şükela:  tümü | bugün
  • emrah serbes'in afili filintalarsitesinde yazdığı öykülere denir. kurgusu sağlam, zaman zaman behzat ç'ye de malzeme olan hikâyelerdir.
  • en afili parçalardan biri:

    "kurtuluş parkı’nda yaprak dökümü. hava açık. yıldızlar yere yakın. taş atsak bir ikisini düşürebiliriz. neden olmaz diye soruyorum. mutsuz oluruz diyorsun. herkes mutlu olacak diye bir kural yok biz de mutsuz olalım. birbirimizin yüzüne bakıyoruz. sanki az önce, orada bir yerde, kaybettiği anahtarlığı arar gibi."
    (afili parçalar: madde 50)
  • emrah serbes afili parçalarını, sonuna "galip işhanı" adlı yeni bir öyküyü de ekleyerek hikâyem paramparça ismiyle kitaplaştırdı.
  • 1. narkoz edebiyatı

    iki türlü edebiyat var, bir narkoz edebiyatı bir de adamı yakadan tutup silkeleyen edebiyat. ikincisinin tanımı yok, kanıtları var. narkoz edebiyatınınsa belli başlı temaları var, misal, mühim olan insanın içine yaptığı yolculuktur, herkes kendi yolunu kendi bulur. 500 lira asgari ücretle çalışıyorsan kendi yolunu nah bulursun! güzel bir aşk yaşayın, aşk sizi kurtarır. bu düsturla yola çıkıp dayak yemiş çok adam tanıyorum.

    2. çok güzelsin ama bana ne faydan var

    haberler doğru olsaydı onları güzel kadınlara sundurmak zorunda kalmazlardı. televizyon yalanın kalesidir. o yüzden devlet tekelindeydi zaten. ilk özel televizyonun cem uzan tarafından açılmış olması da manidar bu açıdan.

    3. madame bovary sensin

    iffetimizi tesadüfen koruyor olmamız iffetli olduğumuz anlamına gelmez. flaubert, madame bovary’i bu yüzden yazdı. emma kocasından sıkıldı diye hemen bir çapkının kollarına atmadı onu. yonwille’de noter katibi leon’la tanıştırdı önce ve aralarında platonik bir hadise cereyan etti. leon kasabadan ayrılmak mecburiyetini hissedene kadar böyle sürdü bu. ancak ondan sonra rodolphe çapkını çıktı sahneye. bu hikâyede leon’un işlevi ne? okura, emma’yı yargılamadan önce kendi iffetinin de pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatmak. flaubert’in, “madame bovary benim,” demesi bundan. biraz da madame bovary sizsiniz demek istemesinden. iffetine mikroskopla bakan orada baştan çıkmaya hazır birini görür.

    4. tutarlı şahsiyetsiz

    tutarlılığı, şahsiyetsizliği kamufle aracı haline getirmemek lazım.

    5.manevi yükseliş

    maddi bir kayıp olmadan manevi bir yükselişin imkânı yok. yoga kurslarının aylık ücretlerine bakın en basitinden.

    6. iyi yazar veli yarısıdır

    bir öğretmen arkadaşım var, okullarını depreme dayanıklı hale getirmek için yıkıp yeniden yapacaklarmış. öğrenciler müdürün kapısına dayanmış, “biz yıkalım hocam!” diye. işte okul sevgisi. okul böyle bir yer, orada öğrenilen her şeyi nefret ederek öğrendik. milli eğitim bakanı olsam, bütün iyi yazarları müfredattan çıkarırdım. edebiyat hocası kazma olduktan sonra ders kitabına sait faik koymanın anlamı yok. iyi yazar veli yarısıdır zaten. bir hadise olmadıktan sonra okula gelmesine gerek yoktur.

    7. üç çocuklu anne

    üç çocuklu bir anneyle bir sıkıyönetim komutanı arasında ne fark var.

    8. yazarları ciddiye almayın

    şunu çok sık duydum. falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum. demek ki dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. yazarların özel hayatını unutmak lazım. yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.

    9.film şeridi

    cenaze, hayatın post-prodüksiyonudur.

    10. mallaşma eğrisi

    bu düzen hepimizi mallaştırmaya çalışıyor. kelimenin iki anlamıyla da yapmaya çalışıyor bunu, hem metalaştırmaya çalışıyor hem de aptallaştırmaya. bir fırça darbesiyle yeteneklerimizi köleliğe çevirebilirler.

    11. telif hakları

    kitaplardan aldığım telif onları yazarken içtiğim sigara parasını karşılamıyor. sigarayı azaltmam gerek.

    12.fikir zikir

    bir adamın başından geçenleri anlatamıyorsan zihninden geçenleri de anlatamazsın.

    13.allahın unuttuğu bir ülkede yaşıyoruz

    hz. ebubekir islâm’ı kabul ettiğinde zengindi, bütün malını dağıttı, öldüğünde tek kuruş miras bırakmadı. hz ömer mekke’nin on önemli adamından biriydi, sefirdi, başka şehirlerle görüşme olduğunda onu gönderirlerdi, şimdiki dışişleri bakanlığına denk gelen bir mevki. bu mevkii bıraktı, hicret etti. ilk müslümanların hepsi mallarını mülklerini bıraktılar, hısımlarını akrabalarını bıraktılar, her şeylerini bıraktılar medine’ye hicret ettiler. şimdikiler harun geldiler karun oldular. kayıkları yoktu gemicik sahibi oldular. arabanın bagajından gofret dağıtmakla bitmiyor iş. kuran’daki en ağır sözler statükoyu korumaya çalışan din adamlarına söylenen sözler. statükoyu koruyanlar kim, ebu cehil, ebu süfyan. bugün türkiye’de statükoyu koruyanlar kim! hz. ebubekir köleleri azat ederdi, şimdi kölelik yasalarını çıkaranlar kim. bir parça içtihat yetenekleri olsa, bir parça kıyas yapabilseler uykuları kaçar. akp’yi soldan eleştirmek işin bir yönü. ama bir de bizim bakanlar kurulunu ilk müslümanlarla mukayese etmek lazım. 15 milyon kişi akp’ye oy verdi. bir parça müslüman olan adamın uykusu kaçar bu zülümde.

    14. yüksekte zaman

    bir gökdelenin tepesinde yüz yıl durursan, saatin gökdelenin en alt katındaki birinin saatine oranla saniyenin elli milyonda biri kadar ileride oluyormuş. yerçekimi azaldığı için yüksekte zaman daha hızlı geçiyor çünkü. bu teknikten yaralanıp zaman makinesi yapmaya çalışanlar var.

    15. kâbus

    herkes kendi kâbusunu görür. bir kâbusu kâbus yapan ondaki aktarılamayan noktalardır. başkasına anlattığın şey kâbus değildir artık.

    16. karambolun adaleti

    karambol adildir çünkü top herkesin önüne düşebilir.

    17. üç şart

    sıkılırken göbek atma. küllükleri asla sulama. saçlarını ensesinde toplamış bir kadının sırt fermuarını çekmeden önce biraz düşün.

    18. sen gittin ve herkes ölmeye başladı

    19. haysiyet sınavı

    -hocam sınav nereden nereye kadar?
    -1915’ten hrant’ın vurulduğu yere kadar.

    (bkz: emrah serbest)
    (bkz: afili filintalar)