şükela:  tümü | bugün
375 entry daha
  • kitap: pamir'in parmakları
    yazar : miyase sertbarut
    tür: çocuk edebiyatı
    mucize olabilmek için sihirbaz ya da özel güçlerin olmasına gerek var mıdır? bunun cevabını aramak için kitapta eğlenceli bir okuma serüvenine çıkıyorsunuz. doğa insan ve hayvan sevgisini her kitabında işleyen miyase sertbarut bu kitabında da mucize olması için sadece iyilik yapılmasının yeterli olduğunu bizlere olay örgüsü hikayelerle anlatıyor. güncel olay ve oyunlari kitapta bahsedilmesi çocukların kitaba ilgisini daha fazla çekiyor. resimleme az olsa da kitabın içeriğiyle uyumlu olarak hikayeleri destekliyor. ıyilik yapmak için mucizelere gerek olmadığını görmemiz sağlayan pamir'in parmakları surukleyici ve yalın anlatımıyla okunması gereken bir kitap.
  • faydalı bir anket olmuş. kitap kurtları bu başlık altında güzel paslaşacaklardır diye umuyor, tavsiye edilen kitapların d&r bestseller listesinden bir adım ileri gitmesini bekliyor, tavsiyelerime başlıyorum.

    dün akşam bitirdiğim bir (bkz: cemil kavukçu) kitabıyla başlayayım: (bkz: uzak noktalara doğru)
    birbirine bağlı öykülerle aslında roman tarzına benzemiş bir kitap. 2 bölüm. bilhassa ilk bölümde kahramanın motosikletli arkadaşı raci ile birlikte yaşadıkları maceralar çok keyifli. kavukçu'nun kendine has mizahi anlatımı ile kitap sürükleyici hale gelmiş. akıp gidiyor. gelişen teknolojye karşı eskiye olan özlemi çok güzel işlemiş yazar.

    cemil kavukçu'yu ilk tanıdığım kitap olan (bkz: nolya) ise bir önceki bitirdiğim kitaptı ve bana gidip iki yeni kavukçu kitabı aldırdı. şahane bir kurgu, sürükleyici bir hikaye, ince bir mizahi dil. burda da birbirine bağlı öyküler var. tuhaf kurgu sona doğru fantastik bir hikayeye dönüşüyor. öyküseverlere tavsiye ederim.

    sıradaki tavsiyem kısa roman türünün efendisi (bkz: stefan zweig) dan geliyor. zweig'ın hep aynı eserleri tavsiye edilmiş. bir de (bkz: olağanüstü bir gece) yi okuyun derim. arka kapak metnini buraya iliştiriyorum:
    "'kendini bulan insanın bu dünyada kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. içindeki insanı anlayan, tüm insanlığı anlamaya başlar'
    yaşama isteğini kaybetmiş ve çevresine karşı günden güne duyarsızlaşmış bir adam, 7 haziran 1913 gecesi, uzun zamandır yatmış olduğu ruhsal kış uykusundan uyanır. at yarışı ve bahislerle başlayan serüven, burjuvaya özgü kuralların çiğnenmesiyle devam eder ve bu psikolojik isyan anlarında duyulan haz, gerçek 'ben'in bulunduğu yeni bir dönemin başlangıcı olur.
    1922'de yayımlanan olağanüstü bir gece, dönemin aristokrat yaşam tarzı ve toplumsal yapısında gittikçe hissizleşen bireyin günümüze ulaşan çığlığıdır."

    yakın zamanda bitirdiğim şahane bir romanı da ısrarla tavsiye etmekteyim. (bkz: knut hamsun) (bkz: açlık)
    kendi hayat hikayesinden uyarladığı başarılı romanda insanın açlığı ve onuruyla olan mücadelesi zaman zaman okuyanı sinir edebiliyor. "bu kadar da olmaz artık!" deyip bir küfür patlatabiliyorsunuz. fakat romanseverlerin muhakkak okuması gereken bir klasik. ben bir kitabında bukowski'nin tavsiye etmesiyle haberdar oldum kitaptan. "zor günlere dayanmamı sağlayan kitaplardan biri" diyor bukowski bu kitap için. varlık yayınlarından basılan behçet necatigil çevirisini tavsiye ederim.

    öyküseverlere bir tavsiye daha:
    (bkz: jack london) (bkz: ateş yakmak)
    kitapta üç nefis öykü var. ikisi birbirinin aynı fakat biri önce yazdığı kısa versiyon, diğeri ise sonradan eklemeler ve değişiklikler yaptığı uzun versiyon. açlık romanındaki gibi zor şartlarla mücadele ve survivor var burda da. şahane öyküler. tavsiye edilir.

    edit: beğendiğim kitaplar oldukça bu başlığa ekleyeceğim
6 entry daha