şükela:  tümü | bugün
  • şu yüzdendir.
    günün birinde türkiye kendisine yapılan büyük dayatmaları, bütün istekleri kabul eder. ab'nin artık isteyeceği bir şey kalmayınca yetkililer bütün belgeleri toplar ve ab'nin kapısına dayanır. ilgililer hemen ab başkanına koşarlar. '' efendim, türkiye kendisinden istediğimiz her şeyi yerine getirdi. artık koşacak bir şartımız kalmadı. onlar da tam üyelik istemek için kapımıza geldiler. şimdi ne yapalım ?'' derler. ab başkanı hiç tereddüt etmeden kararını bildirir.. '' derhal ab'yi dağıtıyoruz.''
    budur.
  • başlık standby modunda bekliyor! 2017'de yeşillenir buralar. hadi hayırlısı!

    status quo ante bellum kazanın artık dolmak üzere olduğunu ve yakında kaynamaya başlayacağını gösteriyor. kurulduğu günden bugüne geçen süre zarfında istikrarlı bir görünüm çizse de, ab hiçbir zaman tam anlamıyla siyasi bir birlik olamadı ve olamaz.

    hemen hemen her ab ülkesinde genellikle aşırı sağ partilerin temsil ettiği bir anti-ab ve tam bağımsızlıkçı kanat vardır. şimdiye kadar işler (ekonomik durum) iyi gitti ve bu partiler çok da etkili olamadı. ama artık işler yolunda gitmiyor. 2008 finans krizinden sonra istenilen büyüme oranlarına bir türlü ulaşılamazken -stagnasyon-, mülteci sorunu sağcı partilerin ekmeğine yağ sürdü.

    bakın! yanlış anlaşılmasın ab'nin 28 üyesi olması, bu 28 üyenin de eşit söz hakkı ve birlik içinde ağırlığı olduğu anlamına gelmez. bilindik kanun burada da geçerlidir: parayı veren düdüğü çalar ab'ye üye ülkeler ekonomilerinin büyüklüklerine göre katılım payı öderler, buna göre 2015 rakamları;

    almanya: 15,5 milyar euro
    fransa: 7,5 milyar euro
    ingiltere (artık yok): 4,9 milyar euro
    hollanda: 4,7 milyar euro

    işler eskisi gibi iyi gitmiyor dedik. yukarıda sayılan ülkelerden ingiltere artık yok. (bkz: brexit) çünkü artık yukarıdaki meblağı ödemek istememesi çıkış nedenlerinden biriydi ve bu neden diğer ülkeler için de geçerli!

    peki fransa'da durum ne? (bkz: 23 nisan 2017 fransa cumhurbaşkanlığı seçimi) fransa için tam anlamıyla sağ-sol çekişmesi olarak geçecek bir seçim. sol için sıkıntı büyük. artık hiçbir politikası ilgi çekmiyor. iç güvenlik sorunu çiftçi isyanları grevler
    ve tüm bu olanlar karşısında ülkeyi ayağa kaldırmaya hazır ve tabi ki anti-ab'nin kraliçesi marine le pen var ve anketlerde şimdiden %30 gibi bir orana sahip. şayet son tura kalabilirse sağ partilerin oyunu alarak iktidara gelmesi hiç de zor değil!

    (bkz: 15 mart 2017 hollanda parlamento seçimleri) 'kuzey avrupa'da sosyal demokrasinin hezimeti bu seçimle başlayacak' demek yanlış olmaz. 150 sandalyeli hollanda meclisinde 2012'de pvda 38 vekil çıkarırken, kasım 2016 kamuoyu yoklamalarında görünen sandalye sayısı 10-12 arası. peki nereye gidecek bu oylar;tabi ki bir türk dostuna :). zira 2012'de 12 veil çıkaran geert wildersin partisi pvvnin şu anda 30 sandalyesi garanti gibi!

    (bkz: 2017 almanya seçimleri) kesin tarihi belli olmamakla birlikte eylül sonu yapılacagı biliniyor. ancak bu seçim için şimdiden birşey söylemek doğru olmaz. çünkü bu seçime kadar fransa ve hollanda seçimleri yapılmış olacak. yani ab'nin ağır toplarında meydana gelecek değişiklikler almanya'nın bundan sonrası için tutumunu kesinlikle değiştirecektir. şimdilik en net veri (bkz: alternative für deutschland) yani pegidacıların partisi olarak %15'e yaklaşan oy oranıyla meclise 3. parti olarak gireceği. merkel'in oy oranı belki 3 puan düşer belki 3 puan çıkar. bu hiç önemli değil. çünkü asıl önemli olan cdu ve csudan mütevellit birliğin seçmenlerinin nerdeyse hepsi sınırların kapatılmasını ve ülkedeki yabancıların sosyal yardımlardan pay almasının engellenmesi gerektiğini düşünüyor!

    bu arada unutmadan!!! 4 aralık 2016'da avusturya'da cumhurbaşkanlığı seçimleri tekrarlanacak. ilk seçimi 0,6 farkla kazanan yeşil-sol koalisyon adayının karşısında aşırı sağcı fpönün adayı anti-ab'cilerin bayraktarı bir aday var. 5 aralık 2016'da italya'da yapılacak olan anayasa değişikliği referandumundan 'hayır' çıkması durumunda, başbakan renzi istifa edeceğini açıkladı. bu durum karşısında dillendirilen senaryoya göre; ekonomi resesyona girecek ve kötü olan durum daha da kötüleşeceğinden, diğer avrupa ülkelerinde oldugu gibi anti-ab cenah güçlenip iktidara gelecek ve brexit'in yarattıgı havaya uyup itexit sürecini başalatacak!

    bonus: ispanya, portekiz ve yunanistan'daki işsizlik ve ekonomik dış bağımlılık milleti canından bezdirmiş durumda. bu ülkelerden göçen genç nüfus şansını kuzey ve batı avrupa ülkelerinde deniyor. ancak bu durum o ülkelerin kendi vatandaşlarında huzursuzluk yaratıyor. dediğim gibi işler iyi giderken sorun yok. sıcak kanlı bir ispanyol isveç'li biri için sempatik gelebilir. fakat o isveçli işsiz kaldığında ilk aklına gelen sizce kim olur?

    doğu avrupa ülkelerinde aşırı sağcı ve aşırı solcu görüşlerin yükselişte olduğunu da unutmamak lazım. artık herkes tarafından hissedilen bir değişim-dönüşüm sürecine girildi. 2017 bu değişimlerin ne yönde ve ne hızda ilerleyeceğini gösterecektir. aynı zamanda 2017 safların netleşmeye başladığı yıl olacaktır.

    kişisel öngörüm 2020'ye gelmeden bir dünya savaşının başlayacağıdır. yazım sadece ab üzerine olduğundan ne trumpdan, ne suriye iç savaşından, ne çinden, ne putinden, ne işidden, ne güney amerikadaki yolsuzluk, ekonomik kriz ve darbelerden ve ne de rte ve 2017 türkiye ekonomik krizinden bahsettim. good luck guys!