otlukek

  • 1407
  • 22
  • 5
  • 0
  • 4 gün önce

hayattan zevk alamamak

bu durumun bir dünya sebebi var ama ötelenmesi çok zor değil bana kalırsa.

neden sonuç ilişkisiyle gideyim:

kendine (insan olmaya) fazla mana yüklemek, sanki diğer canlılardan farklı bir yaşam amacımız varmış gibi bir algı sistemiyle yaşamak. halbuki sokaktaki kedi ya da savana'daki zürafa'dan pek farkımız yok. dahası yaşamın ortaya koyulan net bir amacı yok. (dinler dışında ki o da beni tatmin etmiyor.) sen ise kalkmış "yav nereye gidiyor bu hayat?" diye isyan ediyorsun. ee ölüme gidiyor işte. başka bir veri yok elimizde. o yüzden zaman kıymetli. bu da "oha zamanımı boşuna harcıyorum." handikabını doğuruyor. neyse ki bu kısım az buçuk bizim elimizde. gerçi yaşamın anlamının olmayışı eldeki tüm eylemlerin içeriğini fena halde boşaltıyor ama yine de kendini gerçekleştirmiş, farkındalık kazanmış biri olarak ölmeyi yeğlemek daha güzel geliyor bana. aslında işin gerçeği yaptığımız tüm eylemler (makyajdan tut yılbaşı ağacı almaya kadar) zamanı doldurmaya ve süslemeye yönelik. herhalde bilinçaltımızdaki o gerçeği -yaşamın anlamının olmayışını- bu şekilde bastırıyoruz. bunu bir çeşit oyun gibi düşünüyorum ben. bu evrensel oyuna katılabilirsin ya da kenardan bakıp "bu gerizekalılar ne bok yiyor?" diye düşünebilirsin. hani bazen çok sarhoş olduğumuzda hunharca dans ederken ya da biriyle yiyişirken anlık bir "olayın saçmalığını kavrama" durumu var. bir kaç saniyeliğine bilinç açılıp kapanıyor. işte biraz ona benziyor. gözünü kapat ve oyuna devam et.

diğer canlılardaki hayatta kalma maratonu modern yaşama geçtiğimizden beri bizdeki etkisini yitirdi. sokaklarda hala açlık ve soğukla baş eden insanlar var tabi ama çoğumuz evde yiyeceğimiz ve sıcak ortamımızla duruyoruz. hayvanlardaki öl ya da hayatta kal durumu yok özetle. bu da kafada "ee ne bok yiyeyim ben bu hayatla" düşüncesini doğuruyor. belki evrimsel bir zımbırtıdır o kadarını bilemiyorum. hayatın için mücadele etmen gerekmediği için varlığının üzerine çok da eğilmiyorsun haliyle. salıyorsun onu kendi haline. pırıl pırıl beyinler boşlukta süzülüyor ya da mücadele etmen gereken zeminler çok kaypak ve saçma (iş ortamları) adapte olamıyorsun.

neticede dinlerin pompaladığı "her şey insanlar için." cümlesi koca bir balon bana göre. anlık zevkler ve yuvarlanmalar eşliğinde sona gidiyoruz. anlık zevkler demişken bulgur pilavı+ ev yoğurdu ve ev turşu ile fena halde hayattan keyif alınabiliyor yahu. az önce hayata bir kez daha bağlandığımı hissettim şahsen.

editi: arkasından tahin helvası da yapıştırın*

devamını okuyayım »