4 ocak'ta facebook paylaşı var, sonra 10 ocak'ta yoğun bakımda haberi aldık, ne oldu dedik, zatürre olmuş yoğun bakımda dediler... neyzen abi yanlış hatırlamıyorsam 27 ocak 'ta hayatını kaybetti, zatürreden... şimdi aklıma gelmiyor değil.. gerçekten zatürremiydi! son 2 3 ayda zatürre teşhisi ile ölen insan sayısı kaç? biz ailecek mesela şubat ayında öksürük ve ateşli hastalık geçirdik.. hatta 13 yaşında kızım 6 yaşında oğluma influanza testi yapıldı negatifti ama ateşi zor düştü! şimdi bütün bunlar benim kafamda soru işareti oluşturuyor... bu virüs ne zamandır türkiye'de .. ! belki de bunu yaşadık geçirdik!
  • anlamadığım nokta şu, bu virüs sıcak ve nemli ortamda yaşayamıyorsa brezilya’da neden bu kadar vaka var?

    edit: anladığım kadarıyla brezilya’da yaşam şartlarının da bunda etkisi büyük, zira favelalarda vs. kişinin özel alanı diye bir durum yok.
  • ne yazık ki avrupa'ya ciddi şekilde sıçrayana kadar pek kimsenin ciddiye almadığı yeni pandemik kabusumuz. genomik köken olarak yarasa virüsleri ailesi adı altında anılan bu yeni tip coronavirüsün evrimsel olarak nasıl geçişler yaptığı ise halen merak konusu. sars-cov-2'deki genetik değişiklikleri izleyen araştırmacılar virüsün nispeten istikrarlı göründüğünü söylüyor. yayılma sürecinde ayda yaklaşık iki mutasyon kazanıyor- grip oranının yaklaşık üçte biri ile yarısı arasında. kendilerini kopyalarken genomlarını okuyup doğru görünmeyen kısımları kestiklerinden geçirdikleri mutasyon sıklığının azaldığı söyleniyor. genomlarını hemen hemen aynı tutmaya devam ettiklerinden içerdikleri mutasyonlar griple karşılaştırıldığında nispeten daha nadirmiş. ama söylediklerine göre korkmaya gerek yok, rna virüsleri için normal kabul edilen bu mutasyonların henüz kötü etkileri olduğuna dair herhangi bir veri bulunmamakta. dizileme analizlerine göre ise sars-cov-2'nin yarasa (bat coronavirus (batcov ratg13)) ile benzerliği %96.3 civarlarındayken pangolin'de bu oran %99 oranlarına kadar çıkıyor.

    tedavisinde bazı virütik hastalıklara karşı da kullanılan favipiravir (zika, ebola, flu gibi çeşitli viral hastalıklarda), chloroquine (aslen sıtma ilacı) ve remdesivir (aslen ebola için piyasaya sürüldü) gibi antiviral ilaçların umut verici olduğu belirtiliyor. yapılan araştırmalara göre favipiravir diğer antiviral ilaçlara göre ilk etapta daha etkili sonuçlar göstermiş. aynı şekilde japon araştırmacılar da orta seviyeli semptom gösteren hastalarda bu ilacın işe yaradığını doğruluyor. bunların dışında virüsten korunma/tedavi amaçlı plaquenil (hydroxychloroquine) isimli bir ilacın daha ismi sıklıkla geçiyor. plaquenil'in doğru doz aralığında kullanılmadığında ise kardiyovasküler sorunlar,görme kaybı gibi sorunlara yol açtığını belirten çeşitli kaynaklar dikkat çekici. birçok kişi koronaya yakalanmamak için önlem olarak bu ilaçtan fazla miktarda tüketmeye başladığından devlet işe el koymuş durumda.

    tabi ki test test ve test. doğruluğu yüksek ve hızlı tanı kitleri de salgınla mücadelede en az ilaçlar kadar önemli silahlar. düzgün bir planlama ve yeterli kaynakla çok test, hızlı test ve takipli karantina. başka hiçbir yolu yok. farklı firmaların sars-cov-2 tanısı için geliştirdiği veya geliştirmekte olduğu tüm tanı kitlerini şuradan inceleyebilirsiniz. buna ek olarak, virüsle mücadelede kullanılan test kitleri, tetkik yöntemleri ve kullanılan ilaçlarla ilgili dailymail'in şöyle güzel bir derlemesi de mevcut. bazı durumlarda doğru teşhis için birden fazla test yapmak gerekebiliyor. örneğin bazı durumlarda antibody testi şüphe uyandırmışsa, toraks bt tanıda daha yardımcı olabiliyor.
    -viral rna’yı tespit etmeye odaklanan moleküler tanı yöntemlerinin güvenirliği bir hayli yüksek. kısaca, şüpheli kişiden alınan örnekten rna izolasyonu sağlanıyor ve ardından virüs için dizayn edilmiş uygun primerlerle (kısa nükleotid dizileri) örneğin rt pcr'de analizi yapılıyor. tek bir test süresi ise örnekten rna izolesi, cdna, rt pcr hazırlığı ve analizi derken ortalama 2-3 saati bulabiliyor. test sonuçlarının doğruluğu ise örneği inceleyen analistin el becerisine, örneğin saklanma koşuluna, örneğin alındığı bölgeye (mesala örnek toplanırken boğazda yeteri kadar patojen olmayan yere denk gelinmiştir) ve test kitinin kalitesine fazlasıyla bağlı. tüm bu parametrelere rağmen yine de güvenirliği bir hayli yüksek. bildiğim kadarıyla şu an yerli test kitlerimiz yurtdışından sipariş edilecek kadar (italya, polonya, ispanya, iran vs) kaliteli.
    -daha hızlı sonuç almak ve daha çok tarama yapabilmek için antibody analizine dayanan 15 dakikada sonuç veren hızlı tanı kitleri ülkemizde dahil olmak üzere birçok ülkede sıklıkla kullanılıyor. boğaz süprüntüsü veya nasal sıvıdan alınan örnekle yapılan bu antibody testlerinin %80 oranında doğru sonuç verdiğini gösterene çalışmalar var. çin'de yapılan yeni bir kit çalışmasında ise kan örneğiyle 10-15 dakikada tanı konulmasını sağlayan güvenirliği yüksek yeni bir tanı kit daha geliştirilmiş.

    şimdi sıra geldi esas soruya,
    ülkemizde yeterli miktarda moleküler tanı testi var mı?
    daaat!! cevap veriyorum
    maalesef yok.
    bundan sadece birkaç hafta önce sağlık bakanlığından bir ekibin saray ve çevresine test yapılabilmesi için binlerce kit siparişi arayışına girdiğini duymuşken aksine inanmak bir hayli zor. dedikleri gibi ellerinde bu kitlerden fazla fazla bulunsa veya ufak bir öngörüyle teea aylar öncesinden bu pandeminin getirebilecekleri düşünülüp büyük siparişler verilmiş olsa herhalde panikle test arayışa girmezlerdi diye düşünüyorum. ama tabi ki ulusa sesleniş konuşmasında bize söylenenlere güveneceğiz... hamdolsun.

    bu arada söylemekte yarar var, son dönemde yurtdışı temasınız yoksa hastaneler hiçbir şekilde corona testi yapmıyor. ve yapmayacaklar. çok ciddi belirtiler göstermediğiniz sürece şüpheli gözüyle bakılmıyorsunuz. öte yandan hiçbir semptom göstermeden de bu virüsle savaşıyor olabilirsiniz. yapılabilinecek en iyi şey mümkün olduğunca kalabalık ortamlara girmeyip hijyen kurallarına ultra dikkat ederek virüsün ülkede yayılmasını yavaşlatmak. bu maalesef uzun sürecek bir savaş. üç-dört hafta sonra her şey yoluna girmeyecek. devletimiz de yeni uyanmış olacak ki aylar öncesinden alması gereken bazı önlemleri yeni yeni almaya başladı. henüz maksimum bulaşma sayısını, kısaca hastalığın tepe noktasını görmedik. gün geçtikçe sayıların artması üzücü olsa da şaşırtıcı değil.

    biyoteknoloji alanında çalışan ve süreci yakından takip eden biriyim. çok değil bundan sadece 1 ay kadar önce polonya, italya, iran gibi ülkeler bizden binlerce kit siparişi verirken bizimkiler el yıkayın, kelle paça için, sayın payzın siz sağlamsınız ateşiniz yok diye ortalarda geziniyordu. umre'den sessizce gelen ve aramıza karışan ilk büyük dalgaya veya aylarca devam edilen çin uçuşlarına değinmiyorum bile. aslında olanlar çoktan oldu, sadece henüz haberimiz yok. misal corona yüzünden hayatını kaybeden fakat adını dün öğrendiğimiz dilek tahtalı. misal yurtdışı bağlantısı olmayan, geçen iki hafta önce 'zatüresiniz' diye eve gönderilen yaşlı bir çiftin daha testlerinin pozitif çıkması. bize bunu anlatan 30'lu yaşlardaki oğullarında da durumun aynı olması. misal başka bir doktor arkadaşımdan duyduğum kadarıyla özel bir hastanede cerrah olan meslektaşlarının da corona nedeniyle bir süredir yoğun bakımda yatması. tabi ki haberimiz yok. herkes bilene kadar kimse bilmemeli mantığıyla ilerlenmesi çok talihsiz olayların fitilini yakacak gibi. birçok ülke ilgili vakaları şehir şehir, bölge bölge açıklayarak halkını daha dikkatli olması için uyarıyor. bunun en güzel örneklerinden biri de güney kore. devletin salgın karşısındaki kriz yönetimi hayranlık uyandırıcı. vatandaşlarını kaosta bırakmayarak güven duymalarını sağlamaları inanılmaz büyük bir başarı. elbet de onlar bu tarz salgınlar karşısında daha deneyimliler, daha sistematik hareket ediyorlar. birdenbire onlar gibi olmamızı zaten kimse beklemiyordur. ama açıkçası salgın karşısında ülkece bu denli belirsiz bir havuzda bırakılmamızı ne aklım ne de kalbim kaldırmıyor. sağlık bakanlığı ve ekibi bu süreçte şeffaf olmayarak, neden bu denli az test yapıldığını doğru düzgün açıklamayarak, şehirleri gizleyerek, ölüleri nasıl defnettiklerini açıklamayarak çok büyük bir hata yapıyor. sadece belirli bir risk grubunu evde tutarak ölüm oranlarının artmasını önlemek işin tek çözümü olmayacak. kendilerinin de bildiği gibi ülkemizde 65 yaş üstü olup da genç nüfusla aynı çatı altında yaşayan vatandaş sayısı bir hayli fazla. kendisi sokağa çıkmasa bile gelini, kızı, oğlu, torunu dışarıya çıkmak zorunda. çünkü iş hayatı devam ediyor. çünkü ülkenin ekonomik gayeleri. çünkü hamdolsun dış ihracat açığımız şu kadar kapandı. sağlık giderleri akıl almaz miktarlarda artıp şu 5-10 günün ekonomik kazancını geçtiğinde olabilecekler korkutucu. sokağa çıkma yasağı gelmediği sürece sayılar istendiği gibi kontrol altına alınmış olmayacak maalesef. salgının bu şekilde ilerlemesi halinde türkiye'de 1.6 milyon hastanın hastaneye yatışı bekleniyor. toplamda 200-220 bin arası yatak kapasitesi olan hastanelerimizin ilerleyen günlerde alacağı önlemleri, şu an kullandığı kitleri, sağlık çalışanlarına sağlanan ekipmanları veya doktorların öngörülerini ben bir vatandaş olarak merak ediyorum. bu konularla ilgili türk doktorların pek iç açmayan ama genele göre daha gerçekçi açıklamalarına kulak vermek lazım. burada da evrim ağacının hazırladığı yayında bir virüs uzmanının gözünden koronavirüs salgınını tüm çıplaklığıyla dinleyebilirsiniz.
    özetle durum ekrana yansıttıklarından daha ciddi arkadaşlar. yeterli önlem ve dikkatle enfekte sayısının yakında doyuma ulaşıp inişe geçmesini temenni etmekten başka yapacak pek bir şey yok. selayla olacak iş değil. en güçlü silahımız sosyalleşmemek.

    bu uzun entrye son not: rt-pcr, pcr, klinik örnek çalışma deneyiminiz iyi düzeydeyse sürece yardımcı olup analiz hızına katkıda bulunabilirsiniz. moleküler biyoloji derneğinin bu süreçte gönüllü olarak çalışmak isteyenler için şöyle bir çağrısı var.
    kolonyanız bol olsun.
  • komplo teorisi bağımlılarını üzecek bir bilgi olarak insan yapımı olmadığı kanıtlanmış olan virüs.

    burada birçok insan 2019'da yazılmış bir entryden gaza gelerek ciddi ciddi bill gates'in dünya nüfusunu azaltma projesinin mimarı olduğuna inandı. halbuki bill gates'in konuyla olan tek ilişkisi, bill gates vakfının geniş spektrumlu bir grip aşısı çalışmasına maddi destek vermesiydi. ama milletimiz yine en büyük defektlerinden ikisi olan okuduğunu anlamayıp nedensellik ilişkisi kuramama ve çabucak gaza gelme özellikleri yüzünden konuyu olmadık yerinden anlayıp büyük resmi görmüştü. bill gates, insanlığa fayda sağlamak için milyonlarca dolar destek verirken bunun tam tersiyle suçlanmıştı. oysa coronavirüsün mutasyona girme ihtimali uzun süredir biliniyor ve bu önlenmeye çalışılıyordu.

    şu anda yaşadığımız şey, bir gün mutlaka mutasyona uğrayacağı tahmin edilen bu virüsün insanlığı hazırlıksız yakalaması. hükümetler bunun için eleştirilebilir. en başta da tüm bu riske ve uluslararası uyarılara rağmen hayvan pazarlarını kapatmayan çin. ama bunun altında başka bir şey aramak artık düz dünyacılığa giriyor. lütfen safsataları, söylentileri bırakalım ve bilimden, veriden şaşmayalım.

    kaynak: https://www.gazeteduvar.com.tr/…insan-yapimi-degil/
  • sicak ve nemli havalarda yayilmasinin daha zor olduguna dair calismalar var. gerek havada gerekse yuzeylerde uv isinlari ve nem dolasiyla daha az aktif kaldigina dair. diger corona ailesi uyeleri gibi. ama kanitlanabilmis degil

    sao paulo da 1000 e yakin kisi etkilenmis ve 2 gun once 15000 test yapilmis bu sehirde. yani 700 falandir 2 gun once de .%5'den az bir oran semptom gosterenlerde. avrupa ve amerika'da bu oran %5-10 arasinda. ayrica guney amerika'da kisisel alan diye birsey yok. daha fazla test yaptiklarinda ve biraz birbirlerinden uzak durduklarinda olay daha netlesir. ama yakin gelecekte vaka orani ivmelenir. onlemleri alana kadar.

    https://g1.globo.com/…cao-de-testes-no-brasil.ghtml

    https://covid.saude.gov.br/