şükela:  tümü | bugün
  • olayı anlatmak için o kadar kelimeye ihtiyaç var ki kırpa kırpa bu hale geldi başlık. neyse efendim şundan bahsediyorum. mesela bir topluluktan ayrılacaksınız, teker teker sarılıp vedalaşıyorsunuz. bir hayal edin bakalım ne sırayla vedalaşırsınız insanlarla? -rastgele vedalaşırım canım işte. hah o öyle olmuyor işte.

    gayr-i ihtiyari olarak en sona en sevdiklerimizi, en değer verdiklerimizi saklıyoruz. belki vedayı geciktirme amaçlı, belki genel olarak en değerliyi en sona saklama alışkanlığı(kuruyemiş kuralı) bilemiyorum. ama vedalaşan kişiyle sona bırakılan kişi arasında kelimelere dökülemeyen fakat yalnızca o iki kişi tarafından hissedilen bir bağ var. insanların birbirine verdikleri değeri en bilinçsiz, en saf ve en samimi haliyle anlatan bir durum sanırım bu.
  • belki zaman durur, kıyamet kopar ve sonsuza dek birlikte o anda kalırız hissinin en temiz dışavurumu.
  • en çok ve en güzel hatirlanmak istenendir ayni zamanda, bu nedenledir sona birakilmasi. vedalari sevmeyenlerin bile o sonuncusu gelinceye kadardir bu duruma muhalifliglği. zira sonuncusu geldiğinde duygular coşmuş sizi en iyi anlayacağini bildiğiniz insana akmaktadır.
  • en son bıraktığın kişiyle gerek göz teması gerek vücut teması gerekse de iletişim bakımından diğer insanlara göre daha fazla zaman harcarsınız bu bazen bilinçli olur bazen de bilinçsiz.
  • genelde masanın en ucundaki kişinin en sevilen olması gibi genel bir yargı içermesi açısında sakıncalı, tüm genellemeler gibi yanlış olan birşey.
  • (bkz: friends)
    (bkz: the last one)
  • çoğunlukla yaptığımdır. çikolatayı sona bırakmak gibidir benim için. sarıldığımda üstümde kokusu kalan bir o olsun istediğimdendir. vedalara alışkınlığımızdandır.
  • kişinin çok da sevilmediğini gösteren durum. çünkü kişi en sevilense iki tur sarılınır, iki tur öpülür, iki tur koklanır.
  • bazen de tersi olan durumdur. en sevdiği ile ilk vedalaşılır ki kimse anlamasın. hatta bazen öpülmez bile. sadece tokalaşılır.

    (bkz: platonik)