şükela:  tümü | bugün
  • neredeyse hayatlarının tamamını sabahları erken kalkarak geçirdikleri için emekli olduktan sonra da en geç 12de yatarlar, sabahın 9unda dikilirler ayağa, baba yat uyu, işin yok mis gibi oturuyosun para alıyosun keyif dersin dinlemez, anne farklı mıdır hayır o da emekli olmuştur ama sabah uykusunu öğrenememiştir, bir kaç ayda bir eve gitmenize rağmen anne gece uyanıp uyanıp hadi yat kızım bak saat .. olmuş napıcan daha oturup der, sabahın en geç 10buçuğunda uyandırırlar sizi hadi kalk kahvaltı yapalım, 2saat bekledik, öldük açlıktan diye, kötü müdür değildir elbet demlemiş çay, aileyle yapılan kahvaltı, ne varki azcık daha uyusalar şiş, açılmayan gözlerle değil dinç kalkıcam yataktan, otobüslerde sızmıcam
  • bir çeşit ıstıraptır...

    emekli olan babanın eğer pek arkadaşı yoksa bu daha da kötüdür. evde "madem canım sıkıldı neden evin içinde anlamsızca dolaşmıyorum?" şeklinde düşünen 3 oda 1 salon evde çılgın gibi gezen bir babayla karşılaşırsınız. ya da örneklemimiz benim babam gibi arkadaşları mahallenin bakkalı, terzisi olan bir adam ise ne zaman mahalleye girseniz babanızı efes bira kasası üstünde meşrubat içerken bulabilirsiniz (adam fanta içmekten sarı sarı tükürür oldu)... ayrıca babanın emekli olunca top sakal bırakma hadisesi vardır ki, benim bu konuda diyeceğim hiçbir şey yok. hayır bizim baba, sarışın yeşil gözlü bi adam; top sakalı da bırakınca adeta bizans kralı antonyus gibi oldu. korkuyorum sıkıntıdan bana, "ey oğul bana demoklesin kilicinı getir" diyecek...

    gelelim anneye... anne, seni illa ki sabahın köründe kaldırmaya programlanmıştır. yau "bunca yıl çalıştın bi uykuya doy be kadın" diye sinirlenirseniz küser. bu sefer sizin pencerenin başında "evlerinin önü boyalı direk" türküsünü söyler. güya uyandırmayacak... hehe...
  • çocukluğundan beri çalışma hayatında olan, bayramı seyranı olmadığı için ağız tadıyla bir tatil yapamamış bir insanın artık ayaklarını uzatabilecek olmasının mutluluğudur. evladı olarak, artık adamcağızın bir rahat edecek olmasına inanmanın mutluluğunu paylaşabilmektir biraz da.
  • bazı durumlarda eğlenceli bazı durumlarda bunaltıcı olabilen durumdur. şöyle ki zamanının çoğunu evde geçiren baba sürekli film izleyip kitap okumaktadır. bazı filmler hakkında tartışma olduğunda eğlenceli olabilir lakin artık yaştan ya da başka sebepten evladın kendini bildi bileli dinlediği hikayeleri tekrar tekrar dinletmek "he baba he hehehe hadi ya" tepkileriyle savuşturulabilir.
  • annenin hala çalışıyor olması durumunda evde rollerin değiştiği dönemin tetikleyicisidir.emekli baba saat 3'e kadar kadın programlarını izleyip iki metrekarelik kanepe alanında yaşamak suretiyle hayatını idame ettirir..kadın programları bitince yemek yapar, bulaşık yıkar, ev temizler..akşam eve gelen çalışan anne, neden çamaşırlar toplanmadı diye hönkürür,çünkü kocanın evde yan gelip yatması kanına dokunur,sinirlerini tavana vurdurur....eğer uzun süre devam ederse bu durum, genç insanın ayrı eve çıkma girişimleriyle bir sonraki aşama gerçekleşir....kısacası ev ahalisinin toplu halde depresyona girmeden önceki son ayaktır babanın emekli olması.
  • aslinda hic de kotu bir sey degildir. zira emekli olan baba sabahtan aksama kadar bos oldugu icin evin disislerinin size yukleyecegi muhtemel yuklerin buyuk bolumunu alir. camiye, kahveye suraya buraya takilan baba sabahtan ekmegi gazeteyi alir getirir. evde artik 'oglum git bi kilo domates al' yerine 'gelirken bi kilo domates aliver bey' sozleri agirlik kazanir.
  • babanızın değişik huylarını keşfetmenizi sağlayan feci bir durumdur.annenizden daha fazla konuşması , herşeye karışması bir müddet tahammül edilebilir fakat kendi odanızı kafasına göre düzenlemeye kalkması ve bunu başarması hayret vericidir..
  • özetle yeni emekli olan babanın evde oturduğu ilk iki ayı işkenceye dönüştürmesi durumudur.. alışması ne onun için ne de ev ahalisi için kolaydır.. sinirlidir, asabidir ve hep haklıdır.. sürekli herşeye karışır ev işlerinden benim sınavlarıma kadar. bünyesi alışmıştır tabii canım babamın kırk seneden fazla süredir istisnasız her sabah saatin yedisinde işe gitmeye.. ilk zamanlarda uyumaz, uyuyamaz, gecenin bir yarısı duyarsın ayak seslerini çaresizliğin ama elinden birşey gelmez üzülür ağlarsın.. sonra bir bakarsın baban gençleşmiş o yoğunluktan stresten uzak kalınca, çalışmayınca ne şeker oluyormuş benim babam dersin.. artık senin dinlenme zamanın senelerdir bizim için didindin durdun bundan sonra ben senin için koşturucam bak hemen askere bile gidiyorum dönünce hemen iş bulup ben bakıcam sana demenin zamanı çoktan gelmiştir.. bunları duyduğunda gözündeki yüzündeki yüreğindeki o sıcaklığı görmek dünyalara bedeldir.. herşey yoluna girer bir süre sonra bir tek sigara içmek eziyete dönüşür, ama şanslıyım ki günde en az dört kere camiye giden bir babaya sahibim.. ama sonuçta pavlonun köpeği gibi her ezan sesi duyduğunda sigara yakan bir evlada sahip olur emekli baba..
  • yaklaşık 30 yıl çalıştıktan sonra birden emekliliğe karar verip sizi ve diğer aile bireylerini bunalıma sokmasıyla start veren olay. ilk günler uzun yıllar çalışmanın verdiği yorgunluktan dolayı geç kalkmalar boş vakit geçirmelerle geçer. ama daha sonra oluşan can sıkıntısından ötürü en yakını olan aile bireylerine sarmasıyla olgunluk evresine ulaşır. ve işine karışılmasından başında sürekli birisinin vır vır etmesinden hoşlanmayan aile bireylerinden birisiyle yapılan şiddetli kavgayla doruk noktasına ulaşıp kendi kafasına ve yeteneklerine göre bir iş bulup çalışmaya başlamasıyla sona eren süreçtir.
  • beklenmedik bir anda olması durumunda insanı hüzünlendirir.

    şöyleki;
    yıllardır çalıştığı şirketten çıkartılıp zorunlu emekli edilen bir babanın evladı iseniz ister istemez keyfiniz kaçıyor, planlarınızda uzatmalar yapabiliyorsunuz. ama bir de babanız açısından duruma bakarsanız adam resmen ortada kalıyor. patronunuz geliyor "al bu evrakların, bu da tazminatın" diyerek eline birşeyler tutuşturalak eve yolluyor. yıllardır emekliliğini bekleyen ve bunun umudu ile çalışan babanız içi buruk şekilde emekli oluyor, hatta emekli olduğuna bile sevinemiyor. evi bir hüzün perdesi kaplıyor, şimdi zamanı değildi denilip muhabbet çeviriliyor. sizin yapmanız gereken tek şey ise bir akşam eve giderken bir şişe rakı alıp, şöyle baba oğul karşılıklı içip babanızı teselli etmek oluyor. boşverin, yurtdışına biraz geç gidersiniz. aileniz için küçük bir fedakarlıktamı yapmayacaksınız.