hokkaz

  • aklıselim (557)
  • 624
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 yıl önce

avni anıl

bütün eserleri:

ağla çeşmim eski lezzet kalmamış peymânede
ağlaya ağlaya giderim diyor (gelin alayi)
akşamın olduğu yerde bekle diyorsun gelmiyorsun
alem bahânedir varlığın için (bahane bahane)
aşk bu değil yapma güzel
aşk nedir nasıldır bilen var mı
ayrılık ümitlerin ötesinde bir şehir
baharla hazân birleşemez ortada yaz var
bak kalbime sevgin acı bir iz gibi kaldı
benim yârim bezden kilim dokur
ben yağmur ben güneş ben sevgi seli sağnak sağnak
bilsem ki kâlbinde hâlâ yerim var
bin yıl sürecek bir bahar gibi geldin
bir alev bir ışık senin bakışın
bir ateşim yanarım külüm yok dumanım yok
biraz kül biraz duman o benim işte
bir bakıp gözlerime her şeyi anlarsın ya
bir başka edâ başka bir arzu ile geldin
bir çağrına bin cân ile gelirim
bir geceye bir ömür verilir kanlıca'da
bir kerre bakanlar unutur derdi günâhı
bir peri masalı kulaklarına
bir yâr sevdim etekleri yeldirme
bu akşam bütün meyhânelerini dolaştım istanbul'un
bir acem bahçesi bir seccâde
dalıp hâtıralara unutma ara beni
dil şâd olacak diye kaç yıl avuttu felek
diz çöksem önünde âh niyâz etsem
dolaşır dururum boş yere neden
dönmem kucağına aşkın daha dün geldim
düşündükçe mâziyi bir rüyâ gibi zaman
düşüverdim mecnun gibi dillere
ey bu bahçelerde esen eski şarkılar nerdesiniz
firâkınla yansa ten yine vuslat dilemem
geceler içinden bir gece seçtik
gönül her akşam yanında görmek ister seni
gözlerin bir aşk bilmecesi sorar gibi (aşk bilmecesi)
gözlerin kömür senin bakışın ömür senin
gözlerin senin gözlerin beni nar rengi ...
gül biraz bunca keder bunca gözyaşı bitsin
gülünce güzelsin ağlarken güzel
gün be gün yaşanan o hâtırayı unutup boş yere atmak olmaz ki
güzel gözler menekşe yüce dağlar mor olur
her seher goncalar açtıkça solan gül dökülür
irmakla akıp taşmışım bulutla gezip şaşmışım
içimde bin türlü keder senden gelir sana gider
ağla gitar çal gitar (içimde nice uzun yılların)
içimde nice uzun yılların özlemi var (ağla gitar)
iki dudak arası bir zaman
kader kime şikâyet edeyim seni bilemem
kaderimde hep güzeli aradım
kadir mevlâ'm sen verirsin bu canı
kalbimi dolduran güzel gözlerin
kederden tasadan gamdan söz etme
kısmet deme hayâllerime usandım sanırım
kim derdi ki bir gün bana cânân olacaksın
kim kime yürekten vurgun
kurumuş topraklar gibiyim (yağmur duasi)
yağmur duasi (kurumuş topraklar gibiyim..)
kuytu ormanlar gördüm gözünün hâresinde
lâcivert akşamlar susunca birden
marmara incisi ey şirin diyâr (mudanya güzeli)
mudanya güzeli (marmara incisi..)
mâziyi düşündüm de yoruldum hâlin elinde
merhabâ kız kulesi merhaba eyüp sultan
mihrâbım diyerek sana yüz vurdum
ne olur akşamları gelsen otursan yanıbaşımda
ne yeşili ne siyahı gözümde hep gözleri var (yalan yillar)
ne zaman seni düşünsem içim ürperir
neden hiç dinmiyor gözyaşların bî-çâre gönlüm
ömrümüzün son saati çalmadan gel ne olur
öyle dudak büküp hor gözle bakma
rüyâ gibi uçan yıllar biraz durun durun biraz
safâlar getirdiniz safâ geldiniz dostlar
sâkî boşalan sâgara dök eski şaraptan
sen âşık olamazsın gökte kaç yıldız var bilmiyorsun
sen bir parça seviver ben onu sel eylerim
sen körfeze geldiğin zaman yıldızlar güler
sen ne kadar saklasan gönlündekini
sen o ulaşılmayan çok uzak kıyılarsın
sen saçlarıma koşan aklar gibisin
sende bir sen yaşar ki o sen değilsin
seni gördükçe gönlüm gibi ömrüm de bir başkalaşır
sevginin baharı mı derdinle geçen her dem
sevil sevil de atıl oldu mu ya
sevmek acı bir arzu derler sevilmiyor sevenler
sevmiyorum seni artık gözlerimi geri ver
son akşam döküver örgüleri de..
son gemi benim için kalkar limandan
sordular mecnûn'a leylâ'nın saadet hânesin
söyle ey dilber nesin sen can mısın cânân mısın
söyletenle söyleyen dil hepsi bir
şarkılar söyle o sâhillerde rüzgârlar bana
şarkılar yazdım sana sazlar seni kıskandı
şu yalan dünyâyı aşksız geçirme (her şey aşk için)
toprak olmaz bende tenden başkası
uçtu ellerimizden en güzel günler aylar
unutamıyorum unutamıyorum gecem yok artık gündüzüm yok
unutulmuş ne varsa sevgiden geri kalan
uzuyor yıllar gibi dakikalar sen yoksan
ümîdim sen neş'em sen hayâlim hülyâm sensin
üzgün değiliz belki de memnun gideriz
vakit geçti erenler gayrı yaklaştı encâm
yeşil gözlerinde nemler
yıldızlar saçılmış inciler gibi
yollara düşüyorum sen başlıyorsun
mevsimler ayrıdır çiçekler başka
bir eylül getirdi sevgini bana
hayırlısı veys'dir tâbiinlerin
engine de deli gönül engine
o ne ince oya ne zarif nakış
burada mevsimler gün batımında
bu ömürden bu tükenmez çileden ağaran saç dökülen yaş kalacak
leyleği havada görmedik amma gönlümüz yerinde durmak bilmiyor
bu kadın herkesi mecnûn edecek
birdenbire bir aşk bu sırasız zamansız
sevgin yaşatır beni sevivermen öldürür
kadeh var yiyesim gelir
bu nasıl sevgi böyle bu nasıl tutku
eylül'e az kaldı yeşiller kızıla sonra sarıya kesecek ve düşecek dallarından
sen gelsen eğer her gece mehtâb ile eller buluşur
öyle güzel öyle şirinsin ki sen
bir göz aşinalığı var aramızda
yüzümü hasretine döndürdüm bekliyorum
sen gelmeyi bilmiyorsun aklın hep gitmelerde
ceylân gözler umutların pınarı

devamını okuyayım »
03.04.2007 15:12