şükela:  tümü | bugün
  • üst edit: alakasız ithamlarda bulunmayın. müdara yalnızca basit bir kozmik atık olmadığınızı anlatmak için uğraşıyor.

    tanım: gerçek kere gerçektir.

    mahalledeki pelinsu'yu nasıl tavlarım diye düşündüğü kadar, inanç mevzularına kafasını yormamasına rağmen, inancını sorgulayarak edindiğini sanan ateistler farkında değiller fakat bal gibi bir realite.

    yapılan algının aksine, ateistlerin geneli sorgulayarak, düşünerek, bilim ve felsefeyi derinlemesine irdeleyerek inançlarını terk etmedi. peki nedir bu inkarın sebebi? el cevap: istemiyorlar. evet, yalnızca istemiyorlar ve reddetiyorlar. sebebi bu, inanmak istememek. durum bundan ibaret. zira ateistlerin çok büyük kısmının, sırf müslüman doğduğu için müslüman yaşamaya devam eden insanlardan farkı yoktur.

    howard ecklund ve jerry park adında iki abimiz, amerika’nın en prestijli 21 üniversitesinde bilim insanları arasında bir anket yapıyor. bu ankette, bilim insanlarına, din ile bilimin çatıştığını düşünüp düşünmedikleri soruluyor ve istatistiklere göre, çoğunluk çatışmadığını söylüyor. burada şöyle garip -ama aslında benim beklediğim- bir sonuç çıkıyor, bilim ve dinin çatıştığını düşünenlerin büyük çoğunluğu seküler ailede yetişmiş ve hatta din eğitimi bile almamışlardır. bu da demek olur ki, din ve bilimin çatıştığına inanmalarına bilim değil, aile yaşantıları ve akranları sebep olmuştur.

    the atlantic dergisinde bir istatistik yayınlandı. bu istatisliğe göre, insanların ateizme yönelme yaşının 14-16 arası olduğu belirlendi. o yaşta bir çocuğun felsefi argümanları irdelemesi, teolojik incelemeler yapıp bir kanıya varması, en önemlisi de tutarlı ve mantıksal bir metot benimsemesi çok güçtür.

    bu 14-16 yaş aralığı genellemedir ve tabiki istisnaya muhtaçtır. bu istisna ise celal şengör'dür.

    bırakın 14-16 yaşı; şengör'e ne zamandan beri ateist olduğu sorulduğunda, "kendimi bildim bileli" cevabını verir. bir çok ateist de, psikolojik sebeplerden ötürü ateizme geçiş yapar. bilim ve felsefede derinlemesine araştırma yaptığından değil. tamamen duygusal ve keyfekeder kaprislere dayalı bir seçimdir bu. şengör'ün ropörtajını olduğu gibi alıntılıyorum:

    "soru: ateist olduğunuzu söylüyorsunuz…
    şengör: evet… ama yani şey değil, kendimi bildim bileli.
    soru: kendinizi bildiniz bileli…
    şengör: kendimi bildim bileli…
    soru: yeni gelişen bir şey değil yani, veya okuduğunuz bir şeyle alakası yok?!
    şengör: hayır, hayır, hayır, küçücük çocukluğumdan beri.
    soru: ama siz bir ateist olarak…
    şengör: efendim ben çok küçükken bana masallar okunuyordu. o masallarda cadılar falan vardı. ben çok korkuyordum. ve bana diyorlardı ki 'korkma, bu doğru değil. bu bir masal, nihayetinde'. ondan sonra dini öğretmeye başlayınca, orada da işte cehennemdi melekti falan… bunlar nerede diyordum. bunlar yok. diyordum bunlar da masallardaki yaratıklar gibi. bunlar da hayali. 'hayır' diyorlardı, 'bunlar hayali değil'. ee, peki nerede? cevabı yok."

    ateistlerin çoğu, şengör gibi, daha çocukken, eleştirel bir düşünceye ve mantıklı bir metoda ve herhangi bir argümana dayanmayarak dinleri reddetmiştir. yani önce inanmışlardır, sonrada bu kör inançlarını temellendirmek için çırpınmışlardır. amaçları en sağlam temele dayanan inancı edinmek değil, inanmak istedikleri akımı sağlam temellere oturtmaya çalışmaktır.

    bilimi kılıf olarak kullanırlar fakat o kılıf biraz yırtık. zira inançlarına ters düşmesi hasebi ile gözü kapalı bilim destekli teizm argümanlarını dahi redederler. dolaylı yoldan bilimi de.

    teizm "big bang" der. fakat mutlak başı ve mutlak sonu olan bu evrende ateist, hala ateisttir. ciddi ciddi başı ve sonu olan bu evrende, ateist olmayı ve ateist kalmayı başarabilmiştir. tebrik edilesidir.

    teizm "hassas ayar" der. fakat ateist, bütün bu bıçak sırtı, kompleks evrenin nasıl oluştuğunun izahını, "çok-evrenler" gibi çöp hipotezler ile yapmaya çalışır. sonra gelir utanmadan musa ve kızıldeniz olayını eleştirir. halbuki denizin yarılması, hiçbir bilinçli varlığın müdehalesi bulunmaksızın, yalnızca evrenin genişleme hızını belirleyen entropinin doğru değerlere sabitlenip gerçekleşmesi ihitimali ile kıyaslandığında, kesindir.

    denizin yarılması ihtimali, evrenin başındaki 10^10^125/1 ihtimalli kozmik sabitin yanında, imkan bakımından esamesi bile okunamaz. yani ateist, hala ateist.

    teizm sana kelam kozmolojik diyor, hudus diyor, ontolojik argüman diyor, evrenin keşfedilebilirliği ve potansiyeli argümanı diyor, yasaların varlığı ve evrimsel argüman diyor. diyor da diyor, sen hala korkuluk probleminde tıkılı kal. bu arada, ateist hala ateist he.

    bir yaratıcının varlığına işaret eden daha nice argüman...

    neyse, son olarak, dünyaca ünlü filozof thomas negal’in söylediklerine bakalım. negal, tanrı’nın var olmasından korktuğunu ve bu iddianın kendisini rahatsız ettiğini belirtir:

    "bu korkuya güçlü bir şekilde maruz kalmış birisi olarak, tecrübemle konuşuyorum: ateizmin doğru olmasını istiyorum ve tanıdığım en zeki, en bilgili insanların bazılarının dindar kişiler olması beni huzursuz ediyor. sadece, tanrı’ya inanmamamdan ve doğal olarak bu inancımda haklı olduğumu ummamdan bahsetmiyorum. tanrı’nın var olmamasını ümit ediyorum. tanrı’nın var olmasını istemiyorum: evren’in o şekilde olmasını istemiyorum… tahminim odur ki, bu kozmik otorite problemi az görülen bir durum değildir ve günümüzdeki bilimcilik ve indirgemeciliğin çoğundan sorumludur."

    negal bile bu denli tedirginse, sizleri ciddi anlamda düşünemiyorum. yaratıcı ve ödül-ceza sistemi yalnızca peri masalı olmayabilir lan, gelişmiş düşünün. akademik seviyede araştırma içerisine girin. bazen internetteki yazılanları okuyorum, insanlar cidden düşünsel olarak olgunlaşmamış ve anlamaktan yoksunlar. çoğu gencin hayatında hiç eleştirel düşünme ve doğru argüman kurma ile yüzleşmedikleri bizatihi açık. işte bu yüzden dawkins gibilerinin eserlerine maruz kalıyorsunuz, çünkü bu eserlere verilen felsefi cevapları hiç okumadınız.

    dawkins'in "tanrı yanılgısı" isimli popüler kitabını okuyup, bir gazla bütün değerlerinizi silivermeyin. dawkins o kitabı yazdıktan sonra, bizzat ateist bilimci ve felsefecilerden linç yedi. hatta ateist filozof michael ruse, "tanrı yanılgısı denen kitabın, felsefeye/din felsefesine giriş dersinden bile geçemeyecek kadar hatalı ve yetersiz" olduğunu söyledi.

    dawkins o kitapta 2-3 armüman veriyor, gerisi safi saldırı odaklı söylemler. bakın, yine de okumayın demiyorum. okuyun fakat bu kitabın yanında, "aramızda kalsın tanrı var" kitabını(orijinal ismi: god’s undertaker) ve dawkins’in yanılgısı(orijinal ismi: dawkins delusion) kitabını da okuyun. lütfen, yeter ki okuyun. amacı doğruyu aramak peşinde olan bir okuma sadece bir şeye zarar verir; bilgisizlik.

    hala geç değil, hala vakit var. hala da fikrinizi değiştirme kudreti elinizde. inanç mevzuları şakaya gelmez olum, iyi düşünün, aklınızı iyi çalıştırın, iyi ölçüp iyi tartın, mukayeseni iyi yapın.

    "yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının."
    (bakara/54)
  • diğer kör inançları haklı çıkarmaz.

    ayrıca kör inanç kavramını da haklı çıkarmaz, kör inanç bence anlatım bozukluğudur çünkü inanç doğası gereği zaten kör olmak zorundadır, aksi halde inanmıyorsunuzdur, biliyorsunuzdur.

    ve kabul edersiniz ki, ikisinin arasında fark vardır.
  • ateizm bir inanç değildir. inanç eksikliğidir. bir pul koleksiyoncusuna pulları toplayıp koleksiyon yapmak gibi bir hobisi var dersiniz. pul koleksiyonu yapmayan insana "pul koleksiyonu yapmama" hobisi var demezsiniz. böyle bir hobisi yok dersiniz.

    insanlar birçok sebepten inanıyor olabilir ya da olmayabilir. ateist ve teist bireyler toplumda birbirlerini rahatsız etmeden var olabilir. bu sebeple inanan ya da inanmayanların birbirine saldırgan dilde makaleler yazmasının entelektüel bir kazanım getireceğini sanmamaktayım.

    bunun yanında var olan teistik argümanlar yanında onlarca çürütme makalesi de bulabilirsiniz. iki taraf için de yazılmış çok kaliteli makaleler mevcuttur. bu konuda meraklıysanız daniel dennet ve bertrand russell tavsiyemdir. ancak tekrar ediyim buna benzer özellikle bariz saldırı içeren yazıların faydalı bir yanı olacağını hiç sanmıyorum.
  • ateistler kafa kesmiyor benim bildiğim. kör olduklarındanmış zaaar.
  • çünkü kör saatçi okumuştur.
    (bkz: the blind watchmaker)
  • insanın anlamı nedir? şu an yok olsak evrende hissedilmez bile. kendinizi büyük görmeyin. "eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki, sen cansın. eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin. bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki, aradığın ancak sensin sen. mevlana" izle: dünyamız ile evrenin en büyük yıldızı canis majoris in arasındaki fark evrende tozuz ama bilincimizle önemliyiz çünkü gözlemciyiz
  • pelinsuyu tavlamak çocuklara istismar etmekten iyidir
  • ricky gervais demis ki; "dunyada bilinen 4300 din vardir. bir ateist bunun 4300'unu reddediyorsa, bir dindar da 4299'unu reddediyordur."

    ateizmi inanc olarak nitelendirmeni de gectim, once su 4299'luk kismi halledelim. bunlari curutup sadece senin dininin dogru oldugunu ispatlayacak kanitlarin var mi?
    "ayetler var ayetler" dedigini duyar gibiyim.
  • fetöcüler iyi görüyor, ateistler kör :)
  • ateistleri görmek istedikleri kalıba sokup -örn. pelinsu'yu tavlamak çabasında olan fırlama- bunun üzerinden bir gerçeklik algısı yaratmaya çalışanların içi boş önermesi.

    islamı muteber kaynaklarından okumaya gayret eden, hayatımın büyük bir bölümünde iman eden, bunu korumak için çaba sarefeden ve islamı gücüm yettiğince tebliğ etmeye çalışan birisi olarak bir ateiste dönüşmem çok çok uzun ve çok sancılı bir süreç sonunda gerçekleşti.

    bu nedenle ateistlerin "inanmak istemeyenlerden" oluştuğu iftirasını atmaktan vazgeçin artık. ayıptır ki bu ayıbı -itiraf ediyorum- ben de yaptım.