puura

  • azimli
  • hırçın golcü (298)
  • 3361
  • 51
  • 12
  • 0
  • evvelsi gün

izmir

artık bu topraklarda neredeyse bir etnik grup olarak algılanmaya başlayan insanların yaşadığı yer. bahsi geçen bu algının oluşmasındaki pay 4,5 milyonluk şehirde yaşayan herkes değildir elbette. bu şehrin dokusunu oluşturan, yapısını şekillendiren belki stereotyping'lere maruz kalınmasında en büyük etki sahibi kitle bu şehrin yerlileridir. bunlar, hani dışarıdan bakanların anlaması için söyleyeyim " geliveriyom gari" diye konuşan ödemiş, tire, bayındır, kemalpaşa, bergama vs. gibi kasabaların yüzyıllardır orada yaşayan yerli halkıdır. diğer kesim ise balkan harbinde, mübadele sırasında veya diğer göç hareketleri ile buraya gelen "suyun öte yakası" insanlarıdır, ege adalılarıdır. bu iki kesim birbirine hayli benzeş bir kesimdir, ortak paydaları çok yüksektir. levantenler, az sayıda yerli rumlar, yahudiler ise bu iskelete harç koyan daha küçük unsurlardır.

bütün o izmir'le anılan boyoz, gevrek, kumru, rakı-balık, ot yemekleri, tire pazarı, güzel kızlar,sahil kültürü, ege mutfağı, rahatlık, esneklik, atatürkçülük, kısmen militarizm, lokal spor kulüpleri, sto'lar, laiklik gibi olgular bu kesimler tarafından kentin karakter dokusu haline getirilmiştir. zira izmir'in kızları dediğimiz kızlarda suyun öte yanından gelen ailelerin veya onlarla karışan kasabalıların çocuklarıdır. bütün bu yukarıda yazdığım tag'leri ve kökenlerini incelerseniz bunun böyle olduğunu görürsünüz.

bugün bu kendini kürtler'den hatta göreceli olarak anadolu'dan soyutlama düşüncesi, bu mikro milliyetçilik, ötekileştirilmenin etkisiyle olduğu kadar farklı olmanın bilinciyle de yapılmaktadır. üstünlük değil farklılık. çünkü izmirli için "öteki"nin kendisine negatif dışsallığı vardır. toplumsal yaşamda etkileri vardır. meseleyi bir "x'ler geldi, y bozuldu" eşiğine getirmek istemiyorum ancak ortada bir gerçeklik vardır. bir mücadele vardır. bu da izmir'in istanbul gibi ortak kimlik harmonisinde yoğrulup,şehrin dokusunun değiştirilip, "ıstanbul (ı harfiyle)" kimliğini kaybettikten sonra, kişiliğini yeniden bulan bir kent olarak varolması örneğinde olduğu gibi olup olmaması sorunsalıdır. "küçük olsun benim olsun" düşüncesidir. şehrim bozulmasın mücadelesidir.

bütün o "istemezük" zihniyeti, bu mikro milliyetçilik, yani izmir milliyetçiliği, iktidarların kentin dokusunu bozucu hareketlerine direniş ( yaşam tarzına müdahale, oy toplamak için ülkenin farklı bölgelerinden getirtilip varoşlara yerleştirilen kitleler, toki vs..) ve gene kentin dokusuna entegre olmayan kitlelere karşı kimi zaman ırkçılık-beyaz türk eksenlerinde kendisini gösteren tartışmalar bu mücadelenin ana temalarıdır.

devamını okuyayım »