ladyshallot

  • 2996
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 yıl önce

öğretmen

kemal sunal’in diger filmlerinden epeyce farkli oldugu bir film öğretmen. hatirliyorum da güldürmüyor diye izlememistim kücükken. az önce tekrar izledim. zaten sadece güldürdügü için izlemiştim diğer filmlerini. şaban’ın bakhtin metodunu uyguladığını hiç düşünmemiştim şimdiye kadar. rus edebiyat eleştirmeni mikhail bakhtin, mizah’ın en baskıcı resjimlerde bile kuvvetli bir mesaj aracı olabilcegini söylemiştir. kendisinin stalin döneminde yaşadığını düşünürsek bir bildiği oldugunu görüyoruz.
bir köyden istanbul’a tayini çıkan hüsnü öğretmen yeni sınıfına girip tanisma faslina başlar. tahtaya kalkmak isteyen var mı diye sordugunda tüm öğrenciler boyunlarini kaplumbaga gibi masaya dogru gömerler. onlardaki tahta kompleksini gören öğretmen “2 kere 2 kaç eder?” diye sorar. herkes bilir. ve basit adıma sınıftaki tahtaya çıkma korkusunu yener. bu sahneyi tüm ilk okul öğretmenlerine izletmeli aslında. öğrenciye teşvikle de harika şeyler yapılabilcegini görmeliler.

sonra hüsnü öğretmenin geçim sıkıntısı yüzünden kafayı yemesi kendi hayatımdaki öğretmenlerin hayatlarını gözden gecirmeme sebep oldu. geçenlerde üsküdar meydanda harita, manzara resmi satan kişinin de öğretmen olabilceğini düşündüm nedense. filmde öğretmenler hiç saklamadan ek iş yapıyorlardı. şimdi ki öğretmenlerin ek- özel dersler dışında bir iş yapıp yapmadıklarını düşündüm.

filmde öğrencileri tarafından çok sevilen hüsnü öğretmen akşam eve geldiginde bir sürü erzak ile karşılaşır. bu durumdan işkillenen milli eğitim bakanlığı önce bu durumu araştırmak üzere müfettişler salar okula. bakar ki öğrenciler öğretmenlerini çok seviyor, sevdikleri için yapmışlar ve de hiç bir şikayetçi yok bunu müsteşar telofonda birden hüsnü öğretmenin ödüllendirilmesini hatta “yurt sathında” bir kampanya yapılmasını istiyor. telefonda daralmis bir şekilde müsteşara rapor veren memu birden cıvıyıp yavşıyor. nedense bu sahne de pek bir ironik ve de sembolik geldi bana. gerekirse doverim de severim de diyen annelerimizi hatırladım birden bakanlıgın bu hareketinden sonra.

sonra öğretmenler gününde cocuklarinin öğretmenlerini cok beğenen velilerin birden çark edip onu topluca şikayet etmeleri de unutulmamasi gereken, “burasi türkiye” bir sahne idi.
ya hep beraber destekleriz ya da hep beraber köstekleriz nedense. filme hakki yenmemesi gereken karakter, gazeteci baba” bir tek sag duyusunu öldürmeyen tipleme idi.

devamını okuyayım »
09.01.2006 02:16