jesus vs mohammed

  • 2024
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 ay önce

sultan abdülaziz

30 mayıs 1876 günü kendisinin tahtan indirilmesi ve ardından yaşananları bir de padişahın annesinin ağzından*dinleyip not alan ahmet tevfik bey bize o günü abdülhamit in hatıraları adlı kitabında aktarmıştır. lakin kitap ne yazık ki artık basılmamaktadır benim elimde olan baskısı ise 1936 senesine aittir. o gün yaşananların bir kısmını ben de o kitaptan aynen ve (imla yanlışlarıyla) aktarıyorum:

'hicri 1293 senesi rebiülevvelinin yedinci günü saat sekizde -yani sabaha karşı- yangın var diye valde sultanı uyandırıyorlar. valde pencereden bakıp (hayır bu yangın değildir. arslanımı tahttan indirdiler; murad efendiyi çıkardılar. ne yapalım allah ın emri böyle imiş) diyerek sultan abdülaziz'i uyandırıyor. padişahın, ne oldu? sorusuna : (ne olacak allah'ın takdiri yerine bulsa gerektir) mukabelesinde bulunuyor. bu cevap üzerine abdülaziz: (anne bunu bana kim etti? beni sultan selim e mi döndürdüler. ben kime ne ettim?) diyor. valde sultan: (avni paşa etti) diyorsa da abdülaziz: (yalnız avni etmedi. püşdü paşa ile ahmet paşa da bu işe dahil) diyor. annesi (durunuz efendim. anlayalım) dedikte: (ne duracağım efendim. ben bu felaketi otuz-kırk defa rüyamda gördüm. bundan sonra cebrail gökten inse devleti kabul etmem. artık makbulüm değildir. cenabı hakkın takdiri böyle imiş) diyor ve elbiselerini giyip bekliyor. biraz sonra kayığa bindirilip sarayburnu na çıkarılıyor ve oradan araba ile topkapı sarayı na götürülüyor. hünkar sofasına çıkarılıyor. spfanın eşyası bir iki sandalyeden ibaret... biraz sonra çorba gönderiyorlar. yanında bulunan kalfa (kaşıksız efendimizin önüne nasıl koyayım) diyerek kaşık isteyince bir kırık tahta kaşık veriyolar. abdülaziz: (getiriniz. ziyanı yoktur. ilahi mukadderattır) deyip çorbadan biraz içiyor. sonra abdest almak istiyor. nalin aratıyor. (emir yoktur) diyerek vermiyorlar. abdesthaneye yalın ayak gidiyor. üç gün üç gece kuru tahta üstünde aç, susuz bırakılıyor. açlığı şöyle dursun, yağmurdan ıslanmış olan elbisesini çıkarmak için bir gecelik istiyor ise de yine (irade yoktur) diye vermiyorlar. ıslak elbisesi üstünde kuruyor. üçüncü gün sultan murad a meşhur tebriknameyi gönderiyor. dördüncü gün sultan murad ın iradesiyle feriyye sarayına götürülüyor. kapıdan girerken biraz hızlı yürüdüğü için bir süngülü asker göğsünden itiyor. içeri girince (annem nerede?) diye soruyor. (gelir efendim) diyorlarsa da, gözüyle görmeyince emin olmuyor. annesi koşup gelerek yukarıya çıkıyor. askerlerin ulu-orta konuşmalarını işiten abdülaziz: (aman anneciğim, bunlar beni öldürecekler) diye feryada ve ağlamağa başlıyor''.

devamını okuyayım »
09.10.2006 17:01