ladyshallot

  • 2996
  • 0
  • 0
  • 0
  • 12 yıl önce

hipodrom

hipodrom, şimdinin sultanahmet meydanı.. osmanlının at meydanı..bizans devrinin hipodromu. şu an meydan olarak bildiğimiz yer vakt-i zamanında bir tepelikken hipodrom yapılmak üzere insan gücü ile düzleştirilmiştir. alanın genişliğini bilirseniz düzleştirilen yüksekliği hayal etmeniz daha kolay, hayretiniz de o denli büyük olur. hipodrom’da bilindiği gibi istanbul’un at yarışları, imparatorluğun önemli günlerinde kutlamalar, geçit törenleri yapılmakta idi. hipodromun sınırları şu anki sultanahmet camii’nin dış avlusu, damat ibrahim paşa sarayı’nın girişi, türk edebiyatı vakfı ve sultanahmet anadolu teknik lisesi içersindedir. tramvay yolunun kenarındaki milyon taşının gerçek yeri şu anki konumu ise zamanında o da sanırım hipodrom’un içersinde bir işaret taşı imiş.bu muazzam yapı tam ortasındaki adada dikilitaş, yılanlı sütunve örme obeliski gibi yapıtlar bulunmakta idi. şu anda yerden alçakmış gibi göründüğüne bakmayın bu taşların zeminlerinin. zamanında istanbul topografyasının 7-8 metre daha aşağıda olduğu bilinen bir gerçektir.

dikili taş (mısır obeliski) imparator i. theodosius zamanında istanbul’a getirilmiştir. üzerinde hiyeroglifile çeşitli öğütler bulunduğu belirtilir.
samatya’dan meydana 30 küsür günde getirildiği söylenir. kitabesinde imparator i. theodosius’un yanında şehir yöneticisi proclus’un da ismi geçer. fakat ismi bir yolsuzluğa karışan başkanın ismi bir ara kitabeden silinir. bir süre sonra aklanan proclus ismini tekrar oraya yazdırır. yakından bakarsanız siz de fark edebilirsiniz bu yazma-kazıma-tekrar yazma işlemini. taş tunç bir temele oturtulmuştur sağlam dikilmesi için. tunç sütunun altında kaidede resimli anlatımla imparatorun yarışları izlediği, eğlence törenindeki çalgıcılar, ve cocukları ile olduğu halleri vardır.

yılanlı sütun, m. ö. 5. yy’da persleri yenen yunanlı askerlerin pers ganimetlerini bir kazanda eriterek meydana getirilmiş harika bir eserdir. ilk önce delfi’de apollon tapınağı'nda dikilmiş sonradan doğunun en güzel şehrini imar etmeyi amaçlayan . imparator konstantin tarafından 4. yy’nin ilk yarısında istanbul’a getirtilmiştir. istanbul’da var olan en eski eserlerden biridir. yılan başlar 17. yy. kadar yerinde durmakta imiş lakin sonradan ortadan yok olmuştur. bir rivayete göre kafası sarhoş iki yeniçeri kalan son yılan başını da kılıç darbesi ile kesmiştir. cumhuriyetten sonra yapılan bir kazıda paha biçilemez mozaiklerle birlikte bu başlardan birini de bulunup arkeoloji müzesi'ne konulmuştur.

örme obelisk ise, hipodromun marmara’ya yakın yerinde konumlanmıştır. hakkında çok fazla bilgi yoktur. 10. yy eseri olduğu tahmin edilmektedir. latin istilası sırasında üzerindeki levhalar soyulmuştur. yakından bakıldığından anlaşılacağı gibi bir zamanlar atış hedefi olarak kullanılmıştır.

hipodromun yanında kuzey ve güney sınırı yerebatan sarınıcı ile cankurtaran arasında olması muhtemel olan bir yerde imparatorluk sarayı inşa edilmişti. saray, sarayburnu’na kadar gider. bu saraydan günümüze kadar ulaşmamıştır fakat bazı izleri vardır. örneğin harem-i hümayun'daki sultan hamamının ılıklık bölümünde şu anda kadar gelebilmiş ikonların aslen imparatorluk sarayına ait olduğu belirtilir kimi kaynaklarda. sarayın bahçesinde bizans sarnıçlarından tutun sütunlarına kadar bir çok eski saray kalıntısını görebilirsiniz.

hipodromun günümüzde kalan tek parçası mithat paşa’nın üzerine yaptırdığı sultanahmet anadolu teknik lisesinin temelleri olan sfendon’dur. sfendon yakından bakıldığında ilk anda fark edilmeye bilinir. küçükayasofya’ya giderken, türkistan aşevinden aşağı kıvrılaran indiğiniz yokuş aslında sfendon’nun yokuşudur. kafanızı kaldırıp dev gibi koca duvarı görmüşlüğünüz mutlaka vardır. kuş bakışı bir görüş ve biraz hayal gücü hipodromu tüm ihtişamı ile gözünüzün önüne getirir.
buyrun efendim tadından yenmez bir seyir sizin olsun..
(bkz: http://www.flickr.com/…zoom.gne?id=305296015&size=l)

devamını okuyayım »