joule

  • 193
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 ay önce

boşanmak

noluyo lan dedirten olaydır. çok büyük bir aşkla başlamış, çeşitli badireler, hastalıklar, kazalar, ölümler, doğumlar yaşadığınız kişidir karşınızdaki..
ama bitmiş gitmiştir artık birşeyler... ben, beni çok sevdiğini söyleyen eşimden boşandım. herşeyi ama herşeyi beni çok sevdiği için yaptığını söyleyen ama benim neler hissettiğim konusunda sıfır bilgi sahibiydi bir yandan. o nedenle sevdiğinin gerçekten ben olduğumdan emin değildim artık. hatta koyu birşekilde savunduğum gerçek şuydu, o beni değil, benim olmamı istediği kişiyi seviyordu. boşanma konusunu konuşacağım gün, sanırım bunu hissetti ya da o istedi bilmiyorum. çünkü çok boktan bir sebeple evliliğimizden ama özünde benden dert yandığı destansı mesajına sadece "akşam konuşalım" cevabını vermiştim. o ise eve oldukça geç bir saatte geldi, üstelik bu sefer "iş" yüzünden değil, arkadaşıyla buluşmuş ve yanlış hatırlamıyorsam içki içmiş. tam bir sene oldu bu mesajın üzerinden. arada kaynayan kazan, isyanımın oldukça nezaketsiz bir şekilde ele alınışı ve yaşadığım her yeni günde her çabasında anlaşılmadığımın ve boşanma talebimin neden doğru bir karar olduğunun altının çizildiği aylar geçirdim.. bu dönemde ailem beni çok üzdü.. sebebi hem ailemin basiretsizliği hem eski eşimin dolduruşuna benim anlattıklarımdan daha fazla değer verilmiş olmasıydı.
benim hayallerim yokmuş, ne istediğimi bilmiyormuşum, kaşınıyor muymuşum, acaba manik depresif miymişim, o değilse tiroid rahatsızlığımdan olabilir, o da mı değil, o zaman uyuşturucu kullanıyor da olabilirim.. ne halim varsa göreymişim, annem babam sokaktan geçen insanlar mıymış niye onlarla konuşmuyor muşum, neden susmuşum, neden konuşmamışım neden neden neden...
bunları duydum eski eşimden, annemden, babamdan, abimden... bir dönem hayatımda en yakınım olduğuna inandığım dört kişiydi bunlar...
oysa amacım, insan yerine koyulmaktı sadece... ben, seninle aynı hayalleri paylaşmıyorum diye hayalsiz, aynı fikirleri savunmuyorum diye manik depresif olmayı kabul edemiyorum hala.. bunları yazarken hala ağlıyorum..
ev almak benim kararım değildi, bahçeşehirde oturmak benim tercihim değildi, haftasonları evde yalnız kalmak benim tercihim değildi, istanbuldaki her organizasyona geç kalıyor olmak benim tercihim değildi, insanların içinde evimizin içindeki sorunları pat diye ortaya döküldüğü için tartışma durumunda kalmak benim tercihim değildi...
ben sadece, "ortak" bir hayat yaşandığı fikrindeydim. "ortak"sa bunun adı, benim kararım diye birşey olması bence doğru değildi... "biz"im olmalıydı kararlar.. hem de bizi doğrudan ilgilendiren kararlar..
ama ne oldu biliyor musun sözlük, ben karşımdakilerin de ihtiyaçlarını gözeterek hareket ettiğimi zannederken baktım ki ben sadece bana çizilen sınırların içinde oynuyorum.. kimse benim gerçekten ne istediğimle ilgili hiçbir şeyi sikinde sallamıyor.. tabi ki önce can sonra canan, ama evlilikte "can" "biz" değil miyiz amk? ben çok yanlış gelmişim belli ki..
ben çok doğru muyum, hayır.. ben ne öğrendim biliyor musun, ben sürekli amına koymazsam karşımdakinin istediklerimi ya da istemediklerimi anlatamıyormuşum bazı insanlara... ama benim "biz" anlayışım belki başından beri belki eski eşim, "ben ıraka bölge müdürü oluyorum!" diye geldiği anda dank eden belki de zamanla şekillenen birşey ama çok yanlış yerlere gitmişiz onunla... çok başka yönlere gitmişiz.. ben anlatamamışım kendimi belki, o anlamamış belki..
öyle ki, artık hakikaten anladım dediğinde gerçekten inanabilseydim bile beklentimin kalmadığı, beni sevindirmeyen bir şeydi.
ilişkimizin özeti, eski eşim ıraka gidiyorum dediğinde benim hatırlamıyorum ama birkaç ay bu olaya tepkisiz kalışım! ben "ama hayali bu sonuçta" diye diye kendimi avutmaya çalıştım başta.. ama artık bu bardağı taşıran son damla oldu. ben daha önce söylemediğim yeni birşey söylemedim hiç. ben ne istemediğimi belirtmiştim zannediyorum... ama işte olmamış anlaşamamışız.. bu yüzden ben hayalsizim onun hayalleri var, ben ne istediğini bilmeyenim o bilen... boğuldum sözlük.. çünkü benim ne istediğimi de o bilirdi.. ben değil..

özetle ben boşandım sözlük.. çok ani bir şalter kapanması ve herkese savaş açılmak suretiyle oldu bu...
30 yaşındayım, üniversiteden mezun olduğum döneme geri dönmüş aradan geçen yıllar biranda hiç olmuş gibi hissediyorum zaman zaman..
ben boşanmak için evlenmedim, çok sevdiğim için evlendim.
ben sadece "en yakınım"la kendimi anlatma mücadelesini reddettim. çünkü bu mücadeleyse eğer en yakınım lafı saçmalık kalıyor... strateji giriyor, ali cengiz giriyor... ben düz konuşmak düz anlaşılmak istiyorum. karşımdaki de düz olsun alengirli gelmesin istedim. bazen isteklerimiz çakışabilir ama mutlaka buluruz ki bir yol... niye ali cengiz dönsün?
aldatma bildiğim kadarıyla yok ve buna ihtimal vermiyorum, alkol yok, kumar yok, dayak yok... bunlar yoksa boşanma kararıma "ikna" olmadığı için anneannemin tabiriyle bana "oğlunu üzen geliniymişim" gibi davranacak bir annem varmış bir de bunu gördüm..
amına koyim işte bu da böyle bi anımdı..

devamını okuyayım »