şükela:  tümü | bugün
  • ali şeriatı'nın nedense sonuna kadar okumadığım dine karşı din kitabında uzun uzadıya açıkladığı tanımlama. kabaca tevhid'e götürmeyen her inanışı soktuğu sınıftır. peygamberimizin medine dönemindeki belli bir periyot dışında, o dönemden günümüze kadar da etkin olan şirk dinidir der. bu tanımlama denildiği gibi bazı kesimleri rahatsız etmiştir. toparlarsak;

    "her meselede allah'ın dediği gibi hareket ediyorsak, allah'tan başka hiçbir otoriteye itaat etmiyorsak tevhide doğru yol alıyoruz, ama bundan en ufağından da olsa taviz verdiğimizde şirke doğru yaklaşıyoruz."
  • özetle dini menfaatlere alet etme dini.

    "şirk dininin temeli, bir grup insanı zenginleştiren, diğerlerini ise fakir bırakan ekonomik anlayıştır.
    bu ekonomik sistem, var olabilmek ve varlığını sürdürebilmek için dine ihtiyaç duymaktadır. zira din kadar insanları kendiliklerinden boyun eğmeye sevk eden güçlü hiçbir etken yoktur. bu görevi daima, şirk dini, statükoyu muhafaza* ederek yerine getirmiştir. şirk dini bu görevi iki şekilde yapmıştır:
    1-insanlara, egemen güç ve aileler sayısınca tanrı inancını aşılayarak…
    2-kendine mensup olan egemen sınıf*a, alt tabakadaki insanlara karşı imtiyazlar sağlamak ve bu imtiyazları tarih boyunca muhafaza etmek suretiyle…"
    ali şeriati - dine karşı din
  • "din karşıtlarının da söylediği gibi, şirk dininin ana unsurları, cehalet, korku, ayrımcılık, sermayedarlık ve bir sınıfın insanlarını diğer insanlara karşı üstün tutmaktır. din karşıtlarının bu değerlendirmesi, hak din için değil, şirk dini için doğrudur.
    doğru olan bir şey daha vardır ki, o da şirk dininin, zillet, sıkıntı, çaresizlik ve cehalet içinde yüzen halkları, içinde bulundukları durumun kendileri, ataları ve çocukları için ilahî bir takdir olduğuna inandıran ve buna teslim olmaya çağıran bir uyuşturucu görevini görmesidir."
    ali şeriati - dine karşı din
  • "şirk dini tarihte iki şekilde devam etmiştir. şirk dininin amacı, statükoyu savunmak *ve muhafaza etmek*tir. tarih boyunca insanların asil olan–olmayan, efendi–köle, sömürensömürülen, yöneten–yönetilen ve özgür–tutsak şeklinde iki kısma ayrıldığını görüyoruz.
    bunların bir kısmı, yiyecek, içecek, altın ve soy sop sahibi iken, diğerleri herhangi bir şeye sahip değildir. daima bir millet diğer milletlere egemen olmuş, bir sınıf diğer sınıfa tercih edilmiş* ve bir aile diğer ailelere üstün tutulmuştur. bu durum, statükonun muhafaza edilmesi ve savunulması sonucunu doğurmuştur."**
  • "19. yüzyılda din hakkında söylenen şu sözün doğruluğunda hiçbir şüphe yoktur: “din, insanların, ölümden sonraki hayat ümidiyle bu dünyadaki fakirlik ve mahrumiyete karşı tahammül edebilmeleri ve yaşadıkları her sıkıntının ve kendilerine sunulan her durumun tanrının iradesi ile olduğuna, dolayısıyla da bu durumu değiştirmelerinin mümkün olmadığına inanmaları için bir afyondur.”
    yine 18 ve 19. yüzyıldaki bilginlerin söylediği şu sözler de doğrudur:
    “din, insanların, bilimsel gerçekler konusundaki cehaletlerinden doğmuştur.”
    “din, insanların mevhum korkularının ürünüdür.”
    “din, feodal yapıdaki ayrımcılık, sermayedarlık ve fakirlik sonucu ortaya çıkmıştır.”
    peki, bu hangi dindir? bu din, gizli kalmayan hemen tümüyle tarihe geçmiş olan şirk dinidir. bu din, kimi zaman tevhid, musevilik, isevîlik adlarını kullandığı gibi hilafet, abbasîlik ve ehl-i beyt adlarını da kullanmıştır. aslında bunlar, tevhid, cihad ve kur’an kisvesi altındaki şirk dinleridir." **