şükela:  tümü | bugün
  • bu baslik nasıl olmaz sadettin teksoy nasıl sozlukte yerini almaz deyip elimin ayagimin tutuldugunu hissedip birseyler yazmaya cabalayıp beceremedigim ve bkz ile yetindigim muhim konu...
    (bkz: sadettin teksoy)

    entry yazıldıgı anlarda hamam bocegi ve karafatmalar ile beslenen insanları gosteriyor starda...
  • neresinden çekilirse çekilsin 10 santim uzatan adamla tekrar yayın hayatına dönen ve kişisel olarak adamın sikininde irdelenip irdelenmeyeceğini merak ettiğim program
  • bir action filmi..

    "magnificent story"

    phill marlgruss, the washington post/ 10.04.2000

    http://www.teksoygorevde.net/imaj/poster.jpg
  • bu "kainatın gizem avcısı"nın en büyük hatası programın, "ekranların en gizemli hakemi"* ve "ekranların en gizemli spor yazarı"*nın programıyla çakışmasıdır
  • günlerdir kafamı kurcalayan soru’n geçtiğimiz pazartesilerden birinde, akşam zap yaparken star’ın denk gelmesi ve sadettin teksoy ile baş başa kalmam sonucu ortaya çıktı. acaba sadettin teksoy bunları gerçekten mi yapıyor?
    bakın bu söylediklerimde çok ciddiyim. ne dikkat şahan çıkabilir, ne de televizyon makinası sizi bu kadar eğlendirebilir. her pazartesi akşamı star’ı muhakkak izleyin.

    programdan aklımda kaldığı kadarıyla bir bölümü size aktarmak istiyorum. küre dağlarında yaşlı bir amca sadettin teksoy ile çaşur otu aramaya gidiyor. çaşur otu yaşlı adamın söylediğine göre cinsel gücü arttıran bir bitkiymiş. tabi ne derece bilimselliği var bilinmez. yaşlı amca uzun aramalar sonucu bir tane çaşur buluyor. yanında bulundurduğu alet-edevat takımı ile köklerinden çıkarıyor. tabi bu arada konuşmalar geçiyor. ya gerçekten cinsel gücü artırıyor mu diye. o ara zap yapıyorum 3 saniye kadar. geri dönüyorum. amcanın söylediği “yarım metre ile bir metre arası değişiyor” cümlesi ile irkiliyorum. “oha!” diyorum. sonradan anlıyorum ki 3 saniyelik zap benim yanlış anlamama sebep oluyor. oysa bitkinin uzunluğundan bahsediliyormuş.
    amcanın çaşur otuyla yaptığı ilginç karışımın içinde mutlaka bulunması gereken diğer madde ise ayı yağıymış. nerden buluyorsun ayı yağını diyor sadettin teksoy. oysa amca dağlarda ölen ayılardan elde edermiş bu yağı. iğrençsin amca diyorum ister istemez. cebinden çıkardığı bir miktar ayı yağını sadettin teksoy’a ikram ediyor. teksoy iğrenç koktuğundan şikayet edip yemiyor. ama çaşur otundan bir miktar yiyor.
    sonra amcaya soruyor: “peki amca bu karışımdan yıllardır yiyorsun; kaç çocuğun var?”
    tabi ki cinsel güçle çocuk sayısını bağdaştırmak yanlış ama amca “6” diyor. normaldir diyorum. sadettin teksoy’un “peki kaç hanımın var” sorusuna amcanın “10” demesi tüylerimi diken diken ediyor. bu karışımın cinsel gücü artırırken beyin gücünü de azalttığına emin oluyorum.
    sadettin abi performansından düşmüş eskiden programları daha komik oluyordu derken az sonra yaşlı amca beyaz takım elbisesiyle ortaya düşüyor. amca müslüm gürses’e çok benziyor-muş. daha sonra köyün şifalı olduğunu iddia ettikleri çamurunun içine dalıyor amca beyaz takım elbisesi ile.
    “tamam be bu kadar da olmaz ki” dediğim anda sadettin teksoy başka bir köyde soluğunu alıyor. köylülerin yıllar önce şehit edilen bir zat’ın kafasını sakladığını öğreniyoruz programın ilerleyen dakikalarında. sadettin durmuyor tabi. gidip hemen zat’ın kafatasını mıncıklıyorlar. sonra mı? sonra köyün içinde koşmaya başlıyorlar. tiridine tiridine bandım türküsü eşliğinde. amcanın biri bağlamasıyla koşuyor. düşünüyorum tabi bu amcaların çoluğu çocuğu yok mu; onlar izliyorlarsa ne diyorlar acaba diye. ben kendi şahsım adına tanıdığım kimse olmamasına rağmen çok utandım.
    dayanamayarak sizler için internette sadettin teksoy hakkında da birkaç bilgi edindim. internet sayfası çalışmıyormuş. ama mynet uzantılı bir siteyi yakaladım.

    (bkz: http://teksoygorevde.sitemynet.com/)

    sitede, sizlerden gelenler bölümüne takıldım biraz. ben de, sizler için "sizlerden gelenler" bölümünden süper yazıları derledim. alın hemen aşağıda. buyurunuz okuyunuz...

    “islamiyet in doğuşu belgeselini ve kutuplarda namaz kildiğiniz programi seyrederken gözyaşlarimi tutamadim. özellikle belgesel de, daha öncede seyretmiştim. birde oralara giden birisi olarak duygulanmamak elde değil ben 27/06 - 08/07 2002 tarihlerinde umre yaptim allah in izniyle birde o atmosferi dün gece tv de görünce çok tuhaf oldum. kendimi tanitayim ismim gökhan şimşek 20 yaşindayim. hem okuyup hem çalişmaktayim. mekke ve medine de bulunduğum sürece bir çok fotoğraf çektim eğer isterseniz size bir şekilde ulaştirabilirim. sizden bir ricam var oda şu kabe_i muazzama' nin içine girdiniz öyle saniyorum ki siz her yasağa rağmen gazeteciliğin verdiği bir cesaretle beytullah in içine en azindan bir fotoğraf makinasi sokup görüntü alabildiniz, tabi bu sadece tahmin yürütme sonucu eğer böyle birşey varsa lütfen bana bilgi verirmisiniz en azindan içi hakkinda bilgi sahibi olmak istiyorum bildiğim kadariyla 3 adet uzun direk var ve bir kisim odaciklardan mevcut ama en yakin ağiz olan sizden öğrenmek isterim. birde üzülüyorumki bu güzel insan maalesef güzel olmayan bir kanal da allah yüreğinize göre versin efendim. saygilarimla”

    “tv programciliğina yeni soluk getirdiniz programlarinizi hiç kaçirmiyorum.bütün işlerimi sizin prog.göre ayarliyorum.yayinlarinizda başari dilemiyorum siz zaten başarilisiniz.sizi çok ama çok seviyorum.”

    “tum basarilarin senin olacagindan eminiz.medya;nin en renkli insani sensin.
    sana nazar degmesin diye dua ediyorum. "aman sakata gelme"
    abd den seni seveler adina...”

    “sayin sadettin abicim size olan hayranlıgım vasıtasıyla bazı siirler yazdım.birini okumak istiyorum: kuşatmıştı her yanımızı
    teleler voleler
    yok ettin onları birer birer
    gönüllerin incisi gizemlerin avcısı
    dünya televizyonlarının yıldızı
    kaldırdın gözümüzdeki perde- i esrarı
    tüm gezginlerin amirali oy oy
    ailece seni seviyoruz teksoy
    saygilarimla...”

    “ilk programınızı gorunce işte! dedım kendı kendıme "program bu" ! kımseyı kucuk dusurmeden,kımseyle dalga gecmeden,insanlara ınsanca yaklasım böyle programlarda varmıs demekki ! ve yıllar gectıkce o guzel tadından bısey kaybetmiyen program ! allah sızı basımızdan eksik etmesın ayrıca sızın bagımsız mıllet vekılı adayı olarak (kusurabakmayın sızı hıc bı partıye yakıstıramadım da )gormek en buyuk arzumuz ! cunku bu kadar kokuşmusluk ıcınde her turlu soruna ınsan gıbı yaklasacak bı tek ! tekoy vardır dıyorum ve ellerınızden öpüyorum”

    “sadettın abi, programınızı cok beğeniyoruz senden bir isteğimiz var. şu enteresan olaylara biraz daha yer versen, yani ufolara falan...”

    “türkiye'nin güçlü habercisine
    hayırlı olsun. programlar çok güzel, bazen güldürüyor bazen düşündürüyor; bazen de üzüyor... ama programlarınız siyasetin bizleri bö dedirttiği ortamda keyiften dört köşe oluyoruz. geceleri güzel düşüncelerle uyku uyuyoruz. teşekkürler, belgeselleri sadettin teksoy anlatımıyla izlemek, gizemlerde yolculuk yapmak istiyoruz kucak dolusu sevgilerimizi gönderiyoruz.”

    daha fazla bir şey yazmaya gerek yok sanırım. işte size türkiye’nin süperi.

    (bkz: http://teksoygorevde.sitemynet.com/…erim/baston.jpg)
  • bursa'da yaşayan tarzan bölümü efsane olan bir garip programdır. megafon ile "sesime doğru gel" deyişi, hemen yanındaki tarzan ile konuşurken de megafon kullanmaya devam etmesi insanı yarar geçer.

    sadece bu bölüm değil pek çok efsane bölümü vardır hatta tamamı da efsane kabul edilebilir.
  • çocukluğumun efsane programıdır. her bölümünü izlerdim. elbette yıllar sonra tekrar başlayan teksoy görevde'den değil, ilk versiyonundan bahsediyorum.

    evlenip, çoluk çocuğa karışsak da çocukluğunda erich von daniken okuyup, teksoy görevde seyreden ve her gece uzaylıların kendisini kaçırmasını dileyen çok sayıda nesildaşım olduğunu düşünüyorum.

    bir diğer efsane program için:

    (bkz: sınır ötesi)
  • göreve geri gel kral.. .

hesabın var mı? giriş yap