şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tevbe)
  • ??????????? ???????? ?????? ??????? ???????? ?????????? ??? ????????? ????????? ???? ??? ???????? ??????????? ??
    --- spoiler ---

    9/tevbe-9 (meâlleri kıyasla): işterev bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlihî, innehum sâe mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).
    allah’ın âyetlerini az bir bedele sattılar. böylece o’nun (allah’ın) yolundan (insanları) men ettiler (sıratı mustakîm’e insanların ulaşmasına mani oldular). muhakkak ki; onların yapmış oldukları kötü (fena) bir şey (muhakkak ki; onlar, kötü bir şey yapmış oldular).

    --- spoiler ---

    hamd alemlerin rabbi'ne..
    salat selam o'nun şanlı peygamberi muhammed mustafa (s.a.v)'in üzerine olsun.
    bismillahirrahmanirrahim

    biz her zaman osame'nin aradığı gibi bir molla aradık. o'nun adı abdullah azzam'dı. tevafuk o'dur ki o bu ayetin ışığında cihatı anlattı. cihat ayetlerimizi az parayla satan ucuz insanlar tarafından esnetilmişti, revize edilimişti, softlaştırılmıştı. bu yanlıştı. hele hele şark kurnazı gibi bir düşünenin fikri alıp satarak sonra bir cemaatin doymasını bekleme işlemini hud suresi 112'e aykırı buldum. ancak ben de emrolduğum gibi dosdoğru olamıyorum. incili, tevratı, zeburu indirip aslının değişmesinden ibret almamızı bekleyen ve son olarak kuran'ı indiren yaratıcım;

    sen bizleri afeyle. senin rahman'ın sonsuz.

    haram aylar halifelerimizin belirleyeceği aydır. ancak halife'nin rol-x'le bağdaşmamasına atfı hasan abi'yle giderek ödeyeceğim bir durumdu. hasan abiyse yanaşmıyordu.

    cihatı hep esnettik. bense hep seyirci kaldım. beceremiyorduk, eski zamana dönemiyorduk, haşa ve kella yaratıcımızdan ümidi mi kesmiştik. öyleyse sil-kin kendine gel mülsüman!

    kendine gel!

    kendine!

    hayır hayır

    tevbe et ve kelime-i şahadet getir kendini bulduğuna inan.

    müslüman! hadi, sadece başındaki a harfi var diye buraya yazmaya haşyet ettiğimiz yaratıcı'mızın emrini yerine getirmeye.

    selefi alimlerden makdisi'nin azzam'a ek olarak diyordu. "osame bana sorsaydı, yakındaki düşmanı tercih ederdim"

    el-hak!

    biz yıllar evvel kanlarını sadece bu topraklara yaratıcımız için vermiş dedelerin torunlarıyız. sil-kin kendine gel müslüman!

    artık şüphe götürmez bir hakikatle yüz yüzeyiz. bırak bu üç-beş kuruş için yaratıcı'nın ilmini, ayetlerini az parayla satanlar olarak ifade ettiği kişileri.

    bu ayet seni hakikate götürecek.

    düşün biraz

    biraz mı?!

    toparlan, cihad vaktidir.

    kusur arama vakti değildir.

    hedefimiz açık ve net!

    kafirlere söylüyoruz. bu sure rabbimizin bu suresinde belirttiği gibi müşriklere ultimatonudur.

    hedefimiz

    benim canımın sorumluluğu yaratıcı'mındır.

    sizden ve tefrikalarınızdan korkmuyoruz.

    ve bu gece ilk hedef taşeronunuz olan ypg'dır.

    yavaş yavaş büyüyeceğiz
  • ????? ???????? ???????????? ?????????? ????????? ?????????? ??????????????? ??? ???????? ??????????? ???????? ???????? ???????????
    9/tevbe-11: bundan böyle eğer tevbe ederler, nemazı kılarlar, zekâtı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar, bilecek bir kavim için biz âyetlerimizi daha tafsıl ederiz

    hamd alemlerin rabbi olan ellah’a (c.c)
    salatu selam o’nun şanlı nebisi muhammed mustafa (s.a.v)’in üzerine olsun.

    insan nasıl müslüman olur?
    islam’ın ve imanın şartı?
    tağut , darulnedve, darulerkam ışığında 15 temmuz?
    hz. aişe anamızın yaşı ve 09.11 subliminal mesajı?
    11 eylül ikiz kulelere saldırı!

    *** yaratıcımız’ın istediği süre çerçevesinde kişi nasıl müslüman olur?***

    doğada bulunan hassas ayarlar;
    misalen güneşin milim yaklaşılması sonucu kavrulacağımız, milim geri gittiğinde donacağımız gibi pek çok örneği fenni ilim alan kardeşlerimiz bilmektir.
    evrim’in açıklayamadığı bing bang teoremi öncesindeki bileşenler yaratıcımız’ın ilk yarattığı maddelerdi.
    klasik örneklerde olduğu gibi belli zaman aralıklarında hiçbir şeyin kendiliğinden var olamayacağını gördük. düşünceyi minimize edersek 2 hidrojen atomu masanın bir tarafında 1 oksijen atomu masanın öteki tarafında dursun. 500 yıl içerisinde hiçbir etki olmadan (yaratıcımız’ın izniyle) bir araya gelip h2o(su) olması mümkün değil. bir dış etkiye ihtiyacı var.
    dünya’nın uydusu olan ay’ın dünyaya uzaklığını alalım misal. bu kendiliğinden hele de yer çekimin olmadığı bir alanda bir döngü halinde kalmaları hassas ayarların neticesidir. astronotların uzaydaki komik hallerini görüyorsunuz yerçekim olmadığında.
    doğadaki bu gibi hassas ayarlardan bu dünyayı yaratan bir yaratıcının olduğunu net bir şekilde görebiliriz.
    darwin bitkilerle uğraşıyordu. hepimizde olmuştur insomnia. kafayı takarsın bir şeye uyuyamazsın çoğu günler. darwin’e de bu olmuştu.her mucit icadını ya açken ya da uykusuzken yapıyordu. darwin’in hayata bakış açısı herhangi bir dine mensup birinin bakacağı türden değildi. uyuyamıyordu teorisini ispatlamak için… doğadaki herkesin gördüğü hassas ayarların kendiliğinden var olageldiğini düşündü. tüm filozoflar, tüm biyologlar, tüm mühendisler vs. yanlış düşünüyor ancak darwin kendince doğru düşünüyordu bezelyeler deneyinde.
    darwin dibe dalıyordu, tıpkı ilkçağ filozoflarının arke’yi (doğadaki ilk element) bulmak için dibe daldığı gibi. kimisi su dedi (thales), psigoratçılar sayı dedi, democritos atom dedi. ….dedi. hepsi doğadaki ilk elementi düşündü. aristotales ise bu cevher’in töz olduğunu iddia etti. ancak aristotales yanıldı düşsel bir yolculukta kişinin kendini bulması töz ile değil öz’e geçmişe kendine gitmeyle olur. burada daa sınav var zira aristo’ya göre töz tanrı’ydı. öz’e giden galu bela’da yemin edenlerdense öz haşa ve kella benim ve benim bir yaratıcım var diyecektir doğadaki hassas ayarlar dengesinden.
    darwin ise daha derine gitti. fıkhi bir terimdir: şeytanlaşmış insanlar, şeytanın askerleri vs.
    galu bela: müslüman kalacağına herkesin yaratıcıya söz verdiği o en dip halimiz.
    şeytan’ınsa hz. adem’e secde etmediğini kıyamete kadar kötülüklerinde yaratıcımız tarafından serbest bırakıldığını biliriz.
    en dibe dalan çok renk görür; ana renkler değil gökkuşağındaki diğer renklerde olabilirdi. ancak bizim alimler kahverengi,kırmızı, beyaz, yeşil diyorsa var bi’ bildikleri diyoruz. ancak bizim için renk görmek bir mucize. zira galu-bela’da söz verenlerdeniz. doğru yolu buluruz biraz sistematik düşünürsek.
    siyah gördün diyelim. temizlen arın benim kardeşim o yol’dan ayrılma, yaratıcımız’ın tevbe kapısı her zaman açık.
    yeşil gördün diyelim. kibirlenme sen de arınmaya devam et, sen sadece o anki haleti ruhiyetinle takva sahibisisin. bir hatan teraziyi tam tersine çeviririr. son nefeste imanlı ölmek önemli zira..
    (istihare daha farklı analiz edilebilecek konu, bu örnekler dibe dalmayla ilgili verilmiştir)
    hiç mi renk göremedin; ya da renklerle olacak iş değil daha derine dalmak istiyorum diyorsan,çocukluğumun masumiyetine ulaşmayı istiyorum diyorsan ya da efendimiz (s.a.v) itikafa ramazan’ın son 10 günü girer haşa ben efendimiz miyim daha çok girmeliyim diyorsan;
    bir derviş kulağına fısıldar belki biraz daha dibe daldığında; “o’na cebrail geldi, dikkat et sana azrail gelir” bir huzur buldun o sözde, tamam yoluna devam et.
    eğer en dibi gördün ve sükûneti buldun. o anında sana kuran uzatmayanı yaratıcımız affetsin. araf-12’ye bak. sen ne yazık ki yemin vermeyenlerdensin şeytanlaşmış insanlardan olmak istemiyorsan bu sure seni rahatlatmalı kardeşim. allah secde etmeyen şeytan’a soruyor
    “emrettiğim halde seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (imanlıysan kardeşim secde et ayetin ağırlığı gelmesin üzerine)
    düşün gücü her şeye yeten, seni isterse kahredecek, doğadaki tüm atomların, protonların, elektronların oluşumu sağlamış yaratmış yaratıcımız ceza kesmeden soruyor şeytan’a? el-latif olan rabbimize hamd-u senalar olsun.
    o emredince yapmak zorundayız zira. bizi yaratan yaratıcımız değil de bizi doğuran baba isteklerini yapmadığımız zaman ne kadar gürültü patırtı kopuyor. ama o rahman olan rab işte kulu kahretmiyor, ne cevap vereceğini bilse de soruyor en güzel en latif haliyle.
    darwin şeytanlaşmıştı artık. şeytanın esiri olmuştu. o’nun yolundan gidenlerde. haşa ve kella ayetlerimizde evrim var diyen entelektüel, modern, gözükmek için dinin kuran’ın ruhuna aykırı yorumlar yapanlarda…
    bilinmelidir ki kelam, felsefe ve fenni ilimler müslümanda sınırlı olmalı. doğadaki hassas ayarları yakalamak/bulmak için, bunu tefekkür etmek ve kuran’ın tercümesinin sistematiğine oturtmak için, bunu bir alimle tartışmak için (kelam) vs. arapça olan kuran’ı her önüne gelene çeviremez. filoloji bilmeli, arapça’nın asrı saadet zamanındaki diline hakim olmalı. tefsir felsefecinin, kelamcının ya da ilahiyatçının işi değil arapça bilmiyorlarsa mealini ezberlemek durumdadırlar.
    vay o zaman efendim neden arapça okuyoruz?
    allah’la konuşmak için, efendimiz’in diliyle okumak için…

    doğadaki hassas ayarlar dengesinden kişi bir yaratıcı’nın varlığını net bir şekilde kavradık..

    ******hayatın her aşamasında girilen beşeri sınavlar*******
    bir yaratıcı’nın varlığından haberdarız ancak dibe daldığımızda özümüz islam olduğundan ve haşa ve kella peygamber olamayacağımızdan (son peygamber gelmiştir muhammed mustafa s.a.v)) kulağa fısıldanan bak dikkat azrail gelir korkusuyla itikafımızdan, kapanmamızdan vazgeçip topluluğa karışırız ve maneviyatımızı düşer. artık sıradan basit kullar olduğumuzu sıradanlığımızın dayanılır yüceliğini tadarız.

    o vakit kafada bir soru?
    yaratıcı beni neden yarattı?
    bu soru bizi en dibe dalan ve cebrail’le karşılaşan kişi’lere götürür. onlar aralarında hiçbir ayrım yapmadığımız yapamadığımız yapamayacağımız peygamberlerimizdir.
    sınavın en zekileridir, en edeplileri, en vefalıları, en takvalıları, en güzel seciyette olanlarıdır.
    yaratıcımız cebrail meleği aracılığıyla neden yarattığını ve ne yapması gerektiğini o’nlara iletmiştir.
    bu durum bir soruyu da beraberinde getirir?
    yazılı olarak ulaşan var mı?
    var. incil, zebur, tevrat ve kuran’ı kerim.
    bu kitaplar arasında seçim yapma hususu mevzu bahis olduğunda kişinin kendisine soracağı tek bir soru var. hangisi aslı gibi kalmıştır. yani hiç kişisel mülahazanın olmadığı, bir bütünlük içerisinde olan, çelişmeyen ve aynı zamanda güncellenmeyen sadece ama sadece yaratıcımız’ın sözleri olarak kalmış kitap hangisidir?
    kuran’ı kerim olduğunu görür.
    ***
    kuranı kerim’in içerisinde bu kitabın koruyuculuğu ancak ve ancak kendisinin yapacağını buyurur. bazı ahirzamanın gözüyle asrı saadete bakan inkarcılar mübarek keçi hadisesine inanmazlar. mubarek keçi hadisesi recm ayeti’ni yaratıcımız’ın emriyle yemesi olayıdır. hz. ömer hz. ebubekir ve hz. osman öyle ince eleyip sık dokumuşlardır ki her ayetin yazımında şüpheye yer yok. (kudsi hadisler konusunu başka konuda değineceğim inşallah) ancak peygamberimiz hayatını değiştirmiş ihtilaflar baş göstermiş hz. ömer de bu yüzden adalet özelliğini ön plana sokup demesinler diye recm ayetini kuran’ın arkasına yazdırmıştır. hatta 3 kez boş ol mevzusunda efendimiz zamanında uygulanırken, bakıyor hz. ömer bunlar artık başka amaçlar için (latife, tehdit vs.) 1’e düşürüyor, diyor ki öyleyse ben 1’e düşürüyorum. bu bidat değil işte, adalet. sela da aynı şekilde bidat değil adalet. her efendimiz zamanında olmayıp bazı çağlarda olan şeylere hemen bidat denmemeli. bidat’ın anlamı efendimiz’in zamanında olmayıp sonradan dine aktarılan ayetlerle hadislerle ters olan durumlardır.selefilerin kabir ziyaretlerinin azaltılması ya da gidilmemesi, vahabilerin kabirleri yıkmasını buna bağlamalıyız. adam camiye gidip dua etmesi gerekirken maşuk baba türbesine ip asıyor. camiler haşa ve kella yıkılacak yer olamaz olmamalı olursa kan dökülür zira bu mescide saygısızlıktır. beri taraftan “ailemizin bizim için bir imtihan olduğu ayetine ters. efendimiz kabir ziyareti yapmıştır doğrudur ancak ahirzaman fitnesi öyle bir hale gelmiş ki imtihan olan ayete ters düşmeye başlamış. selefilere bu yüzden hüsnü zan beslemeliyiz. ancak evlattır anasına hata yapmıştır, bağırmıştır, cennet onun ayakları altında olduğunu bile bile işe meşgaleye dalmıştır, öldükten sonra aklına gelmiştir şu yasin’i de gideyim annemin mezarının başında okuyayım pişmanın annemin mezarının başında duran ağaç pişmanlığımın samimiyetine şahit ol, tevbeme şahit ol, insanların tevbeme şahit olunca kalbime riya geliyor ihlastan uzaklaşıyor gibi oluyorum, sen de canlısın ama annem öteki dünyaya intikal etti gibi hüsnü niyetle yaparsa ne kadar sorun teşkil eder tartışılır. ancak ibni teymiyye bidat diyor, haşa ve kella biz biliyoruz ki efendimiz (s.a.v) kabir ziyareti yapmıştır.
    beri taraftan efendimiz’in ölüye saygısı ortadır. yahudi bir cenaze geçtiğinde ayağa kalmıştır. türbe yıkmak kimin haddine? kapatırsın olur biter.
    hele camide bombaya değinme ihtiyacı duymuyorum bile. şıh olmuşlar başımıza insanları namazdayken öldürüyorlar. hani esir yasası, hani aynı kıble olduğumuz kişiye saygı?!
    ****
    kuran’ı kerim’in hak kitap olduğunu anladığında son peygamberin hz. muhammed mustafa (s.a.v) olduğunu göreceksin. gökteki isminin ahmed, hz. kasım’ın babası ebu kasım olarak çağırıldığını da siyer okuyarak göreceksin.
    kuran’ı okumaya başlamadan önce dinimize geçişin kaideleri olduğunu göreceksin.
    öss’ye bile deli gibi çalışan sen hiçbir sınavın kolay olmadığını çok rahat görmüş olmalısın.

    önce izzeti, rızkı, şerefi kuldan değil kesinlik ama kesinlikle zerre şüpheye düşmeden bize hak kitaap kuran’ı gönderen yaratıcımız’dan isteyeceksin. o’ndan başka ilah yoktur çünkü. la ilahe ilallah! bu dev aynasında yürüyen beşere, yaratıcımız’ın kanunlarını, şeriatını bize unutturan uygulatmayan yıkılmayan yıkılmamış bütün putlara isyandır. o’ndan başka ilah yok! islam fikirde islam’a aykırı hayat sürmene sebep olan bütün putlara isyandır! putun tanımı zaten budur.
    o din ki, islam, yaratıcımız’ın ayetlerini cebrail aracılığıyla peygamber’e iletmiştir. bazen kendi sesiyle, siyer kaynaklarında o ayetlerde efendimiz (s.a.v)’in mosmor olduğu rivayet edilir. peygamber efendimiz hz. muhammed mustafa (s.a.v)’in yaratıcımız’ın resulü olduğuna biat edeceksin, bundan emin olacaksın. muhammeden resulullah!
    bu fikirsel imandan sonra
    kelime-i şahadeti getirip ekstradan diline tercümesini de okuyup kalben ve hisle adanıp islam’a ilk adım atılır inşallah. sonra sağlam bir gusl abdesti ile iki rekat nafile namazı kılıp islam’ın 5 şartını ve imanın 6 şartını putlarsız analiz eder emirlerini yerine getirirsin.

    yaratıcımız seni utandırmaz inşallah. ilk emrin oku olduğunu asla aklından çıkarma. dinle, izle değil oku! aradaki nüansı gör.

    *********** islamın ve imanın şartı*****************
    1)islam’ın şartı: (bu kısım madde içerikleri daha detaylı yazılacaktır)
    a) kelime-i şahadet getirme:
    kelime şahadet’in kelime’i tehvid’ten farkı: efendimiz’in de kul olduğunu bilip hristiyan öğretilerinden farkını ortaya koyacaksın. haşa ve kella baba-oğul-kutsal ruh yoktur biz de. tünelde kaza yapanı da bu kadar afro (aykırı) adamları yaratıcımız’dan resul’unden ,ashabından, tebein’den………. evliyalar’dan daha fazla düşünüp hayatını geçirmeseydin. elvis mi gördün canım,
    peki elvis’te bizi görecek mi de yap geyiğini tebessüm geç. bunların zira elvis ya da islamdışı akidede olan biri putu olmuş. putlarını yıkamamıştır.
    b) namaz kılmak
    günde zorunlu olarak namaz kılmanı emrediyor yaratıcımız. efendimiz(s.a.v) günde 5 vakit namazı farz olarak kılmıştır, bu bize de(buluğ çağına ermiş) farzdır.
    ekstradan kuşluk, evvabin, teheccüd kılardı. teheccüd gece namazıdır efendimiz’e bazı durumlarda farz bize her dem sünnettir. tespih namazlarını da unutmamak lazım. kılamadığın namazlar için kaza durumları var.
    c) oruç tutmak
    ramazan boyunca her gün oruç tutman farzdır buluğa ermişsen. yolcu, hasta ve ilaç kullanmak isteyen yaşlılar için özel durum mevcut
    d) zekat vermek
    malının 40’da 1’ini zekat olarak vermelisin, ihtiyaç sahiplerine..
    e) hacca gitmek
    ömründe en az bir kere hacca gitmelisin. (namazın şartlarından istikbali kıble’ye bak)

    2) imanın şartı
    a) allah’ın varlığına ve birliğine inanmak;
    hassas ayarlardan bir yaratıcı varlığına geldin ancak durum sadece kuran’ı azimuşşan’ı bize kulu ve resulu aracılığıyla gönderen yaratıcımız’ı varlığına iman etmek yetmiyor. bir de her kim olursan ol, şartlar neyi emrediyorsa emretsin, hangi projenin içerisinde olursan ol, seni ibadetten alıkoyan her şeye, her puta karşı isyanını koyup rabbim 1’dir. o ne doğmuş ne doğurmuştur. ondan başka ilah tanımayız cümlesi dille değil fikrinle amelinle ve tabii ki de kalbinle gerçekleştireceksin. şerefi, izzeti, huzuru, rızkı, ilmi ancak ve ancak o’ndan dileyeceksin. putlara isyanını çek. olmaz sizi ortak koşamam diyeceksin. unutma islam güzel yoldur ancak bazı engebeli yollarda susarsan dilsiz şeytan olursun, sonunda yalnız kalma pahasına. bir’dir o. ve biz o’ndan bekleriz. o sadece rahman rahim değil kahhar’dır da. seni ilminle hesaba çekecek öteki dünyada. öyleyse bir projenin içindeysen vazgeç o’nun emrini yerine getirmeye bak, o’nun dediklerinin aksini söyleyenlere boyun eğme, itaat etme. putlara karşı isyan eden mumin her zaman doğru yoldadır
    el-hak yaratıcımız kuran’ın da net bir şekilde düşman tehlikesine karşı olan idareciler müstesna diye. ancak bu ucu bucağı açık bir şart değil ki. senin zulm gördüğün zamanda sıcak yataklarından ayrılmayan güce(puta) tapıcılara zulmet, üzerlerine üzerine git, onlara ilahi hitapla seslen, al kuran’ı elinde salla gibi ya da takiyye yap önce türk ırkındanım diye dem vur sonra ata’nı hz.adem değil bir insan yap. sonra sıkışınca ülkeni değiştir, kafir topraklarından ülkeyi karıştır. ikisi de aynı lacivert değil asla en azından biri ben din adamıyım mollayım demiyor. tutup şeriat kelimesini cümle içerisinde kullanıldığında entel taklidi yapmıyor biz sizden beriyiz demiyor. anlayan anladı.

    ya da bu proje cami minaresinde yankılanan nahl suresi 90.ayet’te akrabaya yardım etmeyi, özel sektör hadi neyse devlete koy anlamı çıkarmanı sağlamıyor. el-hak efendimiz en iyi binek’e binin demiş ancak burak isminde bir kardeşe ya da faizle alınan bir mercedes’e değil.
    hele hele başörtü furuat deniyor. çağın şartlarıyla ahir zamanı analiz edersek ilk fuları takacak olan bir amerikalı’nın atladığı hadis var. efendimiz (s.a.v) demedi kadın uzuvlarını belli edecek kıyafet giydiğinde erkek zina yaparsa günah aynı zamanda kadınadır. ahirzamanda olduğumuz bilincindeysek ve asrı saadet’in gözüyle ahirzamanı irdelersek gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde nasıl sapık insanların olduğunu görüp hanım kardeşlerimizin üzerlerine alacakları günahlar hakkında bilgiler vermemek en yumuşak tabirle şeytani bir eylemdir.

    b) meleklere inanmak;
    i) büyük melekleri yani baş harfleri sırasıyla cami olan meleklere iman etmek zorundasın. böylelikle peygamberlere imanın da, son nefesinde ruhunu alan meleğe de, tabiat işlerinin de allah kontrolünde gerçekleştiğine, kıyamet gününe de iman etmiş olacaksın.
    cebrail: yaratıcımız’ın sözlerini peygamberlerimize ulaştıran melek
    azrail : ruhun vücuttan ayrılmasını sağlayan melek
    mikail: tabiat olaylarını allah’ın emriyle gerçekleştiren melek
    israfil: kıyamet günü sur’a üfleyecek olan melek..

    ii) ihsan; yaratıcımız’ın seni görüyor gibi hareket edip amelleri yerine getirmektir. mümin %100 ihlasa ulaşana kadar bu yolculuğu asla sekteye uğramamalı asla kendini tamamladığına inanmamalı. eğer bunda ufak şüphesi varsa amellerine şahit olan sağ ve sol omzunda iki tane meleğin olduğunu, birinin günahlarını diğerinin sevaplarını yazdığına inanmak durumundayız imanımızın tam olması için.

    iii) diğer melekler bazında yazacak olursak; hadis referanslı olarak çalgı çenginin bulunduğu ortama gelmediklerini, kalp gözü açık alimlerce bizle yaşadıklarını ve en önemlisi hayanın vücut bulmuş hali, peygamberimiz (s.a.v)’in terbiyesiyle terbiyelenmiş hz.osman’ın kıyafetlerini değiştirirken takındığı tavırdan biliyoruz ve 4 büyük melekten başka meleklerinde olduğuna iman ediyoruz.

    iv) son olarak da sorgu melekleri
    sorgu melekleri düşünülmeden evvel kişi, öteki dünyada karşılaşacağı manzara açısından amelin salihliğini, ihlaslığını, ihsanını evvel hz.ömer düsturuyla hesaba çekmeli.
    o hz.ömer ki “hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çek” der. hz. hasan basri gibi defterlere gün gün yaptıklarını yazıp hangisinde hata yapmışım kuran’a aykırı düştüm mü diye korkudan geceleri hesaba çekmektir hesaba çekmek kendini.
    cennetle müjdelenen 10 sahabi aşere-i mübeşşereden hz.ömer; dünyasını değiştirmiştir. o süre bir sahabe dua etmektedir ömer’i rüyasına girsin diye. günler geçer olmaz, haftalar geçer olmaz. hz. ömer sonunda teşrif etmiştir rüyasına sahabemizin. diyaloglar nasıl bir sorgu meleğinin ve her anımızdan hesaba çekileceğimizin kanıtıymışçasına cereyan etmektedir.
    + ne kaldın ya ömer?
    - hesap yeni bitti.
    bir sahabe, bir halife, aşere-i mübeşşereden biri o, ancak o bile hesaba çekiliyor.
    sorgu meleklerini bu örneklerle düşünecek olursak retoriği; ihlas,riya analizi ve kelamda üst düzeydeler.
    beşerde kelam, felsefe ve retorik bilmek harici olmadığı müddetçe ve kişinin ya da kardeşinin analizini yapmada faydalıdır. ancak unutulmamalıdır ki kuran’dan daha fazla kalbi rahatlatıyorsa tevbe etmenin zamanı gelmiştir. ikilem, dualite yaptırıyorsa tevbe etmenin zamanı gelmiştir. kuran bilmeden fitneye halefliğe dönüştürüyorsa insanı tevbe etmenin zamanı gelmiştir. hak’tan kopup batıl’a yönelişse tevbe etmenin zamanı gelmiştir. efendimiz bile yani yürüyen kitabımız günde 100 kez tevbe ediyorsa biz günde ne kadar tevbe etsek az, hatta bu durum için bile tekrar bir tevbe şart.

    c) kutsal kitaplara iman
    burada günümüze gelen orjinali (aslı, yaratıcımızın sözleri) bozulmamış tek kitap kuran’ı kerim’dir.
    buhari’den rivayet hz.aişe anamız’ın sözleriyle kutsal keçi hadisesi kuran’ımızın arka sayfasına tıpkı hz.ömer saygısıyla yazılmalı. burada kişi kendisine şu anahtar soruyu sormalı; biz recm’den neden bu kadar korkuyoruz, asr-ı saadet yerine çağa ayak uydurma telaşımızdan olmasın!? yani efendimiz’in yanına sahabe gelmedi mi, demedi mi ben zina yaptım, hz. ömer sinirlenmedi mi adamın cübbesini çekiştirmedi mi, yine tekrar etti demedi ben zina yaptım, tekrar tekrar etti. sonunda resul (s.a.v) demedi “götürün recm edin”
    yanlışında ısrarcıdır. yani recm’i terkedilmesi gereken cahiliyye adeti olarak görenlerden biz her zaman beriyiz, yol arkadaşı değiliz. bu kadar açık bu kadar nettir.
    kudsi hadislere gelince; kuran ile çelişmeyen haşa ve kella allah sözleri iddia edilen kelamlar. eğer kuran’ımıza uygunsa “bir alimin sözü” olarak söylenmeli. eğer değilse çağın alimleri tarafından böyle bir söz olamaz denmeli. zira bu kişisel görüşüm olarak belirteyim; hicrete giden bir muhacir’in cezbe ya da itikaf anında söylediği söz olma ihtimali daha ağırlık kazanıyor.

    zira unutulmamalıdır ki resulullah (s.a.v) sadece hicrete gönderdiği muhacir sahabelere
    zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız düsturunu emretmişti. bu şu demek olmuyor, elinde şeriatı ilan etme gücü olduğu halde nadasa bırakıp, dış güçlerden çekinen bir idarecinin bu hadisi kendine misyon edinmesi katiyetle karşı çıkılması gereken bir durumdur. zira itikatta bariz bir sıkıntı var. her kim olursa olsun eğer en tepeye gelmişse hala kendini muhacir hissediyorsa yanlıştadır çünkü bu muhacirliği artık fethe dönüşmüştür. manevi maddi hiç farketmez koltukların en başına çıkmışsa ve dönüp kimsenin cürret edemeyeceği şekilde şeriatı nadasa bırakamaz. latif, rahman ve rahim olan yaratıcımız’ın kahhar olduğunu asla ve kat’a unutmamalıdır.

    d) peygamberlere iman
    burada en önemli bizim sadece peygamberimiz hz. muhammed mustafa (s.a.v)’dir demenin kuran’a halef olup şirke düştüğünü bilmemizdir. ayetimizi referans alarak 144000 peygamber geldiği söyleniyor. biz buna da iman etmek zorundayız ama sadece kuran’da adı geçen peygamberlerin peygamberliğine tam iman gerekiyor.
    farzı misal bazı kaidelerimize uygun görüş bildiren tarihteki kişilerden hamburabi, demokritos, eflatun vs. peygamber olduğu ihtimali ortaya atılır. burada müslüman “şüphe varsa uzak dur” “biz şüpheden beriyiz” şiarında olmalı.
    aslını yitirmiş hristiyan inancının aksine kutsal kitabımız’a göre yani dinimize göre hz. isa göğe çekilmiş ve ahirzamanda tekrar dünyaya indirileceğine biat, iman etmek zorundayız.
    son din(dinimiz) islam üzerine tek peygamber efendimiz (s.a.v)’dir. buna iman etmeliyiz. siyeri okumalıyız. ilk olarak ömer suruç’u tavsiye ederim. en sadece halini oku evvel sonra dinle, sonra sohbet izle, sonra tekrar okuma zamanı gelince, dinleyip izleyip keyif aldığın hangi alimse o’nun siyerini oku.

    e) ahiret gününe iman
    azrailin ruhu bedenden aldığı an tekrar haşrolacağımız güne inanmak. sorguya çekileceğimiz güne inanmak. sorguya çekilenlerin amellerine göre cennet ve cehennem’e gönderileceklerine inanmak. son din islam dinine teslim olmayanların veya intihar edenlerin hiç çıkmamacasına cehennem’de kalacağına inanmak.

    f) kader ve kaza’nın yalnızca allah’tan olduğuna inanmak.
    dünyada yahut alemlerde gerçekleşen her olay, her duygu, her vaka kadir-i mutlak olan yaratıcımız’dandır. buna iman etmek zorundayız.
    burada külli irade ve cuzzi iradeyi unutmamalıyız.
    evet külli irade sahibi yaratıcımız ol dediğinde olur. ancak bazı eylemleri yapmaya gücü yettiği halde o eylemi yapmaktan beridir. zulmetme eylemi gibi. beşer zulmeder, cuzzi iradesiyle. ve o iradeyle zaten sorguya çekilecektir.

    ********** tağut, darulnedve, darulerkam ışığında 15 temmuz’a bakış*********
    efendimiz’e oku ayeti indikten sonra tebliğ ayeti daha nazil olmamıştı. ayet’in emri gereği normal kalamazdı ve beni örtün diyerek hz.hatice annemize üzerinin örtülmesini istedi. (610)
    o emin’di. hanif dinine bağlıydı. kabe’deki putları yıkan peygamberimiz hz.ibrahim’in dini hanif dinine bağlıydı ilk ayet inene kadar. arkadaşlarıyla eğlenmeye niyetleniyordu ancak uyku bastırıyor gidemiyordu. bir arkadaşıyla sözleşiyordu arkadaşı gelmiyordu nebi (s.a.v) o’nu üç gün orada bekliyordu. o kasımın babası ebu kasım (s.a.v)’di.
    cahilliye döneminde insanlar ihtilafa düştüklerinde emin olmak için danıştıkları kişiydi.
    yaratıcımız’ın oku emrini ilk yakını, ilk eşi hz. hatice ile paylaştı. sonra yakınlarıyla… ibni erkam’ın evinde yani darulerkam’da toplanmalarıyla devam etti ayetleri yakınlarıyla paylaşmak.
    tebliğ ayeti nazil olduğunda efendimiz (s.a.v) ayetlerimizi mekkeli’lere duyurmaya başladı.7-8 tane siyer okuyan birinin değil de sadece çağrı (the massage) filmi izleyenin de bileceği gibi efendimiz’in davasından vazgeçmeyeceği sözünü şu sözlerle amcası ebu talip’e söylemiştir:
    “bir elime güneşi, bir elime ayı verseler yine de dönmem davamdan”
    öyle bi’ hasbi, öyle bi’ vefakar, öyle bi’ adanmış…
    *
    hiçbir kitabında fetullah gülen ya da cemaati hiçbir şekilde başındaki m harfini anlatmıyor. hatta cemaatlerin mottosu olan “şeyh uçmaz, murid uçurur” sözünü doğrularcasına efsaneler yazılıyor cemaat mensuplarınca “hııımm siz hele m harfinin anlamını bilsenizlerden”, haşa ve kella efendimiz’in sözü olan cümlenin türevini alıp “bizim bildiğimizi bilseydiniz çok ağlar az gülerdinize kadar varan neredeyse şu an klavyeyi kırdırtacak kadar sinirlendirtecek, kafayı yemiş sözde okumuş cahillerle harundu karun oldu çıktılar. öyle de kibirlilerdi öyle de kendilerinden emin. arada eleştiri alınca da stv haberde muhterem fethullah gülen hocaefendi derlerdi. ama m’nin gizemi hiç yoktu.
    daha 14 yaşında ailesinden şeriatın yarısı öğrenmiş kişileri bunlar mübarek bi’ cacık olmaz mantığıyla bakıp, dini bilmeyen çocuklara dini az buçuk öğretip (haşa ve kella kuran yerine siz risale okuyun, namazınızı cem edin, gözle kılın, ne de olsa ilminizle yargılanacaksınız sözleriyle (şahit oldum birebir kıvırma yapmayın) uyutan bir oluşum var karşımızda. adam korkudan 40 yaşına geliyor kuran’a bakmyor bu adam yarbay çoluğu çocuğu var, hangi durumda nikah düşer onu da bilmiyor.
    bu adamın öğretilerine göre ışık evleri darulerkam’mış, sahabe de tedbir yaparmış (kaynak delil de yok ha, kendi tahmini) eğer bu sahabeler müşriklerle karşılaştıklarında tedbir yapmazsa yalana başvurmasalar şu an islam’ın 2 milyar kişiye ulaşmazmış. bak hele dürzüye bak. aklı sıra tarihte yazıyor. şimdi küfredeceğim olmayacak; hadiste açık net: hangi durumlarda gerçeği gizlemek efdaldir. mesela biri karı kocayı barıştırırken…
    hala fg’nin islam üzerine olduğunu iddia edenlere net söyleyeyim adam kendini mehdi değil mesih sanıyordu. la ilahe illallah yeter ne demek ya hu!? benim peygamberim(s.a.v) olmadan iman olmaz
    hadi diyelim sizin geçmiş tarihi yorumlama tahliliniz doğru, o zaman tayyip erdoğan’ın hareketini ele alalım. koyu fanatik aktroll’un biri dedi kardeşim

    “sizin tarih tahliliniz o olsaydı böyle olurdu ya mı dönük, iyi o zaman birinci ve ikinci akabe biatı darulnedve’cilerle yapılsaydı sahabeden biri onların istişaresine katılıp islamiyeti orada yayma amaçlı giriş çıkış yapabilirdi. bu yüzden reis haklı.”
    ya da
    vallaha çağrı filminde habeşistan kralı vardı adını unuttum yönetmen sinan çetin’e benziyordu, siyerde de okuduk ayar vermeye kalkmayın, ayarın kralını alırsınız o ayrı mesela, o ayrı mesele…

    “orada hristiyan olan kral bir sahabenin okuduğu ayetten etkilenip, efendimiz’i tüccardan peygamber mi olur diye hakir gören kesme hz.isa’nın da kereste işi marangozlukla uğraştığını söylemişti. bu durumda reis haklı”
    eee şimdi buna ne diyeceksin?!
    15 temmuz uyanıştı. oyun olsa bile kurgu olsa bile ellahualem uyanıştı. bu oyunsa bil ki sen 2000’lerin en çok biatçısı olan ilk putusun fetullah efendi. kendi zannımla konuşmuyorum. sui zannımla değil. insanların hayatlarını nasıl mahvettiğini, nasıl hayatlarından olduklarını, özgürlüklerinden nasıl koparıldıklarını çok iyi gördük. kılın kıpırdadı mı hayır?! tayyip’e süfyani ayarı çektin ya, süfyani horosan’dan geliyormuş, pasinlerin hemen yani.. hımm pasinlerde kim doğdu sen mi yoksa o mu!?
    ***
    mekkeli muşrikler durmuyordu. ebu talip’in yeğenine(s.a.v) diğer amcası ebu leheb bile karşı çıkıyordu. darulnedve’de toplanırlardı. efendimiz’in kemalatından önce de gündelik, haftalık bazen aylık görüşmeler yapıyorlardı. oraya gelen insanlar mesela a kabilesinden velid ibni müğire olsun. allah’ın kılıcı halid bin velid’in babası, ancak zekası dillere destan bir kafirdir. o kabiledeki kişinin belirlediği lider darulnedve’ye gelirdi. mekke’nin sorunlarını konuşurdu tıpkı diğer kabile reislerinde olduğu gibi..
    maide suresi 44 ayetin çevirisi var. ben yoldaki işaretlerimle elmalılı hamdi yazır’ın tefsirinden sorumluyum. ama bazı tefsirciler var. şeriatla yönetilmeyen milletler kafirdir diyor. elmalılı hamdi yazır’a göre (ki yoldaki işaretlerimden ziyade kuran’ın ruhuna da uygun geliyor) hüküm koyanların kafirlerin ta kendisi olduğu tefsir edilir. gerçekten herkes ilmiyle yargılanacak, efendimiz (s.a.v)’in cihada giderken yolda görüp hiç namaz kılmadan şehit olan bir insan kafir olabilir mi? evde oturmayıp az bir şey sokağa çıksa hz.ömer gibi “süte su katma ana ömer görmese de o’nun rabbi görür” diyen binlerce masum var.
    ankara ilinin mebusu seçiliyor, haşa ve kella vekili olamaz, millet diye islam’da bir şey de yok zaten ya ümmetteniz ya hiçbir şey. fitnenin hat safhaya ulaştığı yerde millet olmaz hiç kusura bakmayın.
    alparslan türkeş mi? muhsin yazıoğlu mu?
    muhsin yazıcıoğlu. ihtilafta din benim için önemlidir demiştir.

    alparslan türkeş mi? meral akşener mi?
    alparslan türkeş. zira hadis var sahih, kadınlarla yönetilen toplumların refah bulamayacağı…

    ankara mebusu gidiyor tıpkı istanbul mebusu gibi beşer yasası ile devlet yönetip hüküm koyuyorlar. komutan hatası olan grupları, neye dayandırdıkları da belli değil ha, tekfir ediyorlar. gizli tekfiri de öğrenmişler haay maşallah.
    el-hak çağımızın parlementosu kesinkes darulnedve’dir.
    yaratıcımız kuran’da cahiliye adetlerinden sakının, beri olun demiştir.
    tağut; şeriata alternatif yönetim biçimi dahil cahilliye adetleridir.
    ürdünlü alim makdisi yanıldı, demokrasi din değil tağuttur. eskilerin deyimiyle demokrasi şeytan üfürüğüdür, icadıdır. din hiçbir zaman olamaz zira biz din deyince aklımıza islam gelmiyorsa akidemizde sıkıntı var. demokrasi şeriata halef, dine değil. şeytan hükümleridir. şeriat ise allah’ın hükümleridir.
    dileyenler “demokrasi dindir” adlı kitabını okusunlar, bakış açısı yalnız zemine kurulmuş. pdf’nin linkini yükleyip buraya koyardım… “ooohoooo it’s very funny, go to silivri” diyen bir tayyip yüzü hayal ediyorum. zira makdisi’nin bakış açısı yanlış.
    özellikle mücahit kardeşlerin yol haritasındaki teologları abdullah azzam ve seyyid kutup olmalı. teymiyye ve makdisi’den elhamdülillah beriyiz.
    ılımlı islam kisvesi altında getirilen bu iş artık tahammül sınırını aştı. kızın biri basın toplantısı veriyor diyor ki “tayyip’in sofrasına oturan ilmi düşmüş alimlere sordum kadının çalışmasında hiçbir sakınca yok” ya gel de çıldırma yaaa.. neyse.. ne neysesi ya o adamlar zaten tayyip’in korkusuyla hz.ömer yaşantısı yaması hala hayatussahabe’de belleklerimizde var iken “temsil de israf olmaz” fetvası verip hıyanet işleri başkanı olmadı. bunlar yüzünden bak jer’o eğer üç kez cumaya gitmezsen hakkım haram anne sözüne rağmen cumaya gitmedik. diploması olmayanlar bilgilerinden dolayı ajan denmesin diye sadece hutbeyi dinlemeye gittiler.

    kimse kimseyi kandırmasın
    adam ben din alimiyim, hocayım, müftüyüm demiyor
    suratınıza bakıp o-d-u-n akrostişiyle eğitimde stajiyi açıklıyor.
    çünkü size göre bu adam tenzile ana’nın oğlu değil
    çünkü size göre bu adam para kaynağı
    çünkü size göre bu adam mağduru oynayınca makam dağıtan adam
    çünkü size göre bu adam lüx arabaya binmek için herşeyine hulooğ diyeceğiniz biri
    çünkü size göre bu adam makam dağıtan gönlü zengin biri
    çünkü size göre bu adam mehdi
    çünkü size göre bu adam koltuk kapmak için yağcılık yapacağınız biri
    çünkü size göre bu adam ibni arabi’nin deyimiyle necmedenin öğrencisi
    çünkü size göre bu adam bilmem ne bilmem ne!
    ***
    operasyon ince işlenmişti. borsa kapandığında hazırlık yapılacaktı. amerika’nın bir amacı vardı başka bir liderle girip perişan edeceği ülkenin ordusunu zayıflatacaktı. çünkü tayyip amerika’nın çizdiği bop eşbaşkanlığından yani demokrasi treninden inip o profilden sıyrıılıp ortadoğu’da liderliğe oynuyor, davasına fitne salan herkesi bir bir içeri atıyordu. gençlik hayali olan ülkeyi dizayn edeceğine inanıyordu.

    şeytan’ın adamlarının kendisinden daha zeki olduğunu hep gözardı etti.
    amerika yedirir mi adama?! her iki tarafla da iş yürüten amerika sonuç ne olursa olsun karlı çıkacaktı.
    kendini darulerkamcı sanan fetullah’ın adamları ilk iş parlemontoyu bombaladı.
    o vakit tebliğ ayeti indi yani.. estağfurullah, estağfurullah, estağfirullah, estağfirullah

    akidelerindeki sapıklığa bakın ya hu. biz sanki tamamlanmış kuran’dan mesul (ahirzaman müslümanları) değiliz de tamamlanıyorken ki kuran’dan mesulüz (sahabeler). asrın darulnedve’sini bombalayınca tebliğ farz oluyor, cihat kaçınılmaz oluyor, hoşumuza gitmese de.

    soğanlı dondurma gibi de bir bildiri yayınlıyorlar; laiklik din özgürlüğü falan
    yazık
    yazık…

    camilerde şeriata alternatif yönetim şekli demokrasi tağutuna hizmete çağırmak mı dersin?
    çamlıca camisinde sabah namazında üzerimize ses bombası atılması mı dersin?
    öleyim dedim benim burada ne işim var.
    melih bey de durup sabahladığımız yere dinazoru dikti.

    estağfirullah, estağfirullah
    tayyip’in yolunda az ve öz olan dindarlarda bozulması, para makam saygı nefse hoş geliyor zira, iç acıtıyor. kızlarımız hali, giyimi, hayası ortada. tesettür zedelendi. neyse eleştirsek kuyruk acısı denileceğinden pek de yazmam %100 ihlası bulma aşkımı zedeleyeceğinden yazmıyorum. ohal’de neler yaptığımı bilen bilir!
    özetle
    maide suresi 44.ayet’ten sevgilerle..

    ***********hz. aişe anamız’ın evlilik yaşı ve hollywood subliminal mesajı********

    hz. aişe anamız 9 yaşında evlendi ve 11 yaşında efendimiz’in zevcesi oldu. nokta! ve ya değil efendimiz’in hadisleri, ilmi, hz.aişe anamızın masumiyeti, ilmi yetmiyor mu? bir müslüman olarak son sorulacak soru bu değil mi? efendimiz’in mahremi hakkında sahabelere ahzap suresinde uyarı gelmişken daha hala nedir bu dert bu tasa bu endişe. yaşını bulana 50 trilyon dolar para mı veriyorlar ya da cennet 265656 tane köşk mü haşa ve kella! biz bilemeyiz geçmişi o bilir. sen dillendirdikçe daha da gömüleceğiz karanlığa. sevmiş de geç!
    bu durum misyonerlerin en sevdiği durumdur, kafir ilmiyle peygamberimiz’e saldıracaklar zira.
    bunu bilen alimlerimiz kuran’ı mekki ve medeni olarak dizayn etmedi. daha bi ton fitneyi ortadan kaldırmak için bu şekilde dizayn ettiler. allahualem.

    hollywood’dakiler durur mu hele ki derine dalan tayfa. dinimizi araştırdılar. matrix filminin yönetmenleri misal. amerikalılar böyle çocukları çabuk keşfeder. şeytanlaşmış insanlardır zira. v for vandetta filminde yardımcı yönetmenlerdi ikisi de zekalarını ortaya koyduklarında matrix felsefesini icad ettiler. çektiler de filmin tutacağı da belliydi, reklamı da misyonerler tarafından yapılacak ve duyurulacaktı. misyonerlerin kalp gözü açık evlatları olarak bilinir bu tipler. neo’nun kimliğinin dolum tarihine geçmeden başka örnekler vereyim

    terminatör veriyordu mesajı 9-11 ?
    hz. aişe anamız’ın evlilik yaşını verip bilinçaltından aksini iddia etmeye zorladı. ya da islam’dan uzaklaşmanı.
    amatör komplo teorisyenleri 11 eylül saldırılarının bilerek yapıldığını iddia etti. yaratıcımız affetsin kahkaha atıyordum her okuduğumda. michael moore’un 9-11 fahrenayt’ında da gülümsedim.

    matrix filminin yönetmeni wacovsky kardeşlerin sonradan ikisinin cinsiyet değiştirerek şeytanlaşmış insan huviyyetine girmeleri artık ahirzaman müslümanı olmak için yırtınanları çilen çıkarmalı. bunlar dibe dalıp şeytanın ordusuna geçmek için yırtınan tipler.
    amerika’nın derinleri farketti, kahtani aşiretinden osame de bunların ekmeğine bal sürdü. mutlusundur umarım osame!? aaa ölmüştün di mi pardon!

    9-11 olarak verilen bu akıllarınca hakaretvari hatırlatış şeytanın askerleri wocovsky kardeşler tarafından 99 yılında çekilen matrix filminde yılını bulmuş oldu.

    neo’nun kimliği: 11-09-2001

    alkışlar osame'ye geliyoor.

    geçmiş yaşanmıştır. okunmuş tarih, yaşanmış tarih, yazılmış tarih ekseninde çocuk gelin meselesinin hz.aişe anamız’a gideceğini tahmin etmemiz gerek. emin burada biz olamayız zira emin olan o (c.c)
    unutulmamalıdır ki şefaat isterken efendimiz'den (s.a.v) yüzümüz olmalı. karışmayacağız, deşmeyeceğiz efendimiz (s.a.v)’in mahremini. sevmiş diyeceğiz.

    karı-koca nisa34’teki gibi olabilir. sormayın diyor fahri kainat efendimiz. irdeleme sen de. git namazını kıl, duanı et, en son karışılacak meseleler bunlar..

    ahh osame ahh nam salacağım diye ekmeğine yağ sürdün siyonistlerin. nerdeyse orduna katılacaktım osame nerdeyse. imam nebevi’nin 40 hadis kitabında benim gibi masumlara uyarı veriyordu. ameller niyetlere göre ancak sadece yaratıcı rızası için cihat edilmeli, sevdiğin kız nişanlandığı gün değil.

    aaahhh azzam aaahh
    çektin gittin bu diyardan kimlere kaldık.

    tevbe şart tevbe
    kendinden eminlik bir yere kadar.
    gün tevbe edip tekrar islam’a teslim olma günü.
    efendimiz bile 100 defa tevbe ettiğini söylerken bizim ne haddimize 100’den aşağı tevbe etmek.

    tevbe etmek. ama yalnız yaratıcımız'a.. böyle içinden gelerek. ihale, ganimet, siyah arabalar, makam mülk için değil. hatta dudak bile kıpırdamasın. baktın kendi nefsinden de şüphelisin sevdiğin bir arkadaşını ziyaret edip ben bi' hata yaptım vallaha pişmanım şahit ol tevbeme, bir daha yapmayacağım. öteki dünyada hesaba çekilirken şahit olursun diye

    ama ne olursa olsun tevbe şart. yaratıcımız'ın tevbe kapısı herzaman açıktır çünkü. rahman ve rahim olan yaratıcımız'ın adıyla başlarız çünkü biz her işe.

    (bkz: tevbe)