matrakcinasuh

  • 2220
  • 5
  • 3
  • 0
  • dün

medcezir

medcezir'in şöyle bir sıkıntısı var; bir fanus vazifesi görecek bir site bulursun. bu sitede yaşayanlar zâten multimilyonerdir. hâliyle hepsi ekistıra hiper arabalara binebilir, ultura lüküs kıyafetler edinebilirler. bir kafeye giderler, bir ciyme ya da fitnısa giderler, bi de "şehir kulübü"nde biraraya gelirler, dizi böyle akar gider.

ancak bu yapay dünyanın bir de maişet ihtiyacı var, değirmene su verilmesi lâzım. kolay! bunlar nasılsa multi milyoner değil mi, o zaman hepsi multimilyonerlik yapar. nasıl yapılır multimilyonerlik? bir pılaza bulursun, tiril tiril ofisler yaparsın, her bölüm bir tane de toplantı gösteririz, el âlem çalışırken, dostlar alışverişte görsün. bitti mi? bitmez. sen bitti sanırsın.

allah aşkına, şimdiye kadar yaman'nın eski mahalledem tamirci çırakları ve sevgili anneciği hâriç bi kişiyi çalışırken gördünüz mü? 2'inci bölümde ender hanım bi şantiyeye girdi çıktı hepsi bu! ulan selim bey'in bile bir müvekkilini, bir davasını görmedik. ha bir de yaman sınava çalıştı... eeee? misâl orkunç'un bubası ne iş yapar? turgut ne iş yapar? salak salak ofisinde oturup, kara kara düşünerek mi milyonları idâre ediyor?

hele dün sûde'ye bi şeyler devrettiler. ulan sûde ne iş yapar ki, ona ne devrediyorsun? çocuk oyuncağı mı bu işler!

her bölüm en azından bir dizi kişisini bir yerde görsek. misâl koca multimilyonerler sitesinde bir doktor, bir tüccâr, bir mühendis oturmaz mı! bi hafta bir hastanede doktor sıkıntı yaşasın, sonra mühendis fabrikada bir sorun çözsün, birinin karadenizde gemileri batsın.

orkunç bir bölüm bubasından kalayı da, beş kardeşi de yedi, altına sıçtı. gördük ki orkunç ev'de totaliterizm hâkim. e sonra ne oldu? nerede o baba? o kafa yeme meselesinden sonra o bubası orkunç'u sağ bırakır mıydı?

sonra o gençlerin bulustukları o kafe! kardeşim para, araba, imkân...bu çocuklar gerizekâlı mı, her gün aynı yere mi gidiyorlar yaw?

büyük tantana yaptınız, asım şekip zamazingo üniversitesinde ders yılı başladı. eee? bu çocukların hiçbiri ne derse giriyor, ne ders çalışıyor, ne bir kütüphâne ne de ödev yazıyor. bir bölümde okulda gözüktüler, hani yaman gitar kulübüne kaydolduydu? bir sabah erken kalkın, bir servise zor yetişin, derse geç kalın. yaman okulda bi bocalasın. yok! mübârek evlâd tozludere'den çıktı ama dünyaya pirens gelmiş de tozludere geçici ikâmetgâhmış meğer! misâl tozludere'den büyük o mâlikânede hiç yabancılık çekmedi koçan. sanki 40 senedir gül buduyor, sanki tozludere'de de siemens mutfakta şeftâlili omletler pişiriyordu...

hâsıl-ı kelâm; medcezir bir fanustur koydu önümüze. biz de kimimiz fakir, kimimiz mutsuz, kimimiz hırslı ama hepimiz sıradan insanlar olduğumuz için bu yapay dünyayı biraz imrenek, dişiler erkekleri, erkekler dişileri çokca beğenerek, kimileri arabaları ağzının suyu akarak, kimileri o gökdelen pılazaları hayranlıkla, hanımlar her birinin kılık ve kıyafetini, tokat'ta dershaneye giden çocuklar asım şekip üniversitesini, avukatlar selim'in becerisini, tamirci çırakları, varoş sâkinleri, kenar mahalle ahâlisi yaman'ın yırtışını, kültüre sanata meraklılar mira'nın piyano derslerini, stil sâhibi olanlar stil gecelerini... bu fanus, uyduruk, yapmacık, hayal mahsülü ama biz pek soru soran izleyiciler değiliz herâlde, gâliba...

devamını okuyayım »