şükela:  tümü | bugün
  • anlam yaratma yolunda bir cok teknik kalibin tekrar edilmesinin yaninda, tematik olarak da konvansiyonel hollywood narrasyonunun dışına çıkılmıyor. kendi cinnetinde kaybolmus alkolik subay eskisi algren’in japonya’da modernlesme sürecine direnen ilkel-yerel güclerle savasmak icin yeniden bir kahraman olmak uzre doguya yolculuğuyla basliyor oyku. gecmiste isledigi suclarin muhasebesini yaptigi bir gunlugu var. gunluk tutan dis sesin ideolojik anlami dogunun tarihinin yine batiya yazdirilior olusudur. hollywood’un diger bir klisesi olan cift uretimi, bu filmde seyircinin beklentilerini tam olarak tatmin etmese de, final sahnesinde olasi ilişkinin gercekleseceğine dair bir ipucuyla sonlanır. batili erkeğin fantezisi, kücük caplı bir m. butterfly olmaya aday bir japon boyun egen, sessiz kadin.
    not: kılıc eskiyi ve yeniyi birleştirdiğinde kabullenilir bir şey haline geliyor. yani otantik olan yeniyle sentezleniyor. hiçbir şey gecmiste oldugu haliyle korunamıyor icerdiği nostaljiyle geçmişin temsili sadece. tarih degil nostalji olmus oluyor.
    bu arada son samuray olmak katsumotoya değil bir amerikalıya kalıyor, bu da kolonyalist bir mantigin urunu. filmin gectigi donem: (bkz: meiji restorasyonu)
  • fazla sömürü barındıran ve teması "barut icat oldu, mertlik bozuldu" olan film.

    bir de değinmeden geçemeyeceğim nedir amerikalıların yiyişme sevdası anlamış değilim. böyle bir film senaryosu içinde dahi, olaya bu boyutu eklemişler ya bravo valla. illa esas oğlan filmde yiyişmek, koklaşmak zorunda mı kardeşim. böyle bir kontrat mı yapıyorlar önceden bilerek? olmazsa olmaz mı bu.. komik oluyor hani o yüzden...
  • izlememis birine bolum bolum anlatildiginda izlememis kisinin her bolum sonunda, "dur tahmin ediyim, allah bilir sonra boyle boyle oluyodur" diyebilecegi ve de yanilmayacagi film. su fani dunyada bizlerden iki kusur saat ve 5-10 milyon daha az heba etmisligi olan bu kisi basarisini da ustun tahmin yetenegine degil en azindan ucbes amerikan savas epigi veya cuneyt arkin filmi izlemisligine borcludur.

    gel gor ki modern japonyanin da, diger tum dogu medeniyetleri gibi; zeki, cevik, yakisikli ve kursun islemez bi batili olmasa felegini sasirmis olacagi gibi bi tarihi gercekten bihaber olacaktir bu kisi, yazik olacaktir.
  • ilk 10 dakikasından neler olacağını anlayabildiğim ve sonunu söyleyebildiğim bir film.

    savaş sahneleri, kostümler ve mekan gerçekten filme uygun ve gerçekçi. fakat insan ilişkileri, özellikle samurai ve kızılderililer arasında kurulan duygusal paralellik filmin çıkış noktası gibi görünse de, yüzbaşının hayatı ve sorgulamaları asıl kaynak olarak göze çarpmaktadır.

    bir yerinde abd başkanı esprisi geçiyor ki, hollywood yine yapmış yapacağını demekten başka çaremiz yok. akira kurosawa nın elinde doğulu bir şekilde çekilecek bu film, batılı arkadaşların elinde biraz çizgifilme dönüşmüş gibi.

    aşırı romantizm ve amerikan film kültürünün bitmeyen hastalığı (büyük adam küçük aşk gibi) -ben sana şunu öğrettim, sen de bana bunu öğrettin.- yine kafalara kazınmaktadır. hem de kanırta kanırta.. konuyu dolu bir şekilde yoğurmak akira kurosawa nın , alfred hitchcock un işiydi. niye? çünkü en iyi bildikleri kültürleri anlatabiliyorlardı. fakat burada yüzbaşı samuray kültürüne ne kadar uzaksa, yönetmen de bir o kadar uzak. sanki bir batılıymış gibi izliyoruz filmi. epos hali yerini yukarıda da dediğim gibi çizgifilme bırakıyor. hani şu güya japonlarla ilgili çizgifilm yaptığını sanıp çekik gözlü karakterler çizmeyen yine japon olan çizgifilm yapımcıları var ya, aynen onlar gibi. onlardan tek farkı bu filmi yapanların; hakikaten samuray ve japon kültüründen uzak olmaları.

    yüzbaşı niçin askerden sonra kendini içkiye vermiş, ölüme her an hazır? yoksa amerikan film kültürü, bu karakteri öldürmek istemiyor mu? bir düşünelim, böyle bir rolü gördüğümüz ne kadar çok film izledik. filmin sonunda doğru yolu (kendince..) bulan ve bulduğu yolda ilk başta aşağılanan ama sonra bulduğu yolun yılmaz savunucusu olan..

    kısacası, seyirlik bir film. sabaha karşı 5-6.30 gibi izlediğim için, pazar akşamı ailecek izlenecek muhteşem bir film diyemeyeceğim. tabi hevesler kırılmamalı uyku problemi yoksa bilahare ilgilenmeyi hakeden bir film, diyelim kapatalım konuyu.
  • etkileyici ve duygusal çözümlemeleriyle başarılı bulduğum tom cruisenin son filmi
  • vcd den yeni seyrettim. bence mukemmel
  • orjinal vcdleri makaslanmış olan film. adamlar bi 15 dakikayı filan kesip atmışlar; defalarca inanamamaktayım.
  • son 15 dakikasını bir taksinin şöför yanı güneşliğinden seyrettiğim film. hani makyaj aynası filan olur ya, makyaj ekranı vardı bunda ve makyaj da yapılmıyodu zaten.
    şöförün "adamlar yapmış" vb yorumlarına pek katılamasam, böyle bi konuda bile bi amerikalıyı ön plana çıkarmış olduğu için senaristi kınasam da asrın ilginç tecrübesiydi.
  • bu filmi aksiyonvari savas filmi diye adledenlere sasirdiğim yakın zaman klasik adaylarindan enfes bir filmdir.. hali hazırda verilerden yola cikarak hemen ortaya karisik her seyi amerikan emperyalizmine eklemleyem , anti-amerikan savlarini servisleyen insanlarin coklugu da ilginc.. ya farkli filimleri izlemişiz yada "birleşmiş bir japonya hayali kurdum, güçlü ve bağımsız ve modern , demiryollarimiz var, kanallarimiz var, batılı giysilerimiz var, fakat kim oldugumuzu unutamayız..yada nereden geldiğimizi" diye amerikanlilari huzurundan kovan japon kralı ve silah ticareti icin dört dönen amerikan yavsak elciyi tuccarlari görmemişiz..kızılderili kasabi amerikalı yarbay karakteri ve yüzbasinin vicdanindaki tahribatları hic saymiyorum bile. hemen anti-amerikan formulasyonunu cikaralim "iste isledikleri suclari boyle yutturuyorlar, vidanlarini temizliyorlar, gunah cikariyorlar", bu kadar...e ama zaten mesele itiraf etmek ve pismanlık duymak değilmi?.. her toplum kendi gecmisine böyle elestirel yaklasabiliyormu, veya ülkelerinin starları boyle tarihi bir ikrarda sahne alabiliyormu..kafadan uyarlayiverin, ne kadar zor oldugu anlaşilacaktir.. islenen konusun basit ve sıg olması fikri de beni düsündürüyor, dellendiriyor, üzüyor, sığ konular "onur, bagimsizlik, gecmise sadakat vs.." ise hakikaten sığ.. beni filimde cezbeden ne ihtisamlı samuray giysileri, ne meydan muharebesi ne de kilic & dovus sahneleriydi, ki ortalama bir savas aksiyon filminden oldukca az hareketli sahne barındırıyor.. beni cezbeden baska bir dünyanin mümkün oldugunun vurgulanmasi, ama oyle ama boyle, yasamak ve ölmek icin esasli idealleri, amaclari olan insanlarin anlatilmasi..sunu merak ediyorum yakin zamanda amerikan prodüksiyonu olarak vizyon alacak benicio del toro nun canlandirmasıyla "che" filmi de aynı potaya mi alınacak acaba?
    katsumoto ile kisisel sinema efsanelerime (temsil ettigi karakter ve oyunculuk) + bir eklememin serefine bir katsumoto & taka güzellemesi icin oturdugum entrinin basindani sinirle kalkiyorum , esefle kalkiyorum, harakiri yapiyorum..öf be güzelim filmi güzelim insanlari boka batirmak ne kolay? kilic bulun banaaa
  • tom cruise olmasa da olacak bir film olmasına rağmen, görsel açıdan pek güzel olmuştur. en azından bir kere izlemekten kimseye zarar gelmeyeceği konusunda birkaç kişi ile hemfikirimdir.
hesabın var mı? giriş yap