şükela:  tümü | bugün
  • hem sesiyle hem karakteriyle hem şarkılarıyla akıllardan asla silinmeyecek sanatçıdır. onun o mavi kapaklı kaseti hala evimde duruyor.
  • 17 yıldır aramızda olmayan müzik duayeni.

    kendisinin rock müziğe katkıları, genç kesime verdikleri yıllarca unutulmayacak. gönlümüzdesin barış abi, husur içinde uyu.

    ve;

    (bkz: kol düğmeleri)
  • 17 yıl önce bu saatlerde kanal d'de alttan geçen o yazı ile televizyona öyle bakakalmışım.daha kesin ölüm bilgisi gelmeden yanımdaki arkadaşım hüngür hüngür ağlamaya başladı,annesine barış abi ölmesin diye yalvarıyo.ben ağlamıyorum ama kafamda bi tuhaflık var.
    doğukan manço son dakika haberlerine bağlanıyor başka bir kanalda umutluyuz,iyi haberler vereceğiz gibi şeyler söylüyor ama yanımdaki arkadaşımın öyle içli ağlaması beni barış abinin çoktan gittiğine ikna ediyor.
    uyuyoruz uyanıyoruz bu sefer kesin bilgiyi öğreniyoruz.
    hava gri,soğuk ve etrafımdaki herkes koca koca insanlar,sadece tv de görmüş olanlar bile hep gözü yaşlı,ağlamaklı.
    erken oldu erken çok erken.
    her sene bu saatleri,yarını tekrar yaşarim kendi içimde.

    ruhun şad,mekanın cennet olsun barış abim.
  • vefat etmeden önceki son röportajı sanki buruk bir veda gibi:

    "şu an albüm yapmamı gerektirecek bir neden görmüyorum. türkiye'nin içinde bulunduğu ortam benim bir daha albüm yapmamı gerektirmiyor. türk halkı var olduğu bugüne kadar, dört bin yıllık bir tarihten bahsediyoruz, tarihinin en kavgalı, en uzlaşmaz, en gürültülü patırtılı dönemini yaşıyor. ben bu karmaşa içinde bir daha albüm yapmayı düşünmüyorum.
    ben insanlara hayatım boyunca doğrulukları anlattım. geldiğimiz konum dolayısıyla bu doğrulukları anlatmanın pek fazla işe yaramadığını görüyorum. bir üzüntü var tabii ki. bir hüzün var itiraf edeyim ki. ama yapmam da lazım. bunu bırakıyorum. bundan sonra bu işi de bırakıyorum...

    hayranlarım bir tepki gösterirseler ben duyarım onları. çok sanmıyorum. sonuçta güzel bir albüm çıkartıyorum işte. zaman zaman televizyon programları yapmaya devam edebilirim. konser de veririm belki. yani onlar başka şeyler. ama türkiye'nin içinde bulunduğu şu günler, bu kadar uzlaşmaz, bu kadar kavgacı, bu kadar çözümsüzlüğü arayan bir yaşam felsefesini benimsemiş bir ortamda benim şarkılarıma insanların ihtiyaçları yok. kişisel düşüncem..

    o zaman daha huzurlu bir ortamda yani ben de daha huzurlu ortam istiyorum o zaman. evet buna hakkım var. bunca sene konuşmuş, ettiği laflar dinlenmemiş bir insan olarak huzurlu, kavga edilmeyen bir ortam istiyorum yani...."

    o günden bugüne iyiye giden bir şey olmadı barış abi.. daha uzlaşmaz daha kavgacı daha gürültülü olduk. en son bıraktığın gibi bu dünya. kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok. ve daha da kötüsü, içi boş insanlar bu dünyada çok fazla yer kaplıyor artık.
  • çocukluğumun ajdarı, şimdilerde çağdaşlarımın peygamberi.
    bi şeyi de abartmasak milletçe, ölürüz zaten.
    sırf, yüceltildiği için soğudum rahmetliden
  • yukarıda paylaşılan radyo programını dinledim. sesini duyar duymaz da duygulandım. barış abi bir ara cumhurbaşkanlığı hayali kurmuş. çok şaşırtıcı ve aynı zamanda sevindirici bir bilgi. tüm politik kinayelerden uzak bir şekilde söylüyorum, eminim her görüşten insan da buna katılacaktır. türkiye olasılıklar denizinde o kadar da uzak değilmiş güzel kıyılara. sis bir dağılsa, kaçırdığımız daha nice fırsatların farkına varacağız. ya da iş işten geçmeden daha dikkatli bakmamız, "görmek" için çaba göstermemiz gerekiyor galiba...
  • bugün ölüm yıl dönümü. aslında bugün "barış manço vapuru" kalktı ve ben aylardır bunu planlamama rağmen gidemedim. annemin rahatsızlığından dolayı. savaş manço'ya sormuştum öncesinde savaş abi "bu fikir benden çıkmasına rağmen, müzikli bir vapurda kardeşimi anmalarından hoşlanmıyorum. zaten vasiyeti doğum günümü hatırlamalarıydı, ölüm gününü değil." dedi bana. ben de gitmediğim için üzülmüyorum artık. madem vasiyeti böyleymiş. seni unutmadık barış abi. şarkıların hep kulaklarımızda. nur içinde yat güzel adam.
  • özlediğim. en çok özlediğim tarafı da pozitifliği. çok ihtiyacımız var çünkü.
    mekânı cennet olsun.
  • 1 şubat 1999'da bizim memlekette dehşet bir sel vuku bulur.

    annem gece uyuyamaz kalkar televizyonu açar. gece haberleri vardır ekranda, son dakika geçiyordur: "ünlü sanatçı hayatını kaybetti." annem bakıyor bakıyor, ekranda barış manço'nun ödül aldığı bir görüntü. yanında da ödülü veren biri tanımadığı: "bu kişiyi tanımıyorum, ben mi bilmiyorum?" diye düşünüyor. ölenin barış manço olabileceği aklına gelmiyor.

    sabah kalktığımda "nikhilen, barış manço ölmüş." diyor. biz de tabii adam olacak çocuklarla, dönencelerle büyümekte olan nesiliz. galiba şok oluyorum. sekiz-dokuz yaşındayım o zamanlar.

    o yıl, mançolojileri deli gibi ezberliyorum. kuzenimle müzik setinin önüne bağdaş kurarak, kasetleri devire devire dinliyoruz aylarca. hakkında çıkan dergileri alıyoruz annemle, hala duruyor. ve 31 ocak'ı 1 şubat'a bağlayan gece kendini bir şekilde hatırlatıyor, neredeyse hep.
    ve tabii ulaşımın kayıklarla sağlandığı o kahverengi sel günlerini de.
    kahverengiyi çok severim.

    şimdi adam olacak çocuk'u izlediğimde çocuklara döktüğü dilleri görüp bunun yarısını dökemediğimizi görüyorum. herhalde o kaset devirişler özellikle çocukları el üstünde tutuşuna birer çocuk vefasıydı.

    yaradan mekanını cennet eylesin barış abi.

    şuraya da, hep söylendiği gibi, postmodern bir ozan olduğunun belgesi niteliğinde dört şarkını ekliyorum:

    ahmet bey'in ceketi
    halil ibrahim sofrası
    dört kapı
    ali yazar veli bozar
  • öldüğünde hüngür hüngür ağladığım tek sanatçı, yıllar sonra uçurtmam tellere takıldı belgeselinden sonra ahmet kaya için ağlamıştım. keşke sağ olsalardı bugün, bu ülke onlarsız daha kötü, daha vicdansız, daha cahil, daha zalim. mekanın cennet olsun barış abi.
hesabın var mı? giriş yap