şükela:  tümü | bugün
  • 12.03.2018 tarihli 40341 sayılı resmi gazete'de yayınlanan kararlara göre:

    1- 657 sayılı devlet memurları kanunu'na tabi çalışan personelin mesai saatleri içerisinde facebook üzerinden candy crush, farmville vesaire oyunlar oynamaları
    2- günlük mesai saatinin büyük bir bölümüne tekabül eden çay alma, içme, tekrar çay alma gibi faaliyetlerin, ve günlük bir litreden fazla tüketilen çayın yarattığı durum sonucu tuvaletlerde geçirilen zamanın tüik verileriyle ortaya konmasından sonra üniversiteler, hastaneler ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında yasaklanması...

    demek isterdim fakat ne yazık ki bir süre daha sevgili memurlarımızın bu keyfini çekeceğiz gibi görünüyor. üniversite hayatım boyunca hiçbir memuru çalışırken görmedim, aksine iş saatlerinde mesai arkadaşlarıyla elde çay, bol bol sohbet, facebook gibi mecralarda şeker patlatma veya tarla sürme gibi aktivitelerle uğraşırken de bol bol şahit oldum. aksi bir şey söylemeniz, gerçekten yardıma ihtiyacınız olduğunu söylemeniz halinde de "bugün git yarın gel, çok yoğunum" tarzında afra tafra ile karşılaşıyorsunuz. bunun üzerine bilgisayar ekranındaki şekerleri memurun kafasıyla patlatmak isteseniz de kanun ve nizam var diye neyse, artık yarın gelirim diye düşünüyorsunuz.
    velhasıl kelam, gerçekten hayata geçirilmesi düşünülmesi gereken aktivite.
  • bu tip kararlara gerek yok eğer bu tip şeylerle karşılaşıyorsanız ilgili birimlere şikayette bulunun eğer bir şey değişmez ise bir üst birime o da mı olmadı bir üst birime şikayette bulunun elbet kan alacak biri çıkacaktır. her memurun bir amiri değerlendirmesi ve sicil notu vardır. kendi başınıza da bazı şeyleri değiştirebilirsiniz. yasakçı, dikte eden bir zihniyete gerek yok sabah akşam böyle şeyler olmaması için entry girmiyor musunuz? iki yüzlü olmanın lüzümu yok.
  • bi an inanmıştım.

    oysa ki olsa, ne güzel olurdu. hayat bunlara güzel ama; suratlar hep düşük, sanki bıkmışlar bu hayattan. ulan yerin sıcak, götün rahat istediğimiz ise devletimizi temsil eden senden biraz ilgi, biraz gülümseme ama sen ise bön bön bakıyorsun. peki sen böyle yaparsan akşama kadara anası ağlayan asgari ücretli napsın, nerelere gitsin?
  • +sıçmak da yasak mı kurban?
    -değil
    +yat da suratına sıçam itoğlu it

    aklıma bu replik geldi. memur değilim, olmayı da düşünmüyorum.
    insan çay, kahve içerken de işine gücüne bakar. yeter ki çalışmayı istesin.
  • sıcmak da yasakmı gurban ? diye sorasım geldi. bkz. (kemal sunal)
  • sevgili romalılar! olayın memurun içtiği bir bardak çay ile alakası yok. herkes iş yerinde birşeyler yiyip içiyor. bahsettiğim nokta bu olayın artık çığrından çıkması. memur da bizim vatandaşımız, kim acı çekmesini ister? fakat o da işini ahlakıyla yapmalı, eğer sen devleti temsil ediyorsan vatandaşına karşı görevini doğru ve layıkıyla yapmalısın. zaten bu sorun tsk, emniyet gibi kurumlardaki memurlarda değil; vatandaşın gün içinde sürekli hizmet aldığı üniversiteler, hastaneler, belediyeler gibi kurumlardaki memurlarda yaşanıyor. eğer sorun mutluluk-mutsuzluk ise, bir memurun hizmet vermek zorunda olduğu vatandaşa kötü muamele göstermesi karşısındakini mutsuz eder. emin ol ki, o da sokakta karşılaştığı insana kötü davranır, sokaktaki insan da evinde karısına/çocuğuna kötü davranır. sonuç=toplumda genel mutsuzluk. (bkz: kelebek etkisi) o yüzden, memur da iş ahlakı sahibi olmalı, işini düzgün yapmalı.
  • düzenlemeye lüzum yok, amire şikâyet edin denmiş.

    bir örnek vereyim arkadaşım. bir bakanlıkta bir işim kalifiye bile sayılmayacak bir memurda tıkanıyor. bir meramım var, yetkilisi bir defa dinlese, bir defa dilekçemi okusa anlayacak beni. ama yetkiliye gitmeden bu düz elemandan geçiyor talepler. özerk kurumlardan cumhurbaşkanlığına dek, bu birimden geçmeden derdimi dinleyen olur mu diye yazdım. yaklaşık 30 dilekçem, aklının almayacağı yerlerde dolanıp "ilgilisine yönlendirildi" denilerek bu adama tevdi edildi. en son bu adamın okumadan ret cevaplarından bıktım ve şikâyet dilekçesi yazdım. kişi hakkında şikâyet dilekçemi de üstlerde astlarda dolandırıp "ilgilisi" diye kişinin bizzat kendisine gönderdiler.

    böyle bir bürokrasi içerisindeyiz. darbe döneminde şüphelinin/sanığın oradan oraya nakli gibi sürükleniyoruz. kimi, kime, hangi yolla şikâyet edeyim?

    ha çay içmek hiçbir emekçiye yasaklanmasın, o ayrı. işini yapmadığı için eleştirmek gerek, yoksa çayından bana ne.