anahita

  • 1378
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

war of the worlds

spielberg'in, bu öykünün özellikle 1930'larda insanları sokaklara dökecek kadar etkilemiş olmasından ötürü seçtiğini düşündüğüm, bir nevi kendi ebeveynlerine karşı sorumluluğunu yerine getirmek, ayrıca bu kadar büyük bir prodüksiyonun altından kalkabileceğini göstererek bizim nesli kendisine hayran bırakmayı ve yeni bir baş yapıt ortaya çıkarmak amaçlı ürünüdür. spielberg ile aramızda özel bir bağ var çünkü çocukluğumda beni heyecanlandıran tek unsur olan "uzaylılar"a takmış durumda.

--- spoiler ---
filmin başlangıç sahnesindeki geçişler ve kamera hareketleri filme harika bir giriş yapmamızı sağlıyor. "evren üzerinde okyanustaki bir su damlası kadarız" felsefesinin doğadaki haliyle görselleştirilişi harika bir fikir olmakla beraber, dünyanın canlı bir organizma olduğu -gaia-, yokedilebilmesinin tanrıdan çok kendisine bağlı olduğu üzerinde duruyor. ve film döngüsel bir şekilde son buluyor.

tom cruise'un canlandırdığı karakter filmin başında büyük makinalarla oynarken verilmesi akıllıca. zaten filmin devamında alışkın olduğu üzere büyük makinalarla oynamaya devam edecektir. bu karakter filmin başında umarsız bir baba iken olaylar geliştikçe karakter de değişime uğruyor. tom cruise'a babalığı yakıştıramasam da, yönetmenin başarısından dolayı onun soğuk oyunculuğu bile yutulabiliyor. baba'nın bu koruyucu/etken rolüne karşın, anne bekleyen/edilgen'dir. annenin edilgen yapısı onu korumuştur. ve ne yapıp ne edip anneye -gaia- dönülecektir. filmin kendi döngüsel yapısı ve felsefesi de bu anlatım ile desteklenmiştir. -sembolik anlatımların mantıksal düzleme oturtmadan işlenişi sadece bu filme özgü değildir.-

baba karakterinin çocuklarını korumak için bir çok tehlikeyi göze alması ve suç işlemesi doğanın en temel kanunlarından biri olacak kadar "doğal"dır. spielberg'in de belirttiği üzere bir aileden yola çıkarak hikayenin anlatılması milli kahramanlık hikayelerinden çok daha fazla etkiledi beni. aile sevgisinin yanında unutulmayacak bir yön vardır ki bu yönü, yani karakterlerin halkı korumacı yönünü, askerlerin peşinden giden abi temsil ediyor.

filmdeki korku ve gerilim unsurlarını desteklemek amaçlı soğuk tonlar ile oldukça başarılı bir atmosfer yaratılmış. korkunun nesnesi ile burun buruna geldikleri yer tabi ki bodrum katıdır.* bu çoğu filmde kullanılmıştır. -jurasic park'ta aynısının mutfak versiyonu vardır, aynı şekilde ayna kullanımını orada da görmek mümkün-.

insanoğlunun vazgeçemediği merak duygusu deliğin açıldığı sahnede gayet iyi verilmiştir ki bu merak sadece amerikan halkına özgü değildir. -hatta burada olsa çok daha fazla insan deliğin başına üşüşürdü.- sonrasında paniğe kapılan halkın oraya buraya saldırması da yerli yerinde. arabanın camlarını elleriyle kırıp açmaya çalışan adam bunu en iyi şekilde anlatır.

spielberg çocuk oyuncu seçimi konusunda tartışmasız bir ustadır ve ben de filmin en iyi oyuncusunun dakota fanning olduğunu düşünenlerdenim. zamane çocuğunun bilmiş tavırları, yetiştirilişinin getirdiği şımarıklığı ve yaşadığı felaketler karşısında verdiği tepkileri çok iyi vermiş.
--- spoiler ---

bu film izlerken içine girilerek yaşanabilecek 116 dakikalık bir macera sunuyor bize. bu yüzden bence 1930'lardaki halk bizden çok daha mantıklı bir davranış göstererek, vücudlarının bol bol adrenalin salgılamasına izin vermiş ve dinlediklerine inanmışlardır. biz gördüğümüzü yaşamayı ve bundan zevk almayı bilmiyoruz.

devamını okuyayım »
18.07.2005 00:06