anahita

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (539)
  • 1378
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

the unbearable lightness of being

prag'ın masalsı, zaman zaman karamsar atmosferinde geçen, yer yer politik analizlerin geçtiği, sophokles'in kral oidipus eserini bolca gördüğümüz, bu nedenle "her kadın sırları keşvedilecek yeni bir kıta" cümlesi altındaki gizli anne arayışını anlatan, kadınları ayrı kılan detayların bir şapkadan çok kırılmış camlardan yansıyan narsist görüntümüz olduğunu söyleyen filmdir. birbirlerini kıskanan kadınlar arasında yaşanan duygular çok iyi işlenmiş. filmin ana karakterleri o kadar tatlı ve aynalar o kadar küçüktür ki onların ölümlerini göremeyiz.

bir de "karenin" adında köpekleri vardır ki bir köpeğe karşı duyulabilecek sevginin şimdiye kadar izlediklerim içerisinde en iyi şekilde dile getirildiği film bence:
"annemi sevmek zorundaydım, ama bu köpeği sevmeyi ben seçtim. onu senden daha çok seviyorum çünkü beni her an aldatacak korkusu yok ve beni karşılıksız seviyor."

ve film başladığı gibi "güçsüzlerin ülkesi"nde son bulur.

gördüğüm en iyi renkliden siyah beyaza geçişler bu filmde kullanılmış. ayrıca filmde man ray ve dolayısıyla lee miller'ın adı geçer.

devamını okuyayım »
13.07.2005 02:55