*

  • turkcellden asistanlik hizmeti kazandigimi soyleyerek dolandirmaya calisan birilerine ait numara. ufak ufak sorularla kredi karti bilgisi almaya calisiyorlar.

    kredi kartimin son 6 hanesi police numarammis o yuzden kendilerine soylemem gerekiyormus.

    edit: bu arada nereden buldularsa arayan eleman kredi kartimin hangi bankadan oldugunu ve kredi kartimin eskiden kayitli oldugu eski ofis adresimi de biliyordu. policeyi bu adrese yollayacaklarmis; o adres gecerli degil yenisini vereyim dedigimde turkcell'den yenisini aliriz dedi.
  • bugün beni arayan, dolandırıcıların kullandığı bir numara daha.

    aramızda geçen konuşma;

    kolpacı- türkiye asistanlık hizmetlerinden arıyoruz x bey.
    ben- buyrun.
    kolpacı- öncelikle görüşmeler kayıt altındadır. uzun yıllardır turkcell müşterisi olduğunuz için bu hizmeti alacaksınız çilingir hizmetleri vb. hizmetlerden çok ucuza yararlanacaksınız.
    ben- ilgilenmiyorum beyefendi.
    kolpacı- daha hiçbir şey anlatmadım ki x bey.
    ben- olsun, ben telefonla bilinmeyen herhangi bir numaradan aranılınca itibar etmiyorum.
    kolpacı- dıııt dıııt dıııt.

    itibar etmeyiniz sizler de efendim.
  • piyangosu bana da isabet eden numara.

    var ya, sokakta telaşla bir yere yetişirken aradılar. yoksa zamanım olsa iş başka türlü olacaktı. zaten kaç zamandır sırf ince ince makaraya sarmak için bu telefon dolandırıcılarının beni aramasını dört gözle bekliyordum. pkk'ya para dümeniyle savcılıktan arıyoruz tezgahı veya hediye kazandınız kolpası ve sair fırıldaklarla bütün arkadaşlarım aranmış, benim neyip eksik deyip duruyordum. kötü bir güne denk geldi. neyse.

    arayan erkek elemanın sesi tonu orta okul veya lise terk düzeydeydi. yani ilk cümlede, kurtulmaya çalışıp da kurtulamadığı bıçkın aşağı mahalle delikanlısı şivesiyle kendini zaten ele verdi; dakika bir gol bir. bir demet tiyatro'daki mükremin tadında bir elemandı garibim. bir de türkiye asistanlık hizmetleri deyince gülmemek için zor tuttum kendimi. ne biçim şirket ismi lan o? şirketin ismini iki üç kez tekrarladı. üçüncü tekrarda sonuna a.ş. ibaresini de ekledi. dümbük, tabii ki öyle her önüne gelenin şirket ismine "türkiye" ibaresini koyamayacağını bilmiyordu, o da ayrı hikaye.

    şirket ismini bu şekilde iki üç tekrarla söyleyince "aferin, devam et, ne söyleyeceksen söyle" dedim kontrollü bir telaşla. benden beklenmedik üste çıkan bir tepki alınca biraz afalladı. ben de bu afallamasını fırsat bilip onu iyice telaşa sokan laflar söylemeye devam ettim. halbuki adam karşısında telkin zokasını yutturacak kıvamda bir sohbet ortamı oluşturmanın peşindeydi. buna fırsat vermedim.

    ama yukarıda allah var, tecrübesi sayesinde çabuk toparladı; "bu telefon numarasını mı kullanıyorsunuz" diye bir soruyla açılış hamlesini yaptı. cevabı aşikar olan bu soru ilk bakışta abuk sabuk gelebilir. ama kazın ayağı öyle değil. nlp yordamlarıyla ve özenle seçilmiş bir soru bu. muhatabının ağzından ilk "evet" cevabını alarak dansa olumlu bir adımla başlama hamlesi. ince ince maydonoz kıyar gibi müşteri söğüşleme operasyonunun mühim jestlerinden biri aslında.

    "ee?" diye sordum, "ne istiyorsun bakalım asistan kardeş? de diyeceğini."

    artık gerçek ismimi nereden öğrendiyse (ki beni en çok bu durum kıllandırdı) ismimle hitap etti ve "beyefendi size yardımcı olabilmek için bazı sorular sormamız gerekiyor" dedi, sanki o beni değil de ben onu aramışım gibi bir hava estirmenin ilk denemesini yapmış oldu böylece.

    "kes tıraşı" dedim, "ne söyleyeceksen söyle, adamı ayar etme."

    gösterdiğim bu atarlı tepkiye karşılık yine profesyonelce bir kıvırma yaptı, beyefendi kem küm falan fıstık bir şeyler geveledi, ama tam anlayamadım ne dediğini.

    o sırada gideceğim yere yaklaşmıştım. "sıkıldım senden, vaktim olsa uğraşırdım ama zavallı bir amatörsün. kırk fırın ekmek yemen lazım. bu kıro gibi şiveyle adam silkelemeye kalkışmışsın. verdiğin telefon paralarına yazık." deyip kapattım.

    samimi söyleyeyim, o anda işimi erteleyip gittiğim apartmanın kapısının önünde onunla konuşmaya devam ederdim ama herif cin olmadan şeytan sikmeye kalkan sibobun tekiydi, iki dakikada içimi daralttı. o anda, karıncayı sikip belini incitmeyen rahmetli üstad selçuk parsadan'ı yad ettim saygıyla. dolandırıcılık da ayağa düşmüş dedim kendi kendime.

    dedim ya, keşke vaktim olsaydı ve biraz da keyfim olsaydı da karşısında salağı oynasaydım. zira yüzlerce, binlerce kurban üzerinde deneyip tekamül ettirdikleri o ikna yöntemlerinin hastasıyım, hiç çaktırmadan usul usul yönlendirip tava getirme ayaklarını çok seviyorum. neyse, bu seferlik kısmet değilmiş.

    burayı okuyorsa, topsun olm.

    .
  • bugün beni iki kere çaldırıp kapatmış olan numara. benim neyim eksik? beni neden dolandırmaya çalışmıyorsunuz?
  • türkiye asistanlık hizmetleri genel merkezi diye olmayan bir kuruma ait olduğu iddia edilen bir numara. büyük ihtimalle dolandırıcılık amacıyla kullanılmaktadır.
  • bugün beni de aramış numara.

    duymamışım ama, çağrıyı gördüm telefonda. bakınca numarada bir gariplik olduğunu anladım ve dönüp aramadım. hiç uğraşamam.
  • arar aramaz "türkiye asistans şirketinden arıyorum" nidasıyla beni şaşırtan aramanın kaynağı. karşıdaki gerizekalı her kimse "türkiye'de öyle bir asistans şirket yok" der demez kapadı. hayatımız bu işlerin içinde geçiyor, adam gelmiş operasyon yapacak bana, tey allahım
  • kazandigim asistanlik hizmetinin aktivasyonunu dogrulamak icin benden kredi kartimin son 6 hanesini isteyen ilginc olusum.

    internette kendisiyle ilgili onlarca dolandiricilik uyarisi bulunmasina ragmen calismaya devam etmeleri de ayri bir ilginc.
  • biraz önce green card bahanesiyle arayan dolandırıcı numarası. sözde 10 yıl önce internet üzerinden green card başvurusu yapmışım ve başvurunun resmileşmesi için bilgilerimi güncellemem gerekiyormuş. reddedip telefonu kapattım. internette bir sürü şikayet var bu numara hakkında. ihbar edebileceğimiz bir yer yok mudur merak ediyorum.
  • sözlükte ne kadar hazır cevap yazarlar olduğunu göstermiş numaradır. beni de aradılar, ilgilenmediğimi söyleyip özür dileyerek kapattım.

    hayır tamam hazır cevap değilsin anladık da, ne diye özür diliyorsun adamdan? belli ki o da yolda boş boş yürürken "call center'da çalışacak bay ve bayan eleman aranıyor" yazılı, beyaz gömlek giymiş, kafasına mikrofonlu kulaklık takmış ve yapmacık bir gülümsemeyle çekilmiş bir kadın fotoğrafının bulunduğu -aha da valla bu- ilana başvuran bir ezik. ezik diyorum çünkü bu işler yetenek işidir, öyle herkes yapamaz. "yarım yamalak türkçenle kimi dolandırıyon lan, dallama" derler adama. *

    nolur bir daha arayın nolur bak neler diycem.