şükela:  tümü | bugün
  • üst edit 2:mersin'deki evinde tabancayla vurularak öldürülen üniversite öğrencisi feray şahin'in (23) kişisel eşyası, annesi aysel ile babası bekir şahin tarafından mezitli belediyesi'ne ait dayanışma evi'ne teslim edildi. genç kızın kıyafet ve ayakkabıları ile kitapları, buradan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak.

    üst: hakim savcının mütalaasını dikkate alarak, zanlıyı suçsuz bulmuştur. sanık 6 ay daha hapis yatıp özgür olacaktır.

    gerçekten kafayı yememek mümkün değil.ne oluyor neler oluyor bu dosyada kimsenin bir şey anladığı yok.araştırmayan deliller, sümen altı edilen şeyler, sanığın değişen ifadeleri, mahkeme başkanının, heyetin, savcının sanığı "incitmemeye" özen göstermeleri ona tek bir zorlayıcı soru sorma cüretinde bile bulunmamaları, bir yıldan beri acılı aileyi adliye koridorlarında perişan ederek sanığın beyanlarına toz kondurmadan karar verilmesi çok garip çok.

    karar duruşmasında yaşananları size aktaracağım. gerçi "mahkeme kararı" demek gelmiyor içimden bir tiyatro oynandı resmen.
    öncelikle, mahkeme feray'ın öldürüldüğü günün yıldönümüne bir gün kalasıya duruşma gününü verip sanığa iyi hal indirimi yapması yalnızca ailenin aklıyla, acısıyla dalga geçmek değil hepimize hakarettir.
    duruşmada ailenin avukatları savunma yaparken avukatlara "kısa kesin" diyen başkan zaten neolursa olsun ne savunma yaparsanız yapın umrumda değil tavrını en baştan belli etti.daha sonra ailenin avukatları bahsedilen mesafenin mümkün olmadığını gösterir bir oyuncak tabanca ve metre getirmişlerdi, havadan sudan hiç bir dayanağı olmadan "he he 40 cm işte, sanık doğru söylüyor" şeklindeki mütalaayı ve düşünceyi fiziken-somut olarak gösterip çürüteceklerdi ama yüce mahkeme heyeti naptı dersiniz ? bu talebi reddetti gerek yok dedi görmek istemedi.
    bulandırılmaya çalışan bu dosyada size aktarmadığım sanığın sıcağı sıcağına karakolda alınan ifadesinde sanık aynen şunu diyor "hareketi yaptıktan sonra silahın "kabzesi" ve "tetik" hakimiyeti bendeydi" şimdi yazın bakalım google'a silahın kabzesi ve tetiği nereleri oluyor ? silahın tümüyle kendi hakimiyetinde olduğunu ilk ifadesinde itiraf eden bu adama 5 yıl 3 ay ceza verdi mersin 5. ağır ceza mahkemesi, taksir dedi yanlışlıkla olmuş dedi. tekrarlıyorum silah hakimiyeti bendeydi diyen adama "niye ateş ettin ozaman" diye bile sormadı-soramadı mersin 5. ağır ceza mahkemesi. yazarken elim ayağım titriyor, saçımı başımı yolasım geliyor.

    sizlere ilk entryde yazdığım sanığın feray'ın babasına pişkinliğini hatırlarsınız.karar açıklandıktan sonra acılı anne mahkeme başkanına feryat ederek "başınızı nasıl yastığa koyacaksınız" dedi mahkeme başkanı "koyarım merak etme" diye cevap verdi. sanığın babaya attığı pişkince gülümsemeden farkını söyleyin.

    sanıkla ilgili emniyet içinde devam eden idari soruşturmada ise idare ayak diretiyor, sanığın beyanlarına itibar edildiğinde bile silahımla oynarken birini öldürdüm diyen birine maaşını ödemeye devam edip ona polis diyorlar.büyük ihtimal mahkeme taksir fln verirse bizde ihraç etmeyiz diye düşünüyordu ki nasıl oluyorsa haklı çıktılar.şimdi sanık tahliye edilir edilmez silahı verir görevine döndürürler devam et paşam derler.ha bu arada aile sosyal politikalar bakanlığı da tek duruşmaya gelip tek kelime etmeden daha sonra ortada gözükmediler.

    neyse fazla uzatmaya gerek yok yazıp düşündükçe bu olayı kendimi kaybediyorum.bu dava türk adalet tarihine bir kara leke olarak geçmiştir. adana bölge adliyeye gidecek doysa ister ordan bozulsun gelsin, isterse bundan sonra sanığa müebbet verilsin, aile-feray ikinci kez öldürüldü zaten.

    son olarak şunu diyeyim mahkemeler "yüce türk milleti adına" karar verir.yüce türk milletinin vicdanı bu adaletsizliği kabul etmiyor ey yargıçlar-idareciler-sorumlular.

    sanığa ödül gibi ceza verdiler ya ben ona yanarım. bu polis mesleğini yaparken sizi vurursa fln şakalaşıyorduk-yanlışlıkla oldu derse öldüğünüzle kalırsınız benden söylemesi adamın cebine bu yetkiyi koydular.
    yine de inşallah aile umudunu ve mücadelesini kaybetmez, bölge adliyeden umarım zehir zemberek bir bozma kararı çıkar.

    https://www.youtube.com/watch?v=o0d4_9n5opy

    https://www.youtube.com/watch?v=4h7-yo-argy

    18 eylül 2018’de (yarın) mahkeme kararını açıklayacaktır.
    haluk levent'e ulaşmaya çalışıyoruz. bu konuda yardıma ihtiyaç var, ulaşamıyoruz. (ulaşıldı, aile ile irtibat halinde)

    üst edit 2: savcıyla ilgili iki tane mesaj geldi. arkadaşlar o iddaları paylaştığım an, mahkeme kararıyla başlık engellenir ve kaldırılır.3. mesaj geldi. (davayı mersin'de takip eden birçok insan olduğunu anladım)4. mesaj geldi. hukukçu arkadaşlar, paylaştığım an başlığın engelleneceğini söylüyor. o yüzden paylaşamıyorum. ki kesinliği olmayan şeyler.

    üst edit: çaylak bir arkadaştan gelen mesaja göre; zanlı polis olmadan önce, uzman jandarma adayı, fakat tacizden dolayı ihraç ediliyor. uzman jandarma adaylığından ihraç edildiği doğru; ama tacizle ilgili konu net değil. ayrıca askeri okuldan ihraç edilen biri nasıl polis olabiliyor?

    konuyu bilmeyenler için üste özeti ekliyorum, aşağıda ayrıntılarıyla anlatacağım.
    özet: feray şahin, geçtiğimiz eylül ayında mersin’de kaldığı evde istanbul özel harekat şubesinde görev yapan fatih burak a.’nın silahından çıkan ve göğüs bölgesine isabet eden kurşunla hayatını kaybediyor. katil zanlısı polis memuru olayın kaza sonucu olduğunu söylüyor ancak şüpheli çıkarıldığı nöbetçi mahkemece kasten öldürmekten tutuklanıyor. feray’ın ailesi olayın başından beri mücadelesini veriyor: kızlarının kazara değil kasten öldürüldüğünü söylüyor. dava kasten öldürmeden açılıyor ve şuan mersin 5. ağır ceza mahkemesinde görülüyor. olayı karmaşıklaştıran ise silahın ateşlendiği mesafe.

    buradan itibaren paylaşılan bilgiler mahkeme kayıtlarından alınmıştır. kayıtlardaki anlatım bozukluklarına müdahale edilmemiştir. (lütfen sonuna kadar okuyunuz)

    sanık: “ben 14 eylül’de istanbul’dan izin alarak ayrıldım. amacım mersindeki ailemi ziyaret etmekti. feray’ın geleceğimden haberi yoktu, ona da sürpriz yapacaktım. feray’la daha önceden tanışıyorduk. bir süre sonra instagram’dan takipleştik. oradan muhabbetimiz ilerledi ve sevgili olduk. uzun zaman sonra ilk defa olay zamanı feray’la yüz yüze geldik. olay günü feray yanımdaki sehpadan silahı aldı, karşıma geçti. tetiği çekti, bana doğrulttu ! silahı iki eliyle tutuyordu, aklıma meslektaşlarımın yaşadığı bu tür olaylar geldi. hemen fırladım. bize öğretilen silah kapma hareketini hiçbir uyarıda bulunmadan (silahı bırak, silah patlayabilir gibi…) ifa ettim ve silah patladı.” diyor ve “feray’la asla cinsel anlamda bir yakınlık
    yaşamadık. bir fiziksel temasımız olmadı.” diyor.

    ailenin iddiaları ise şunlar: “sanığın anlatımı oldukça çelişkili; özellikle bir kadının tek eliyle, hiç zorlanmadan, sebepsiz yere tetiği çekip doğrultması, karşısındakinin ise hiçbir uyarıda bulunmadan fırlayıp silahı almaya çalışması… bunlar yalan ifadeler. eylemin sanığın anlattığı gibi gerçekleşmesine imkan yok. kızımız kasten öldürülmüştür. sanık kızımıza ahlaksız bir teklifte bulunmuştur ve karşılık bulamayınca feray’ı öldürmüştür.” diyor ve bunlarla ilgili kanıtları olduğunu söylüyorlar.

    şimdi olaya gelirsek. katil zanlısı polis memurunun ifadelerinden önemli satır başlarını paylaşayım:

    polis sorgusu, sulh ceza sorgusu ve mahkeme ifadelerinde çelişkiler var:
    bir ifadesinde “tetiğe kimin eli değdi hatırlamıyorum,” diyor.
    bir başka ifadesinde “tetiğe benim elim değmiş olabilir,” diyor.
    ayrıca olay yeri inceleme ekipleri el svaplarını aldığında eller temiz olarak işaretlenmiş. yani polisler gelmeden önce ellerini yıkıyor. ellerini yıkadığı olay yeri inceleme ekiplerince sabittir.

    bilirkişi raporlarına gelelim: adana adli tıp, merminin giriş deliğinin ufak olduğunu, yaranın etrafında yanık veya atış artığı olmadığını söylüyor. atış mesafesi ise feray’ın üstündeki tişörtten belirlenmeli, diyor. adana kriminal polis laboratuvarı ise tişörtün mesafeyi belirlemeye elverişli olmadığını söylüyor.

    olay yerinde keşif yapılıyor: sanığın karşısına canlı bir konu mankeni konuluyor ve sanık bahsettiği silah kapma hareketini birçok defa denemesine rağmen icra edemiyor. ayrıca feray’ın vurulduğu yer olan göğüs kısmına da denk getiremiyor namluyu.

    keşiften sonra polislerden iki tane rapor isteniyor. bir polis eğitim bilirkişisine “böyle bir hareket öğretiyor musunuz, bu hareket icra edilmişse mermi o yolu izler mi?” diye soruluyor, diğer polise ise “feray olay esnasında ayakta mıdır, koltukta oturuyor mudur?” diye soruluyor.
    raporlar nasıl geliyor dersiniz?
    ilk raporda eğitim polisi “böyle bir hareket biz öğretmiyoruz ama çevresinden öğrenmiştir belki…” diyor ve sanık “feray silahı iki eliyle tutuyordu” demesine rağmen bilirkişi silahın feray’ın elinde olabileceği 3 ihtimali değerlendiriyor: “feray silahı tek sağ elinde tutuyorsa bu olaydaki mermi yolunu izler, tek sol elinde tutuyorsa bu olaydaki mermi yolunu izler ve *iki eliyle tutuyorsa bu yolu izleyemez.*” diyor.

    şimdi burada vicdanımızı önümüze koyalım: sanık veya katil zanlısı ifadesinde “feray’ın silahı iki eliyle tuttuğunu” söylemesine rağmen bilirkişi neden ısrarla başka (ifade dışı) ihtimaller üzerinde duruyor?

    burada tekrar belirtelim, bilirkişi “feray silahı iki eliyle tutuyorsa mermi bu yolu izlemez” diyor. katil zanlısı da silahı iki eliyle tuttuğunu söylüyor. yani bu rapora göre feray’ın kendisini vurmadığı anlaşılıyor.
    feray olay esnasında oturuyor muydu yoksa ayakta mıydı sorusunun sorulduğu diğer polis bilirkişisi ise “feray koltukta otursaydı koltuk kan olurdu, %90 feray ayaktaydı.” diyor. (evet, doğru okudunuz: %90 diye rakam yazıyor “bilirkişi” raporuna.) ancak araştırırsanız görürsünüz, birçok olayda maktulün eli ayağı bağlanmazsa –kurşun direkt kafaya isabet etmediği takdirde- kurban biraz çabalar; belki de birkaç adım atar ve düştüğü yer kan olur.

    zanlının birçok çelişkili ifadesine rağmen, bu raporlar aileyi tatmin etmiyor ve daha yetkin mercilerden rapor alınmasını talep ediyorlar. mahkeme bu talebi reddediyor.ancak daha sonra mahkeme bu görüşünden vazgeçiyor.

    mahkeme “silahın ateşlendiği mesafe ve kişilerin olay esnasındaki konumları”nın belirlenmesi için dosyayı istanbul adli tıp kurumu fizik ihtisas dairesine yolluyor.
    rapor geliyor ve raporda şöyle yazıyor: “kişinin ölümüne neden olan atışın uzak mesafeden yapılmış olduğu” diyor ve ekliyor “kişiler her an hareketli olduğundan, yer ve pozisyon değiştirebileceklerinden…..” atış esnasında bulundukları konum ise tam olarak belirlenemez.

    tekrar ediyorum, istanbul adli tıp kurumu fizik ihtisas dairesinin raporuna göre
    atış uzak mesafeden yapılmıştır!

    en son duruşma 19 temmuz 2018’de yapıldı. dördüncü duruşmada savcı mütaalasını açıkladı: “feray kasten değil, bilinçli taksirle öldürülmüştür.” dedi ve aile bir kere daha yıkıldı.

    savcı hangi raporlara ve gerekçelere dayanarak bu kararı verdi dersiniz? bilimsel hiçbir dayanağı olmayan, polisin verdiği “% 90 feray ayaktaydı” raporuna ve diğer polisin verdiği “belki çevresinden öğrenmiştir” gerekçesine.
    savcının bazı gerekçeleri daha vardı: “maktüle ve sanık arasında duygusal bağ vardır. whatsapp konuşma ekran görüntülerinde kişiler arasında bir problem görünmemektedir.”

    tarafsız şekilde aktarmaya çalıştım. sonuç olarak
    -sanık, feray’a dokunmadım demesine rağmen feray’ın tırnakları arasında sanığın dna’sı tespit edilmiştir.
    -sanık olaydan sonra ellerini yıkamış, atış artıklarını yok etmiştir.
    -sanık alkol (şarap) içtiklerini söylemiştir. feray’ın kanında ise alkole rastlanmamıştır. ve sanığa neden alkol testi yapılmamıştır.
    -sanık ambulansı aradıktan sonra hts kayıtlarına göre, görevli, sanığa yarayı bir bezle bastırmasını istiyor, sanık bez bulamayınca görevli üstündeki tişörtü çıkar bastır diyor, görevli bunu söylemesine rağmen sanık zor olanı yapıyor ve feray'ın tişörtünü çıkarıp yaraya bastırıyor. bu şekilde yapınca, feray'ın tişörtündeki atış artıklarını yok ediyor. delil karatma var.
    -feray'ın vurulduğu yerde koltuk var, koltukta kan izleri var, ayrıca koltukta mermi giriş yeri var. daha da önemlisi feray'ın boy oranına denk bir manken koltuğa normal pozisyonda oturduğu an, merminin giriş yeri, feray'ın sırtındaki mermi yarasına denk geliyor. tüm bunlara rağmen polis bilirkişisi neden feray koltukta oturamaz, oturma ihtimali yüzde 10'dur demiştir.
    -sanık feray'la birlikte olduğu mekanları ve yerleri mahkemeye söylemiştir;fakat hts kayıtlarında yalan söylediği ortayı çıkmıştır. neden yalan söylüyor ve bu yalanlar dikkate alınmıyor. yalanlar ortaya çıktıktan sonra, hatırlamıyor olabilirim- demiştir.
    -cinayet'in gerçekleştiği evin 2 kapısı var, birinin kilidi yarım açıktı. sanığın kapıyı kilitlemeye çalıştığı kamera kayıtlarında var. neden kilitlemeye çalışıyor. evin anahtarını 25 gün sonra aileye cinayet büroda veriliyor. cinayet büro -neden uzun süre anahtar bizde yok demiştir- adli emanette katilin üzerinde çıkan anahtarın hangi anahtar olduğu neden aileden uzun bir süre gizlendi.

    -hts raporlarında sanığın olaydan sonra yaklaşık 10 dakika içerisinde birilerini arayıp konuştuğu kayıt altındadır. (sanığın babası ve amcası mersin’den emekli polistir. ne tesadüf sanığın babası mersin cinayet büroda yıllarca komiser yardımcılığı yapmıştır)

    -sanığın olaydan sonra beden ve alkol muayenesi neden yapılmamıştır? feray’la arasında herhangi bir boğuşma olup olmadığı kesin olarak bu şekilde aydınlanabilirdi. bu muayene neden es geçilmiştir? bildiğimiz gibi feray’ın tırnak içlerinde zanlının dna örneklerine rastlanmıştır.

    -ölüm gerçekleştiği halde, kurbanın ailesine neden ısrarla trafik kazasından dolayı ölüm gerçekleşti, diye yalan söylenmiştir. olayın trafik kazası değilde, cinayet olduğu neden saatler sonra aileye söylenmiştir. bu esnada olayın gerçekleştiği evde, delil karartma olayları olmuş mudur?

    -bir özel harekat polisi silahını nereye, ne şekilde koyacağının eğitimini aldığı halde nasıl ortalık yerde bırakır veya emniyeti açık şekilde, silah ruhsatı olmayan birinin eline geçmesine göz göre göre müsaade edebilir? acaba eğitim almış mıdır?

    bir özel harekat polisi kendisinin açıkladığı vurulma pozisyonunu, kendisi yaşadığı halde, defalarca tekrar tekrar denemesine rağmen neden başaramaz? kesinlikle okul geçmişi araştırılmalıdır. zaten 6 profesörün açıkladığı bilimsel verilerin yok sayılması bu şüpheyi güçlendiriyor.

    -savcının mütalaa verirken dikkate aldığı whatsapp görüşmelerinde sanık feray’ın üstüne gelmektedir; onu niye giydin, bunla niye konuşuyorsun tarzında sorular sorup tartıştıkları görülmektedir. savcı bunları görmemiştir.

    kısacası savcı bunları görmedi, 6 profesörün raporuna kulak asmadı. liyakat ve adaleti hiçe saydı.

    savcının bu mütalaasına karşılık şimdilik tutuklu olan sanık her an bırakılabilir, ağustos ayında tutukluluk incelemesi var, aramızda hiçbir şey olmamış gibi gezebilir ki uzun sürmeyecek, bırakılacaktır da.
    mahkeme heyeti 18 eylül yani feray’ın öldürüldüğü günün yıldönümünden bir gün önce esasa ilişkin karar verecek ve ailenin artık gücü tükenmiş durumda. mahkemenin kararını bekliyorlar ama adalete güvenleri sarsılmış.
    kadın cinayetlerinin göz kırpmadan işlenebildiği bir ülkede böyle bilimsel raporlar es geçilerek sonuca varılmak istenmesi bu cinayetleri işleyen, işlemeyi düşünen canileri daha da korkusuz hale getirmektedir.

    davayı uzun süredir takip eden birisi olarak başlığını neden bugün açtığım sorgulanabilir. tabii ki ilk olarak savcının mütalaası. ikinci olarak, zanlının feray’ın babasına pişkince gülümsemesi. aynı zamanda en son duruşmada gayet kendinden ve özgürlüğünden emin bir şekilde hareketler sergilemesi, en küçük bir pişmanlık emaresi göstermemesi. son olarak da dün savcının mütalaasını açıklaması ile birlikte kalp krizi şüphesiyle hastaneye kaldırılan, feray’ın annesinin uzun bir süre müşade altında tutulması.

    edit: davanın savcısı, istanbul’dan gelen raporu olduğu gibi görmezden gelmemiştir. uzaktan mesafe anlayışı, 40 cm başlıyor. savcıda atışın 40 cm’ten ateşlendiğini iddaa ediyor. neden 80 cm, 90 cm, 1 metre, 2 metre, 3 metre veya 5 metre mesafeden değildi, uzaktan atışın başladığı veya kabul gördüğü en düşük mesafe olan 40 cm dikkate alıyor. ayrıca 40 cm’de olsa olay uzaktan atış mesafesine giriyor.

    edit2: gelen mesajlara göre uzaktan mesafe başlangıç anlayışı, 45 cm olarak kabul görüyormuş. yani 40 cm bile değil. burasıda savcı açısından ayrı bir çelişki.

    cenaze namazı. düşen ateşi görmeniz için paylaşılmıştır.

    https://youtu.be/kgfendn4ljy

    son olarak cumhuriyet gazetesi olayla ilgili bir röportaj yapıyor. adli tıp uzmanı cafer uysal'la birlikte o yazıdaki bazı notlar.
    dosyadaki raporlarda savcı uzak atış mesafesi 40 cm'den başlar ifadesini kullanmış. bu mesafe silaha göre değişir. namlunun uzunluğunu da hesaba katmak lazım.
    atış mesafesi 60 cm ise silah'ın feray'ın elinde olmadığı ispatlanmış olur.
    sanık silah eğitimi almış bir kişi ve olayın bu şekilde sonlanmasını engelleyecek onlarca seçeneği varken, silahı zorla almaya çalıştığını söylemesi dikkat çekicidir.
    bir düğünde havaya ateş eden kişi dahi ölüme neden olduğunda, olası kast söz konusu olurken,bu kadar bariz bir ölüm riskini göze alıp hiç gerekmediği halde bu eyleme girmek bir polis için basit bir kaza olarak değerlendirilmemelidir.

    edit:
    olaya ilişkin haberler: birçok haber sitesi kesin bir dille olayın cinayet olduğunu yazmıştır.
    https://www.sabah.com.tr/…ay-cinayete-kurban-gitmis

    https://www.evrensel.net/…cidan-tepki-ceken-mutalaa

    http://www.iha.com.tr/…nayete-kurban-gitmis-730304/

    https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43381661
    https://www.dailymotion.com/video/x6m9797
  • dilerim gerçek bütün çıplaklığıyla ve reddedilemez bir şekilde ortaya çıkar ve hak yerini tez bulur.
  • ayan beyan cinayettir. ortbas edilmek istenmistir.
  • çocuklarınıza mükemmel gelecek, bol mal mülk, para, güç vs bırakacağınıza, onları korumak için “sınırsız” olacağınıza vicdanlı olmayı öğretin.
    e sizde yoksa da mümkünse çocuk yapmayın.
  • memlekette adalet baştan ayağa bozuk. hepimizin, çoluğumuz çocuğumuzun, eşimizin dostumuzun başına böyle bir durumun gelme ihtimali o kadar yüksek ki bu ülkede insanlar yakında refah seviyesi yüzünden değil adalet yoksunluğundan göç edecek noktaya geldiler.
  • tanım: ciddi anlamda şok eden bir olaydır.

    umarım tez zamanda adalet yerini bulur.
  • umarım hukuk neyi gerektiriyorsa, gerçekleşir.
  • izlemekten kaçındığım haberlere maruz kalınca hep adaletsizlik görüyor gözlerim.
    umuyorum bu sefer hak yerini bulur.
  • tatilde entry girmeme konusunda kararlıydım ama başlığı açan yazarın ricası ve olayın vehameti üzerine yazmaya karar verdim. ölen ve kendini savunamayacak bir kadının arkasından atış serbest. adli tıp gibi kurumlarının bağımsızlığı ya da raporlarının ciddiye alınması tartışmalı. cinayeti işleyen polis, emekli komiser yardımcısının oğlu. memlekette liyakatın önem sırası son sıralarda. zaten uzmanların uzaktan ateş edildiğini belirleyen raporları dikkate alınmamış. sanık olay mahallinin cansız mankenle yapılan canlandırılmasında, olay anını bir türlü canlandıramamış. güya şakalaşma esnasında silah ateş almış ve ferah kendini göğsünden vurmuş. ayni sahneyi canlandıran sanık benzer bir ateşlemeyi yapamamış.

    son derece şaibeli bir durum olduğu kesin. gerçeklerin bir an önce ortaya çıkması ve feray'in kanının yerde kalmaması dileğiyle. ailesi sanırım gerçekler ortaya çıkıp, fail gerekli cezayı alınca bir nebze teselli olur. ailesine sabır ve bol şans diliyorum.
  • yasalar örümcek ağına benzer küçük sinekler takılır, büyük sinekler deler geçer.

    ülkede adaletin zerresinin kalmadığını gösteren olaylardan biri.