şükela:  tümü | bugün soru sor
  • vatan partisi genel sekreteri.

    devletin, didik didik etmesine rağmen haklarında hiçbir terör suçu bulamadığı ve hatta icat edemediği nuriye ve semih'e "terörist" yakıştırması yapmış.

    ispatlamayan müfteridir! hodri meydan...
  • vatan partisi genel sekreteriymişmiş. bu zamana kadar hep chp'ye oy vermiş biri olarak konuşuyorum; bazı konularda vatan partisiyle ortak değerlere sahip olmam gerekirken beni delirtmiş ve vatan partisi'nden neredeyse nefret etmemi sağlamıştır. tam bir kıl kuyruk. şimdi mustafa önsel'i izlemek için ulusal kanal'ı açtığımda gördüm. yemin ediyorum beni faşist yapacaksınız en sonunda. solcular sittin sene, hatta dur, siktin sene uğraşsa birleşemez arkadaş. adamlarda muhalefet olmak o kadar içselleşmiş ki, bazı kişilerle aynı safta olması gereken olaylarda bile muhalefet ediyorlar. saray çalışanından farkınız yok gözümde. yediğiniz bok da tamamen onlara hizmet ediyor.

    yavrucum, bak gel derdimi anlatayım:

    bugün 9 temmuz 2017. yani, kılıçdaroğlu'nun liderliğinde 23 günlük adalet yürüyüşünün bitip, muhteşem bir kalabalıkla maltepe'de adalet mitinginin yapıldığı gün. çıkmışlar; ramazan mirzaoğlu, mustafa önsel ve bu arkadaş, gürkan demir moderatörlüğünde durmadan cehape aşağı, kılıçdaroğlu yukarı, tam bir akepe ağzıyla eleştirmeler falan. sizden adam olmaz olum. nedenlerini sıralayayım:

    1. senin karşındaki en büyük tehlike şu an neredeyse tamamlanmak üzere olan dikta rejimi. bir diktatör tehlikesi var. aç gözünü, hitler uyanıyor. senin tüm enerjini ona harcaman lazım. götün yiyorsa her gün bunların yolsuzluklarından, olmayan diplomadan, faşizan baskılarından, hukuksuzluktan, adaletsizlikten, yandaş medyadan bahsedersin. ama götün yemiyor di mi? gücün ancak muhalefeti eleştirmeye yetiyor, çünkü orada istediğin kadar sıkabilirsin. ben, iktidarı eleştirme cesareti muhalefeti eleştirme cesaretiyle eşit olmayan insanları samimi bulmuyorum arkadaş. sen ne bok dersen de. iktidara kımıl kımıl eleştiri, muhalefete gelince "çaaaaat" diye bir tokat. iktidar zaten olur olmaz ithamlarla, iftiralarla muhalefet diye bir şey bırakmadı, bir de sen vur, aferin. çok vatanseversiniz, gözlerim doluyor gerçekten.

    2. muhalefetin en çok desteğe ihtiyaç duyduğu, adalet arayışının tam meyve vereceği zamanda gebze'de adalet yürüyüşçülerinin geçeceği yola gübre dökenlerden hiçbir farkınız yok. resmen bok döküyorsunuz yola. bu adalet arayışı, alooo? chp'yle sidik yarıştırıp iki solcudan oy alacağım diye öyle bir saçmalıyorsunuz ki, sizden olan adamı bile kaçırırsınız bu gidişle. önce sen asıl tehlikeden kurtul, ülke bi düze çıksın, sonra muhalefetin yanlışlarına başlarsın. adam tarihe geçti. siz mal mal konuşun durun. hangi biriniz böyle bir eylem yapıp ardına milyonları aldı? alamaz. çünkü sizin arkanızdan yürüyecek milyonların beyin zarına tüküreyim. alayınız menfaatçi, vicdansız deyyuslarmışsınız, onu anladık. vatanseverseniz, bu heriflerin önünde güçlü bir şekilde dikilebilecek olan insanı desteklersiniz. ana muhalefet chp. %25'in altına düşmeyecek bir kitlesi var. siz zaten %10 barajı kalkmadığı sürece bir nane yapamazsınız. önce kendi görüşüne yakın olan en güçlü partiyi destekleyeceksin, %100 katıl ya da katılma. onu iktidara taşımak için elinden geleni yapacak ve taşıyacaksın. sonra ülke senin görüşüne daha yakın bir çizgide ilerleyecek, gelişecek. o istediğin %10 barajı da kalkacak. sonra kendi borazanını çalarsın. bir taraf "allah" deyip birleşiyor, öbür taraf "milliyetçilik" deyip birleşiyor. siz andavallar hâlâ "biz de inançlıyız efenim, biz de milliyetçiyiz, biz de bu ülkenin çıkarını savunuyoruz." diye konuşur durursun, bir bok da yapamazsın. birleşerek büyümek varken bölünerek küçülmek diye bir tabir vardır. yıllardır sol partiye oy verip de, bir tanesinin iktidarını göremeyip bu tabirin sürekli aklıma gelmesini engelleyemiyorum. deliriyorum. siz getirdiniz bu ülkeyi bu hale. böyle birbirinizle dalaşa dalaşa meydanı kodumun imamlarına bıraktınız, şimdi hep birlikte ceremesini çekiyoruz. aferin!

    3. yok efendim hdp varmışmış o yürüyüşte. eee? ben de bir gram sevmiyorum hdp'yi. kılıçdaroğlu "hiçbir bayrak taşımıyoruz, mevcut adaletle derdi olan herkes gelsin, buyursun." demedi mi? dedi. onların da derdi varsa katılacaklar. akepeliler de katıldı, mhpliler de katıldı o yürüyüşe. onlardan değilsin diye n'oldu, geçersiz mi oldu şimdi koca yürüyüş? aq, her şeyi eleştirdik, hallettik, bitti, bir tek hdp'nin o yürüyüşe katılması kaldı di mi? hdp katılınca adaletin olmadığı ve gerçek adaletin gelmesi gerektiği amacı yanıp kül mü oluyor? hadi o zaman ben de şuradan gireyim: chp, vatan partisi, muhalif mhp ve bazı hdpliler referandumda hayır dedi. o zaman hayır demek de mi yanlıştı? kirlendi mi şimdi? asıl amacından saptı mı? o kadar sikimsonik alınganlıklarınız var ki, bu ülkeye zarar verdiğinizin farkında bile değilsiniz. tam da akepenin istediği zararı veriyorsunuz muhalefete. iktidar zaten "bunlar terörist" diye itham ediyor, bir de üstüne siz insanların gözünde bu güzel insanları yavşak hdplilerle aynı çizgiye getiriyorsunuz. siz de akepelisiniz o zaman. alın. benim size edebileceğim en ağır hakaret bu. saray köpekliği yapıyorsunuz.

    4. yok efendim bu yürüyüş referandum sonrası yapılmalıymışmış. kılıçdaroğlu nedenini çok güzel açıkladı, dinleseydin keşke. dedi ki: "kirli referandum sonrası toplum çok gergindi, bizim böyle bir yürüyüşe başlamamız evetçiler ve hayırcıları karşı karşı getirip, sayıları birbirine denk iki grubu bir iç çatışmaya kadar götürebilirdi. biz halkımızın zarar görmesini istemiyoruz, o yüzden yapmadık." heh, süper. açığını bulduğunuz muhalefetin, aferin size. bi sizin aklınız çalışıyor zaten. salaklar.

    siz böyle gerzeklikler yaptığınız sürece marjinal, aptal bir sol gruplaşma olarak kalacaksınız. bir ara pek sempatik geliyordunuz gözüme. "ooo vatan partisi, çağdaş cengiz, tgb falan süper" diyordum, hemen gidip aldım kitabınızı. şimdi şimdi fark ediyorum, gerçekten sizden bir cacık olmaz. halkın tamamına hitap edemeyen hiçbir parti başarılı olamaz. gidin eve, alt alta 100 kere yazın. unutacak gibi olursanız gidin dövmesini yaptırın.

    şu videoları izleyip izleyip kudurun bir de, al:

    https://twitter.com/…t_tv/status/883653403041312769
    https://www.youtube.com/…?v=fahgpbax41k&app=desktop
    https://twitter.com/…t_tv/status/882923732192382976
    https://www.youtube.com/watch?v=ztaywmo5c4c

    -ben bu adalet yürüşüne katılma-
    -sen gelme ulan ayı.
  • kendisini solcu zannedenleri göstermiştir. ne vatan partisi ne de utku denen bu şahıs solcu değildir. suyu bulandırıp bölüp parçalamak için oradadırlar.
  • şimdi de ahmet şık'ın tutukluluğunu savunma mücadelesine girişmiş vatan partisi genel sekreteri.

    tıpkı genel başkanı* gibi güvenilmez bir karaktere benziyor.
  • yılmaz özdil ve emin çölaşan'ı eleştireyim derken maduro'yu ve benzerlerini öven bir köşe yazısı yazmış vatan partisi genel sekreteri.

    tıklama olmasın diye aşağıya yapıştırıyorum. bence zaman kaybı ama merak da kötü bir his bilirim.

    -----------------------------------------

    sözcü’de emin çölaşan ve yılmaz özdil dostlarımızın önceki günkü yazılarını okuyunca ikisi adına da üzüldüm. her ikisi de venezuela devlet başkanı nicolás maduro’yu “diktatör” ilan etmişlerdi. öyle ki “bu herifin” venezuela halkını nasıl inim inim inlettiğini bir güzel anlatıyorlar.

    el cezire’ye inanmak

    sayın çölaşan, el cezire isimli tv kanalında -ki cnn’nin arabistan şubesi olarak bilinir- izlediği bir belgeselden yola çıkarak maduro’ya hakaret üzerine hakaret yağdırırken, sayın özdil ise, batılı haber ajanslarının venezuela ile ilgili kustuğu “haberleri” dikkate alarak, sanki kendisi de venezuela’da yaşıyormuş kesinliğiyle bir ton saçmalığı köşesine taşımış.

    venezuela neresi, önemi ne, yıllarca hangi yabancı emperyalistler bu petrol zengini ülkeyi sömürmüş, bu ülkede bağımsızlık hareketi nasıl gelişmiş, abd önce chávez ardından maduro’yu devirmek için nasıl darbe üstüne darbe tezgâhlamış, nasıl bir insanlık dışı ekonomik ambargo altındalar vs. bunların hiçbiri bu iki güzide yazarımızın makalelerinde yok. ama abd’nin açık hedefi olan bir lidere bizim “solcu” yazarlarımızın bol bol küfürleri var. kimse ben amerikancıyım demez. ama nereye ateş ettiğiniz hangi siperde olduğunuzu gösterir.

    atatürk de diktatör müydü?

    maduro, abd’nin burnunun dibinde emperyalizme meydan okuyan bir halkın seçilmiş lideri. atatürk ve türkiye dostu bir devlet başkanı. o’nun emperyalizmle mücadelesini değil de nusret lokantasında geçirdiği iki saati kafaya takmak basın tarihimizin en sığ yaklaşımı olabilir. ne yani, cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemiz ekonomik sıkıntılarla boğuşurken atatürk’ün çankaya’da masa kurması da “diktatörlük” mü? solculuk ne zamandır liderlerin midesine bakarak anlaşılıyor? günümüzde solculuk anti-emperyalizmdir. ve nicolás maduro, çağımızın anti-emperyalist liderlerinden biridir. bunlar ise kılla tüyle uğraşıyor.

    erdoğan’la kafayı bozmak ya da mantığa takla attırmak

    kafayı tayyip erdoğan’la bozdukları için, her kişi ya da olayı erdoğan’a göre konumlandırıyorlar.

    venezuela devlet başkanı maduro, erdoğan ile iyi ilişkiler kurduysa o halde maduro kötü biri olmalıdır. aynı maduro eğer erdoğan’a küfretmiş olsaydı, bırakın diktatörü dünyanın en büyük demokratı oluverirdi.

    akıl yürütme tam olarak şöyle:

    erdoğan kötüdür

    erdoğan’ın dostları da kötüdür

    maduro erdoğan’ın dostudur

    o halde maduro da kötüdür

    aristoteles’i bile mezarında döndürecek bir mantık! bu akıl yürütmeyle ilgili meşhur bir anonim fıkra da vardır.

    temel: dursun senin akvaryumun var midur?

    dursun: he vardur.

    temel: o halde paluklari seveysun.

    dursun: he seveyrum.

    temel: o halde denizi de seveysun.

    dursun: he oni de seveyrum.

    temel: o halde plajlari de seveysun.

    dursun: o da sori mi, tabii ki seveyrum.

    temel: o halde kizlari de seveysun.

    dursun: sevmem mi!

    temel: işte aristoteles mantiği budur dursun.

    aristoteles mantığını böylece kavrayan dursun, yolda karşılaştığı idris’e sorar:

    dursun: ula idris, senun akvaryumun var midur?

    idris: yoktur.

    dursun: ula sen gey misun?

    insanlık bu basit akıl yürütmeyi çoktan geride bıraktı. çünkü devekuşunun bir kuş olduğu halde uçamadığını keşfettik! kuşlar uçar, devekuşu da kuştur, o halde devekuşu da uçar! bu iki yazarımızın kafası, devekuşunu uçuran kafadır.

    onların şahsında öyle bir akıl tutulması yaşıyoruz ki, erdoğan nefes alıyor diye nefes almayı bile reddedecek durumdayız! mesela, erdoğan yürüyorsa bacak kötü bir şeydir, bacaklarımızı kopartalım! zaten bu kafa değil mi erdoğan bu ülkede yaşıyor diye “kanada’ya nasıl gidilir” diye araştırmalar yapan? ne güzel yakışıklı bir başbakanları bile var!

    iki dünya

    bu kafanın temel sorunu, dünyayı okumamalarıdır. onların dünyası erdoğan’dan ibarettir. halbuki dünya yeni bir saflaşmanın içerisinde. abd ve müttefikleri bir yanda çin, rusya, hindistan, iran, türkiye gibi ülkelerin başını çektiği yeni dünya bir yanda. evet, türkiye kurulan bu yeni dünya’nın en değerli üyelerinden biri. venezuela da öyle. vatan partisi de bu dünyanın bir parçası.

    venezuela ve türkiye abd emperyalizminin iki hedefi. dolayısıyla bu ülkelerin yöneticileri de hedef. iki ülke bu yüzden emperyalizme karşı dayanışma halindeler. öyle ki, venezuela altın rezervini isviçre yerine türkiye’ye emanet ediyor.

    ezilen dünyanın liderlerine hakaretler yağdırmanın abd cephesinde saf tutmaktan başka bir anlamı yok. çölaşan ve özdil şüphesiz bilinçli amerikancılar değil. sorarsanız, abd’den nefret ettiklerini bile söyleyeceklerdir. ama körü körüne yapılan erdoğan düşmanlığı onları bilinçsizce abd kıyılarına doğru sürüklemektedir. umarız kendilerine gelirler.

    atatürk yaşasaydı, o da maduro’nun, putin’in, şi’nin, ruhani’nin, esad’ın hatta un’un dostu olurdu. çünkü atatürk yaşarken sovyet lideri lenin’in, afgan kralı amanullah han’ın, iran şahı pehlevi’nin dostuydu. çünkü o, müttefiklerinin rejimleriyle değil, kendi ülkesinin çıkarlarıyla ilgileniyordu. daha önemlisi, emperyalizme karşı ezilen milletlerin birliğini savunuyordu. iyi ki özdil ve çölaşan gibiler, atatürk döneminde yaşamadılar.

    not: aristoteles felsefe tarihinin doruklarından biridir. onun yaklaşımlarını sadece “düz mantık” diye bildiğimiz yönteme indirgemek olmaz. ama yine de yaygın kullanımı sebebiyle ismini kullanmış olduk. yaşasaydı bizi hoş görürdü.
    -------------------------------------