pergele

  • 350
  • 7
  • 2
  • 0
  • dün

salkım hanım'ın taneleri

kitabın yazarı yılmaz karakoyunlu bir mülkiye mezunu, maliye müfettişi ve de bir dönemin maliye bakanı. dolayısıyla türkiye'de devlet geleneği ile maliye tarihinin birincil elden tanığı. hatta 1936 doğumu ile de 12 kasım 1942 tarihli 4305 sayılı varlık vergisine de tanık da. dolayısıyla kitap ve film, kurgu olmakla beraber yaşananların da gerçekliği göz ardı edilemez diye düşünüyorum.

filmi henüz izliyorum. bunca yıldır neden geri planda bıraktığımı düşününce aklıma filmin çıktığı dönemlerde tv'lerdeki tanıtımlarda hep magazin programlarındaki hülya avşar'ın seks sahnesi ile döndürüldüğünü hatırlıyorum. bu tanıtım filmden uzaklaştırmıştı beni.

bu noktayı bi kenarda tutarak ;

--- spoiler ---

film varlık vergisi döneminde istanbul yerleşiği gayrimüslimlerin yıllardır edindikleri kültürel birikimi ve mal varlığının ellerinden alınmasını anlatıyor. ama bunu yaparken, burjuvazi ile türk kasaba kurnazı üzerinden güç, nezaket, kentli olma, zengin yaratılma sürecini de gösteriyor.

detay vermek gerekirse, yıllardır bu ülkenin organik parçası olan gayrimüslimler kentliliği, sermaye birikimi, işbilirliği ile toplumun kültürel dokusunu da oluşturuyor. topluma derinlik katıyor.

öte yandan kasabadan şehre göç eden (durmuş) türk zengini ise kurnazlığı, alavere dalaveresi, kısa yoldan zengin olma hayaliyle adam öldürmeye varan kötülüğünü sıradanlaştırarak basamakları atlamanın peşinde, bunu da kendine mübah görüyor.

--- spoiler ---

filmin spoiler olarak desteklediğim, kısa yoldan zengin olma, sığ, sıradan davranarak ilkesiz yükselme ve kötülüğünü paraya tahvil etme olayı ile filmin yapımcısının hülya avşar üzerinden filmi satmak istemesi arasında paralellik olduğunu düşünüyorum.

aslında ilkeli, ahlaklı, nazik bir şekilde filmini anlatmak varken, kısa yoldan para kazanmayı seçmiş yapımcı. tıpkı türk tipi zengin olma çabaları gibi. bu da bana garip geldi. halbuki buna fırsat verilmeseydi çok daha güzel bir izlenimi bırakılabilirmiş.

gerçi düşünüyorum da, kitle de benzer. filme gidenlerin tamamı kısır bir seks sahnesi görmeye gitmiştir. onlar için hayal kırıklığı. hatta bu sahneyi dışarda bırakırsan türkiyede yaşayan durmuşlar için fazla bi film.

oyunculuklar çok iyi. özellikle kamran usluer, zafer algöz, derya alabora ve uğur polatı oldukça beğendim. türkiyede az sayıda dönem filmi vardır, bu 1940 ları anlatan oldukça başarılı olanlardan biri.

devamını okuyayım »